[-] > SANATÇININ NOT DEFTERİ > Art50.net ile 1/Bir Yıl
  • Art50.net ile 1/Bir Yıl

    Haydar Akdağ

    Art50.Net ile 1/Bir Yıl;
    Başarılı bir online sanat platformu olan Art50.net ailesinin bir yıldır parçasıyım. Her sergi ve yeni işlerimiz hakkında heyecanla konuştuğumuz, yeni fikirlerimi paylaştığımda umuduma umut katan, ortak akılla ve neşeyle izleyici ile paylaşma sürecinde yaşadığımız keyfi anlatmamak yazının bir yanını eksik bırakacaktı. Önce kazanılan dostluğu ve arkadaşlığı selamlamak gerek(!/?)
    Bir yılın maddi muhasebesi yaşadığımız coğrafyanın gerçeğinden ne kadar uzağa gidebilir ki? Kazancı ya da kaybı belirginleştirmek teknik anlamda bir bulgular ve düşünceler zinciri inşa edebilir. Gelişen bilgiler ışığında üretim, düşünce, emek, sevgi, hayal ve umut yeniden şekillenebilir. Ancak sanatçının ortaya koyacağı yüzleşme, arayış, gelecek, ütopya ya da altını kalın çizgilerle çizeceği bir bellek yoklamasını paylaşmakta temel amaç ne olmalı? Aslında “Olması gereken” nedir? Yani açık bir dille; çabanın/emeğin hedefi nedir?
    Cevap; Mutluluk olabilir mi? Ya da?
    Kendi adıma son bir yıllık süreç içinde yüreğimde, aklımda, pratik hayatımda beni kıyasıya kuşatan kaygılarıma gösterdiğim direnç neticesinde ortaya koyduğum gözlemler, öneriler, fikirler birer plastik yorumla esere dönüştü. Duygularımı şiirle, içimden geldiği gibi sizlerle paylaştım. Sanatçının ideolojisi, öngörüsü ve olması gerekene inancı sübjektiftir. Bu düşüncenin, felsefenin temel ilkesi… Ancak ruh bazen kendini öyle bir kaptırıyor ki önde aklı, mantığı, umudu önüne katıp dörtnala kıtaları geçmek şöyle dursun bütün evrenselliği ile yeni bir gerçeği inşaya kalkışıyor. Belki işin ucundan tutmak istediğim sosyo-politik gerçekleri değiştirme çabası anlaşılmamı ve eserleri izlemeyi zorlaştırmıştır. Güzel, daha güzel bir dünyayı anlatmanın yolu gerçekleri bütün aşkları temize çeker gibi; pırıl pırıl, umudu yükseltecek renkler, malzemeler, yüzeyler… Bazı cümleleri yüklemsiz bırakıyorum farkındayım. Ancak unutmamalıdır ki sanatçının hayatın gerçek yükünü kaldırabilme sınırları bir sade kahvenin yanında anlatılacak, tartışılacak muhabbete ihtiyaç duyar… Bir kahve ile konuşalım…
    Son yıllarda ulaşılabilir sanat fikrini sıklıkla duyduk, andık… Maddi ve manevi sınırlarının anlaşılır ya da erişilebilir olduğu; fiziksel ve fikirsel yeni bir fırsata zemin olduğu kanaatindeyim. Genç sanatçıların, yani bizlerin, hayatın içinde birlikte potamızda erittiğimiz kaçırılmış, ertelenmiş, üzerine düşünülmemiş, ya da fark edilmemiş temalarda gezinen düşünce ve üretimleri… Aslında bir anlamda genç kültür emekçileri demek eksik bile kalır.
    Sahi, en son kendinize ne zaman “izin verdiniz?”… Bu izni sırt üstü uzanıp dinlenmekten tutun, ruhunuza ait tutku/heyecan/merak/düşünce dile gelmemiş sınırlarınızı anlatın! Kim bilir belki düşüncenizi sembolize edecek bir imge çoktan plastikleştirildi. Zihninizdeki ses, yüreğinizdeki atış belki fotoğraf olmuştur; belki bir resim; belki bir heykel… Kendinize izin verin… En büyük ihtiyacınız belki de bu(!/?)
    Yeni bir yıla giriyoruz. Zamanla yarışmak mümkün değil… Bir sonraki güne geçmeden bir önceki saniye hayat başka şekle bürünüyor. Düşünce en büyük tasarımdır. Düşünce en büyük hayattır. Düşünce en büyük güçtür. Sihirli bir söz ya da nesne yok; evet… Ancak kendinize katacağınız bir güç var! O sihirli güç kesinlikle SANATTIR(!/?)
    Birlikte güzel bir yıla, düşüncenin renkleri çok; neşesi bol, güldüğümüz, sevindiğimiz, çok ama çok sevdiğimiz; sevildiğimiz bir yıla… MERHABA(!/?)

    Haydar AKDAĞ