[-] >
  • museum of ice cream

    Çocukluk Hayallerinin Gerçekleştiği Yer: Museum of Ice Cream

    Pespembe duvarlar, rengarenk odalar, içinde yüzdüğünüz şekerleme havuzları, muz salıncakları, duvarlarda eriyen dondurmalar ve pembe aynalı odalar… Alice Harikalar Diyarı veya Hansel ve Gratel masalından değil, gerçek bir 21. yüzyıl müzesinden bahsediyorum. Adı üstünde, Museum of Ice Cream (MOIC) dondurma kadar renkli ve dondurma kadar mutluluk verici bir dünya sunuyor. İnstagram sevenlerin ve milenyum neslinin beklentilerini fazlasıyla karşılayan bu gerçeküstü ve capcanlı müzede en çılgın çocukluk hayalleriniz gerçek oluyor.

    Kaynak: globetrendermagazine.com

    Kaynak: globetrendermagazine.com

    Dondurmadan esinlenen Museum of Ice Cream, dondurma temalı sanatsal yerleştirmelerin ve interaktif eserlerin yer aldığı odalardan oluşuyor. Günümüze kadar sırasıyla New York, Los Angeles, San Francisco ve Miami’de kapılarını açan müzeyi 2016’dan bu yana 1 milyondan fazla kişi ziyaret etti. Farklı bina ve sergilemelere sahip olan bu şubelerin ortak noktası ise hepsinin oldukça renkli odalardan oluşması ve ziyaret sırasında ziyaretçilere bol bol dondurma servis etmesi.

    Kaynak: incrediblethings.com

    Kaynak: incrediblethings.com

    Müzeyi gezerken girdiğiniz neon ve pastel renkli her bir odada farklı interaktif enstalasyonlar bulunuyor. Duyulara hitap eden, yaratıcı zekanın ürünü olan bu odaların her köşesinde fotoğraf çekenlere rastlamanız mümkün. Külahlı dondurmaların bulunduğu oda, duvarlarda eriyen dondurma odası, muz salıncağı, aynalı oda ve içine girebileceğiniz şekerleme havuzu İnstagram severlerin favorilerinden.

    Getty. Kaynak: tmz.com

    Getty. Kaynak: tmz.com

    Kalıcı bir binası veya koleksiyonu olmayan Museum of Ice Cream, popüler olan pop-up müze konseptinin en başarılı örneklerinden. Pop-up müze kavramı, geleneksel müze anlayışından oldukça farklı bir konsept. Pop-up müzeler, eğitim veya araştırma amacı gütmeyen, adeta geçerken uğrayıp ‘’burada fotoğraf çekeyim’’ dediğiniz sanatsal ve interaktif mekanları anlatıyor. Eğlence ve hayal gücü odaklı olan Museum of Ice Cream, beliren pop-up ekranlar gibi sık sık değişen sergilemeler ve yeni açılan şubelerden oluşuyor. Bol bol fotoğraf çekilmesini ve bunların sosyal medyada paylaşılmasını teşvik eden müze, İnstagram ve sosyal medya sevenleri hedef kitlesi olarak seçiyor.

    Kaynak: globetrendermagazine.com

    Kaynak: globetrendermagazine.com

    Müzenin biletlerini online olarak satın alıyorsunuz. 28 dolar olan biletlere, müze gezisi, istediğiniz yerlerde çekeceğiniz selfieler ve tabi ki müze içinde yediğiniz her dondurma da dahil. Müzenin açılan şubelerinin biletleri, satışların başlamasından kısa süre sonra tükenmekle kalmıyor ayrıca binlerce kişilik bekleme listeleri oluşuyor. Bunun en önemli örneklerinden biri ise biletleri satışa çıktığı anda 3 gün içinde tükenen ve 200.000 kişilik bekleme listesi oluşturan New York Museum of Ice Cream.

    Kaynak: hellomagazine.com

    Kaynak: hellomagazine.com

    Müze ziyaretçileri arasında Beyonce, Katy Perry, Kim Kardashian ve Gwyneth Paltrow gibi dünyaca ünlü isimler de var. Bu kadar popüler bir müzeyi düşündüğümüzde akla bu müzenin nasıl oluştuğu sorusu geliyor. Müze, şu anda 28 yaşında olan Mary Ellis Bunn ve ortağı Manish Mora tarafından kurulmuş. New York’un yeni mekanlardan yoksun olduğunu düşünen ikili, milenyum neslinin ilgisini çeken deneysel bir sanat projesi yapmak istemişler. İnstagram ve sosyal medya nesline en çok hitap eden ne olabilir diye düşündüklerinde ise akıllarına bir fikir gelmiş: dondurma!

    Kaynak: globetrendermagazine.com

    Kaynak: globetrendermagazine.com

    Müzenin aynı zamanda kreatif direktörü olan Mary Ellis bir röportajında ‘’tüm odaları kendim tasarladım. Bunu yaparken kendi çocukluk hayallerimden esinlendim. Çocukluğumda sık sık şekerleme dolu bir okyanusta yüzmeyi hayal ederdim’’ diyor. Bu açıdan düşününce müzenin her şubesinde şekerleme havuzu görmemiz tesadüf değil. Museum of Ice Cream ile ilgili bir başka bilgi ise kurumsal ortaklıkları. Amerikan Express ve Tinder gibi kurumsal partnerlere sahip olan müzede servis edilen dondurmalar uluslararası veya yerel dondurma markaları sponsorluğunda sunuluyor.

    Kaynak: miami.eater.com

    Kaynak: miami.eater.com

    Museum of Ice-Cream’in şu ana kadar toplam 4 pop-up şubesi oldu. İlk şubesi 2016 Ağustos’ta New York, Manhattan’da açılan Museum of Ice Cream, 5.000 metrekarelik alanda sanatseverlerle buluştu. Daha sonra Los Angeles’ın Arts District’inde açılan müze, yakaladığı başarıyı burada devam ettirdi. Üçüncü şubesi olan San Francisco, 1911 yılından Neo-Klasik binasında ziyaretçilerini ağırladı. Son olarak Miami Faelo Bölgesi’nde açılan Museum of Ice Cream, burada retro ruhunu yansıtan 4 katlı binasıyla Miami’nin kalbinde taht kurdu. Şu sıralar açık olan şubeler ise San Francisco (Mayıs 2018’e kadar) ve Miami (Nisan 2018). Museum of Ice Cream, 2018 yazı itibariyle yeni binalarında ziyaretçilerle buluşmaya devam edecek. Açılması planlanan yeni mekanların yerleri ve zamanları ise ilerleyen günlerde duyurulacak.

    Simge Erdoğan

  • Sarah M. Golonka

    Herkese, Her Yerde, Her Zaman Sanat: Los Angeles Institute of Contemporary Art

    Los Angeles, Institute of Contemporary Art (ICA LA)

    Los Angeles’ın kültür-sanat merkezi olan Art District’in yıldızı Los Angeles Institute of Contemporary Art (ICA LA), 2 yıllık yenileme çalışmasının ardından Eylül 2017’de kapılarını açtı. Misyonu, sergileri ve binasıyla enerji dolu olan bu dinamik müzenin kökleri 1984 yılında kurulan ve 2015 yılında kapatılan Santa Monica Museum of Art (SMMoA)’a dayanıyor. Los Angeles, Institute of Contemporary Art adıyla yeniden açılan ve adeta yeniden doğan Müze, Los Angeles’a yepyeni bir soluk getirmeye başladı bile.

    ICA LA, Dominique Vorillon

    ICA LA, Dominique Vorillon / interiordesign.net

    ICA LA, yeni ismi, binası ve logosuyla adeta yeniden doğdu diyebiliriz. Yenilenen müze, Santa Monica Museum of Art zamanından beri gelen çalışmalarını arttırdı, sosyal-kültürel farklılıkları ve çeşitlilikleri kucaklamayı ve sosyal farkındalık yaratmayı amaç edindi. Çağdaş sanatı her yere ve herkese yaymak amacıyla yola çıkan Müze, kalıcı sergi veya koleksiyona ev sahipliği yapmıyor. Herhangi bir koleksiyonu veya sanatçıyı öne çıkarmak yerine, yıl içinde düzenlenecek olan dünyanın dört bir yanından birçok sergiyle çağdaş sanatı Los Angeles’a taşıyacak.

    Müze direktörü Elsa Longhauser açılış sergisi hazırlıkları sırasında ICA LA’de. © Myung J. Chun / Los Angeles Times, kaynak: latimes.com

    Müze direktörü Elsa Longhauser açılış sergisi hazırlıkları sırasında ICA LA’de. © Myung J. Chun / Los Angeles Times, kaynak: latimes.com

    Değişen aralıklarla birçok farklı sergi ve sanatçıyı ağırlayacak olan ICA LA’yi ziyaret etmek ve bu özel sergileri gezmek ücretsiz. Müzenin direktörü Elsa Longhauser ‘’biz buranın aktif ve enerjiyle dolu bir yer olmasını istiyoruz’’ diyerek müzenin her geçen gün ziyaretçi profilini genişletme amacının altını çiziyor.

    ICA LA, © Sarah M. Golonka/smg photography, kaynak: ICA LA

    ICA LA, © Sarah M. Golonka/smg photography, kaynak: ICA LA

    Kulapat Yantrasast tarafından tasarlanan yeni bina, 2 yıllık bir çalışma sonucunda tamamlandı. Bina, şehrin merkezinde bugün Art District olarak kullanılan eski bir antrepo alanında bulunuyor. Gerek antrepo ruhuna gerekse modern ve dinamik bir görünüme sahip olan sarı rengin dikkat çektiği bina, toplam 12,700 metrekare büyüklüğünde. Bu alanın 7,500 metrekaresi sergileme alanı olarak kullanılırken kalan alanlarda sosyal programların gerçekleştirileceği seminer ve panel odalarına ve de müze kafesi karşımıza çıkıyor.

    “Abigail DeVille: No Space Hidden (Shelter),” 2017, Institute of Contemporary Art, Los Angeles (ICA LA). BRIAN FORREST, kaynak: www.artnews.com

    “Abigail DeVille: No Space Hidden (Shelter),” 2017, Institute of Contemporary Art, Los Angeles (ICA LA). BRIAN FORREST, kaynak: artnews.com

    Açılışı kutlamak için “Martín Ramírez: His Life in Pictures, Another Interpretation” isimli özel bir açılış sergisi hazırlandı. Meksikalı sanatçı Martín Ramírez’in çizimlerini sanatseverle buluşturan sergide, 1925 yılında Kaliforniya’ya göçmen olarak gelen Ramírez’in zor hayatı ve yer değiştirmenin getirdiği fiziki ve duygusal problemler anlatılıyor. 1929 Büyük Buhran döneminde işsiz ve evsiz kalmasının ardından kısa şizofreni teşhisiyle kliniğe yatan ve eserlerini bu ortamlarda yaratan Ramírez’in sergisi, sosyal-kültürel çeşitlilik, göç, yerinden olma, tecrit edilme gibi farklı kavramlara odaklanıyor. Müze bu özel sergiye ek olarak açılışını kutlamak için Abigail DeVille’in “No Space Hidden (Shelter),” isimli enstalasyonu da sanatseverlere sundu. Sanatçının şehir merkezinden topladığı çeşitli eşyalardan meydana getirdiği enstalasyonu, günümüzde toplumsal tabakalar arasındaki ciddi ekonomik farklılıkları anlatıyor.

    Simge Erdoğan