[-] > SANATÇILARLA SAHNE ARKASI > Kendisi Gibi Resimler Yapan Sanatçı: Serdar Acar
  • serdar acar

    Kendisi Gibi Resimler Yapan Sanatçı: Serdar Acar

    Röportaj: Sena Arcak Bağcılar

    Serdar Acar’ın resimlerine baktığınızda aklınıza neler geliyor? İşte bu çıkış noktası ile başlayıp, aslında neyi, neden ve nasıl yaptığını oldukça samimi ve kendinden emin bir şekilde anlatan Serdar Acar ile üretim süreci, ideal mekanı ve farklı tekniklere geçiş süreci üzerine konuştuk.

    Marmara Üniversitesi Resim Bölümü’nü başarı derecesiyle bitiren sanatçı, halen Mimar Sinan Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi’nde lisansüstü eğitimine devam ediyor. Katıldığı pek çok karma serginin yanı sıra kişisel sergileri de bulunan Serdar Acar yakın zamanda aramıza katıldı.

    Merhaba Serdar, öncelikle Art50.net’e hoşgeldin. Seni daha iyi tanıyabilmek için resimlerin üzerinden başlamak istiyorum. Konudan ve yazılanlardan bağımsız, resimlerine baktığımda ilk başta sessizlik, zamansızlık, durgunluk, tertip gibi kavramlar geliyor akla. Sen kendini nasıl tanımlarsın, resimlerinde algılanan bu tutuma benziyor musun?

    Bugüne kadar oluşturduğum iki seride de kendi deneyimlerimden, yaşantılarımdan ve duygu-durumlarımdan yola çıkarak işler ürettim. İlk seri Eşdeğer benim üç yıllık sürecimin bir ifadesiyken ikinci seri Sessizlik bu sürecin sonu ve sonun sonrasını kendi ruh halimden yola çıkarak oluşturdum ve izleyiciyi kendi içime davet ederek kendilerini burada konumlandırmalarını istedim. Yani aslında bir benzemenin ötesinde, işler benim, ben de yaptığım tüm işlerin kendisiyim diyebilirim.

    Serdar Acar - Bir Damla

    Serdar Acar – Bir Damla

    Sanat üretimin hakkında, kendinin de belirttiği çeşitli kaynaklardan yola çıkarak, kendi yaşantılarını da bu kaynaklarla özdeşleştirip yeni bir dille mekanlar yarattığını söyleyebilir miyiz?Üretim sürecinden bahsedebilir misin?

    Kesinlikle evet. Üretim sürecim, bilemiyorum, aslında yeni güne uyandığım anda başlıyor diyebilirim. Gündemimde diğer tüm şeylerden daha ön planda olan şey benim işlerimdeki konuma dönüşüyor ve daha önemlisi oluşana kadar her gün onun üzerine işler üretmeye, her ürettiğimle de bir öncekinin önüne geçmeye çalışıyorum. Daha önce sanat üretiminin benim için bir ifade biçimi olduğundan bahsetmiştim, ben yoğun bir şekilde ifade etmeye, anlamaya olduğu kadar anlaşılmaya da ihtiyaç duyan bir insanım o yüzden durmaksızın üretiyorum sanırım 🙂

    Sanatı ‘yaşamı yorumlama biçimi’ olarak gördüğünü yazmışsın, bunu biraz açıklayabilir misin? Aynı zamanda bu ‘ideal’ kavramı da resimlerinde nasıl var oluyor ya da öneriliyor, senin idealin nedir?

    Evet sanat benim için bir yorum ve ifade. Kimisi bunu dille, söylemleriyle yapabiliyorken kimisi yazıyla kimi ise videoyla ya da aslında emekle, zanaatle yapabiliyor. Ben de kendi yöntemimle bunu en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum. İdeal olan ise benim için sahip olmadığım şeyin kendisidir. Bunu her şekilde yorumlayabiliriz, sonsuz bir arayış.

    Resimlerinde genellikle renk paletinin monokrom/daha benzer ve tek renk tonlarında olduğunu görüyorum, bunun o yaratmak istediğin ‘ideal’ yer/mekan ile alakası var mı? Neden renk açısından soyutlamayı tercih ediyorsun?

    Renk kullanımımın temel sebebi işlerin tam olarak ben olması ve beni yansıtmasını istememle alakalı, ben de tam olarak o kullandığım renklerden oluşuyorum, çok renkli bir insan değilimdir ama tabii ki bir yandan da vermek istediğim duygunun ya da yüzeydeki sözün anlamının kaymaması için de yardımı oluyor bu nötr tonların çünkü renkler bizi bir duygudan alıp diğerine bazen çok alakasız bir yere çok kolay sürükleyebiliyor.

    Serdar Acar - Bazen Aydınlık

    Serdar Acar – Bazen Aydınlık

    Resimlerin ‘Eşdeğer’ ve ‘Sessizlik’ gibi serilerden de oluşuyor, seriler haline mi üretmeyi tercih ediyorsun? Bunun bir nedeni var mı?

    Evet seriler halinde üretmeyi seviyorum ve bu aslında işe yaklaşımımla da örtüşüyor. Çünkü bahsettiğim gibi belli bir konu öne çıktığında hayata dair o beni tetikliyor ve işler o konu etrafında oluşunca da aslında bir seri ortaya çıkmış oluyor.

    Art50.net’e yakın zamanda katılan bir sanatçı olarak, online sanat platformunda eserlerinin yer alması ile ilgili ne düşünüyorsun, ne bekliyorsun?

    İlk tanıştığımızda ve birebirde de öncelikle çok pozitif bir kimlikle karşılaştım. Ayrıca bir takım kalıpların dışına çıkılması, hem sergileme hem pazarlama kısmında yenilikçi yaklaşımlar Türkiye sanat piyasasının ihtiyacı olan bir şey. Art50.net’ten beklentimi bilemiyorum aslında ama ben çalıştığım herkesle ilişkimi sadece o ve ben üzerinden değerlendiririm ve genellikle çalıştığım kurumlardan beklenti duymadan önce kendimi sorumlu hisseder ve yapabileceğimin en iyisini yapayım derim. Sanırım karşılıklı olabileceğin en iyisine ulaşmak diyebilirim.

    Art50.net’de teknik olarak akrilik ve suluboya kullanarak ürettiğin resimler yer alıyor. Son zamanlarda yaptığın işlerde teknik olarak farklı denemeler var. Bunu biraz anlatabilir misin? Alçıdan yaptığın yeni figürler, yeni kolajlar nereye doğru gidiyor belli mi?

    Bir yıl içinde iki kişisel sergi açtım. Çok güzel fakat yorucu bir tempoydu. Biraz dinleneyim derken bu sefer aslında ilk serim olan fakat yorumlamak için biraz daha zamana ihtiyacım olduğunu düşündüğüm 21. yüzyıl serisi öne çıktı ve bu sefer onun üzerine ürettiğimi farkettim. Teknik anlamda aslında kendimi sınırlamam, teknik seçimi de yapmak istediğim şeye, vermek istediğim duyguya uygun seçmeye çalışırım. Suluboyanın naif kırılgan ve geçirken, şeffaf yanı, akriliğin yüzeysel çalışmaya uygun olması ve aslında hızlı kuruması :), çünkü ben de duyguların akış hızına uygun bir hızla üretmeye çalışıyorum. Şimdi alçı ve kolajlar da yapıyorum ama daha önce de kullanmıştım bu teknikleri, gerektiğinde kinetik işler de yapabilirim bio-art ya da mermer heykeller de. Yani tekniği tamamen işin ve duygunun ihtiyacına göre belirliyorum.

     

    Serdar Acar’ın Art50.net’te yer alan eserlerine buradan ulaşabilirsiniz.