[-] > SANATÇILARLA SAHNE ARKASI > Gamze Taşdan ile toplumsal cinsiyet ve mizah
  • Gamze Taşdan ile toplumsal cinsiyet ve mizah

    Gamze Taşdan eserlerinde toplumsal cinsiyeti konu alıyor. Ama bunu kendi yoluyla, kendi bildiği gibi yapıyor: Dalga geçerek. Özellikle 80’ler sinemasından ilham alan sanatçı birçok kadının özgür bir hayat yaşıyormuş gibi davrandığı, ancak sürekli olarak kendini, yaşadıklarını, istek ve arzularını inkâr etmeye zorlandığı toplumda, bu durumu görünür kılarak söylemsel bir özgürlük alanı yaratıyor. Son olarak güncel sanatta arabesk kültürel durum üzerine bir tez çalışması yapan sanatçı işlerinde zaman zaman kendi yüzünü ve bedenini de birer imge olarak kullanıyor. Taşdan ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. İyi okumalar!

    “Saksıda Dul Bacağı” 2011

    Sanat hayatın nasıl başladı?
    2011 de yapılan Art Beat fuarına katılmamla başladı. Fuarın bağımsız proje alanındaydım ve “Saksıda Dul Bacağı” ilk defa orada sergilenmişti.

    “Toplumsal cinsiyet” işlerinde önemli bir yere sahip. Bir kadın sanatçı olarak kadın olmak üzerine iş üretmek senin için ne ifade ediyor?
    Aslında genelde beni rahatsız eden durumlar üzerinden iş üretiyorum. Bu rahatsızlığımı da sanat aracılığıyla ifade ediyorum. Kadın ya da erkek sanatçı olmak pek de önemli değil belki de, bunun tamamen duyarlılıkla ilgili bir şey olduğunu düşünüyorum. Ama elbette Türkiye’de kadın olmak zor, özellikle bu dönemde. Yakında doğum kontrol hapını bile reçetesiz alamayacağımızı düşünüyorum.

    Gamze Taşdan, Sapık Dışarıda, 2013, Kağıt üzerine karışık teknik, 35x50cm

    “Sapık Dışarıda” 2013

    Aynı zamanda akademik hayatına devam ettiğini biliyoruz. Sanırım yeni teslim ettiğin bir tezin var. Çalışma alanını anlatabilir misin? Sanatsal pratiğin akademik çalışmalarına, akademik çalışmaların sanatsal pratiğine nasıl yansıyor?
    Çalışma alanım, güncel sanatta arabesk kültürel durum. Geçmişi Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar uzanan arabeskin, 1980 sonrası toplumsal ve siyasi etkenlerle bir kültüre ve yaşam biçimine dönüşmesini ve bu kültürün de sanata yansımalarını inceledim. Sanatsal pratiğimin akademik çalışmama seçtiğim konularla yansıtıyorum. Özellikle köyden kente göç eden insan profilleri ve arabesk kültürel durum sıkça yararlandığım temalardan biri.

    Birçok farklı uluslararası etkinliğe katılıyorsun. İşlerin oldukça yerelden besleniyor ve sosyokültürel göndermeler içeriyor. Zaman zaman oldukça acı konulardan bahsediyorsun: Kadın cinayetleri, nefret suçları, ayırımcılık gibi. Fakat bunu kendine özgü bir mizah duygusu, bir ironiyle gerçekleştiriyorsun.Yaratma sürecinden biraz bahseder misin?
    Yaratma sürecim daha öncede belirttiğim gibi toplum içinde beni son derece rahatsız eden ve dikkat çekmek istediğim konular, olaylar ya da figürler… kendime özgü durumu yaratan şey ise bu konuları ya da figürleri kendi hayal gücümle yeniden oluşturmam. Örneğin “Sapık Dışarda” çalışmamda olduğu gibi ya da “Bergen”de…

    “Eau de Cologne, FUAR” 2015

    Bazı işlerin için kendi yüzünü, bedenini de işlerinde kullanıyorsun. Bu nasıl bir sanatsal deneyim sunuyor?
    Kesinlikle keyif verici. Anlatmak ya da dikkat çekmek istediğim bir durumun içinde yer almamın, bedenimi veya yüzümü kullanmamın işimi daha da güçlü kıldığına inanıyorum. İzleyicinin de bunu daha samimi bulduğunu düşünüyorum.

    Birçok sergiye ve yarışmaya katıldığını biliyoruz. Üzerinde çalıştığın projelerden ve katılacağın rezidans programları ve sergilerden bahseder misin?
    Yakın zamanda katılacağım sergilerden biri mayısın ilk haftasında Hollanda’nın Enschede şehrindeki bir müzede açılacak olan “Kadınlar” sergisi ve haziran da İstanbul’da açılacak olan Avusturya merkezli ESSL Ödülleri sergisi. Üzerinde çalıştığım konu ise “kendini Arap sanan Türk kadınları” ile ilgili. Çok yakında göreceksiniz.

    GAMZE TAŞDAN’ın Art50’deki eserlerini görmek için tıklayın