[-] > SANATÇILARLA SAHNE ARKASI > Ülgen Semerci İle Sohbet: Sanatı ve Yeni Projeleri
  • Ülgen Semerci İle Sohbet: Sanatı ve Yeni Projeleri

    Yeni sanatçılarımızdan Ülgen Semerci, uzun yıllar Kanada ve Amerika’da yaşayıp ve çalıştıktan sonra İstanbul’a döndü. Semerci, resmin katmanlı tarihini ve plastiğini sorguladığı soyut çalışmalarıyla bize, yoğunluk, boyut ve ışıkla şekillenen bir resim deneyimi sunuyor. Kasım ayında yeni bir sergisi açılacak olan sanatçımızı yakından tanımak için kendisyile kısa bir sohbet gerçekleştirdik.

    Kısaca resme nasıl başladığınızdan bahseder misiniz?
    Çocukken çeşitli resim kurslarına gidiyor ve bundan çok zevk alıyordum. Ortaokul yıllarında resim okumak istediğime karar verdim ve daha yoğun biçimde çalışmaya başladım.

    Eserlerinizde yoğunlaştığınız tema veya teknikler var mı?
    Genellikle desen ve resim ağırlıklı çalışıyorum. Ağırlıklı olarak kullandığım medyum yağlıboya. Malzemeyle kurduğum ilişki pratiğimin en önemli belirleyicilerinden biri. Bu ilişkiyi tekrar tekrar keşfetmek ve yeniden kurgulamak benim için çok önemli. İşlerim manzara, manzara algısı, temsili ve bütün bunların tarihi ve şimdisi etrafında şekilleniyor.

    Ülgen Semerci, “İsimsiz”

    Kanada ve ABD’de okudunuz. Geçirmiş olduğunuz bu dönemin etkileri sanatınıza nasıl yansıdı?
    Farklı şehirlerin farklı sanat üretimlerine yol açtığını düşünüyorum. New York’ta üretilen resim de, öncellenen kriterler de İstanbul’dakiler çok başka. Bu elbette bütün coğrafyalar için söylenebilir. Bunun sadece tarihsel altyapı veya kültür politikalarından değil, aynı zamanda sosyolojik temellerden de kaynaklandığını düşünüyorum. Soyut dışavurumculuğun hem görsel hem felsefi boyutunun öne çıktığı bir eğitim aldım. Bunun izlerini sanatımda görebiliyorum.

    Yurtdışındaki eğitim ve çalışmalarınızdan sonra yurda geri döndüğünüzde bir sanatçı insiyatifi kurdunuz. Among Other Things (AOT) adlı bu projenizden kısaca bahseder misiniz?
    İstanbul’a döndükten kısa bir süre sonra iki sanatçı arkadaşım ile proje geliştirip alternatif platformlar yaratabileceğimiz bir oluşum üzerine konuşmaya başladık. Büyük, uzun vadeli planlarımız yoktu, sürdürülebilir olmayacağını başından biliyorduk. Fakat gerçekleştireceğimiz her projenin değerine inanıyorduk. Birlikte Bolu’da Bolu İzzet Baysal Üniversitesi’ni de dahil ettiğimiz uluslararası bir misafir sanatçı programı ve İstanbul’da iki grup sergisi gerçekleştirdik. Hem bizim hem de birlikte çalıştığımız sanatçılar için iyi tecrübe oldu.

    Şu an üzerinde çalıştığınız eser veya projeleriniz neler?
    Şu sıralar kasım ayında Burcu Yağcıoğlu ile ortaklaşa gerçekleştireceğimiz “Sel Bastı” isimli sergi üzerine çalışıyorum. “Sel Bastı” başlangıç noktasını artık her gün duymaya başladığımız sel baskınlarından alıyor. Proje, küresel iklim değişikliğine bağlı bir felaket olarak sel baskınından yola çıkarak, bunun başka ne anlamlara gelebileceğini, mesela bir mit motifi olarak ne olduğu, hem fiziksel hem düşünsel bir aşırılık olarak nasıl bakılabileceği, tarihsel bağlamı, bir kriz, bir son, bir fırsat olarak nasıl okunabileceği üzerine bir çalışma aslında. Sergi, 14-28 Kasım tarihleri arasında Sucubahçe Sokak 1C Arnavutköy adresinde, pazar pazartesi hariç her gün 12.00-18.00 arası ziyarete açık olacak.