[-] > SANATÇILARLA SAHNE ARKASI > Saliha Yılmaz’ın Yeni Serisi: “Ara Yaratıklar, Kimliksiz Biçimler”
  • Saliha Yılmaz’ın Yeni Serisi: “Ara Yaratıklar, Kimliksiz Biçimler”

    Saliha Yılmaz, bireyin metropol ve kentsel dönüşüm ile olan ilişkisini ele alan eserleriyle Art50.net’te büyük ilgi görüyor. Yeni yılda, Yılmaz uzun bir süredir üzerinde çalıştığı “Ara Yaratıklar, Kimliksiz Biçimler” adlı yeni serisini ilk olarak Art50.net’te takipçileri ile paylaşıyor! Sanatçı ile sanata nasıl başladığını, eserlerinde tekrar ettiği öğeleri ve yeni yılda üzerine yoğunlaştığı projeleri konuştuk.

    Sanata başlaman nasıl oldu? Küçüklükten beri ilgin olan bir alan mıydı sanat?
    Sanat ile uğraşma ve bu duygu hali ile yaşama isteği çok klasik olsa da çocukluğumda başladı. Çok net hatırlıyorum, en mutlu olduğum zamanlar resim dersleriydi. En çok vakit harcadığımız şey ne ise o oluruz. Bu durumda sanat ile uğraşmam kaçınılmazdı.

    Sanat dünyasında var olmak ise piyasanın ve o dönem koşullarının belirlediği bir durum. Kendi kendine işleyen çok hızlı bir sisteme sahip. Bu dünyada var olmanın üretimle eş değer olduğunu düşünüyorum.

    Eserlerinde tekrar eden bir baş/kafa motifi var. Bu motifin oluşum ve evrim süreci nasıl oldu?
    Çalışmalarımda odak noktam “insanın birey olma hali” , insanların ifadelerini ya da duygu/düşüncelerini en rahat şekilde yüzlerinden anlayabiliriz. Baş/kafa bölgesinde bahsettiğim duygu ve düşüncelerin neye dönüştüklerini resmediyorum.

    Saliha Yılmaz - Güneş de Doğar (detay)

    Saliha Yılmaz – Güneş de Doğar (detay)

    Art50’de yeni yılın başlamasıyla birlikte yepyeni bir serin yer almaya başlıyor. Bu resimlerinin temasını anlatabilir misin?
    İlk solo sergimde, postmodern çağda maruz kaldığımız; mimari ve sosyopolitik olgular ile birlikte kentsel dönüşüm ve metropolün üzerimizdeki etkilerini kullandım. İstanbul’da yaşıyorsanız kentsel dönüşümün doğayı nasıl yuttuğunu görmemek imkansız. Bunları ‘doğa ve insan’ çerçevesinde inceledim.

    Bu çalışmalar ise; “Ara Yaratıklar, Kimliksiz Biçimler” serisinin devamı niteliğinde. Dönüşüme uğramış karakterlerin devamı olan bu figürler, izleyiciye hem tanıdık hem de yabancı bir dünyayı gösteriyor. Yüzeyde ‘gece/gündüz ve cennet/cehennem/araf’ gibi zaman ve mekanların oluşturulduğu şiirsel kurgu, maskeli yaratıkların dünyasını ve dönemini temsil eder. Bu seri, çağdaş doğa kurgusu kavramı ile insanlara atfedilen kimliklerini sorgulamayı öneriyor.

    Eserlerinin başlıkları çoğu zaman resimlerinin ifadelerini güçlendirir nitelikte. Mesela “Dağ Gibi” adlı eserin erkekler için kullanılan “dağ gibi adam” deyimini çağrıştırıyor. Başlıklarını nasıl seçiyorsun?
    Çalışmalarıma isimleri verirken dikkat ettiğim noktalar var. Şöyle ki; akılda kalması ve görseli ironik şekilde çağrıştırması benim için önemli. Günümüzde var olan insanın kimlik sorununu, işlerin isimleri ile tekrar betimliyorum Esere baktınızda görsel anlamda edindiğiniz ilk izlenim doğru olmayabilir. “Mad man” isimli çalışmamda olduğu gibi, oradaki figürü birçok kişi kadın sanıyor ama o bir erkek.

    Saliha Yılmaz - Kaktüs Seven Çocuk (detay)

    Saliha Yılmaz – Kaktüs Seven Çocuk (detay)

     

    Kağıt dışında, pleksi ve neon eserlerin de var. Malzeme seçimlerine nasıl karar veriyorsun? Yeni bir malzemeyle çalışmaya nasıl başlıyorsun?
    Açıkçası son 5 yıldır yoğun olarak kağıt üzerine çalışmalar yaptım. Bunun nedeni, kağıdın yüzeyini kullanmak hem çok keyifli hem de kontrol edilebilir bir alandı. Ayrıca o zamanlar yaptığım serinin devamı niteliğinde küçük boyutlu ve kağıt tekniği ile yapılmış işler olması gerekiyordu. Eğer kağıda çalışıyorsam ağırlıklı olarak aquarelle, marker, mürekkep ve guaj ile iş yapıyorum; fakat son zamanlarda sadece canvas kağıdı üzerine yağlıboya ve mürekkep malzemelerini kullanıyorum.

    Tüm bu süreçlerde ve öncesinde farklı arayışlarım oldu, hala da devam ediyor; çünkü yeni malzemeler her zaman yeni kapılar açıyor, böylece söylemin ifadesi güçleniyor.

    Işığın mekanı algılamada çok önemli olduğunu fark ettim. Mekanda ışık ve gölge ilişkisini incelerken, günümüzde sürekli maruz kaldığımız cephe ışıklandırmaları ve popüler sözler de ilgimi çekiyor. Çizimlerimi, ışıklı pleksiglas kutu halinde tual gibi kullanarak, farklı denemeler yaptım.

    Geçtiğimiz yıl Haliç Tersanesi’nde “hey ben buradayım” adlı grup sergisinde yer aldın ve  Portakal Çiçeği Sanatçı Programına katıldın. Şu an da üzerinde çalıştığın başka projeler var mı?
    Ocak ayında Merkür Galeri’de “Pardon, kaçıncı kat?” sergisinde yer aldım. Serginin teması, kent ve doğa ilişkisi üzerinden insanların nasıl kendilerine ve çevrelerine yabancılaştığını içeren işlerden oluşuyor. Projenin devamı Şubat ayında da yenilerek ve doğa olgusuna değinerek devam edecek . İnsanlığın doğaya dönüşünü simgeleyen algıyı sorgulayacak. Yine Şubat ayında Plato Sanat’ta neon eserlerden oluşan bir sergiye dahil olacağım.

    Saliha Yılmaz – Araf (detay) , Mutluluk (detay)

     

    Genç bir sanatçı olarak, sanatın internet yoluyla daha erişilebilir hale gelmesi ve bu bağlamda Art50.net projesi hakkındaki düşüncelerini alabilir miyiz?
    Art50’nin genç sanatçılar için görünürlük ve ulaşılabilirlik sağlaması açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda, sanat meraklıları için, birbirinden farklı üslupta eserlere sahip. İnternet ortamı olması da izleyicinin Art50 koleksiyonunu sürekli takip etmesini kolaylaştıran bir faktör. Ayrıca Artlog bölümünde, çeşitli konu ve sanat odaklı bir çok röportaj mevcut. Tüm bu etmenler, Art50’nin çok dinamik ve sanatla yaşayan bir yapı olduğunu gösteriyor.

    Saliha Yılmaz’ın eserlerine bu linkten ulaşabilirsiniz.