[-] >
  • macaa

    Çağdaş Afrika Sanatı’nın Afrika Kıtasındaki İkinci Evi Marakeş’te: MACAAL Çağdaş Sanat Müzesi

    Marakeş, MACAAL Çağdaş Sanat Müzesi

    Çağdaş Afrika Sanatı; sayısı sürekli artan fuarları, sergileri ve müzeleriyle her geçen gün görünürlüğünü ve önemini artırıyor. Geçtiğimiz yıl Cape Town’da açılan Zeitz MOCAA’dan sonra Çağdaş Afrika Sanatı, Afrika kıtasındaki ikinci evine, MACAAL Museum of African Contemporary Art Al Maaden (Al Maaden Çağdaş Afrika Sanat Müzesi)’e kavuştu. Afrika ve diasporasından en önemli sanatçılar artık MACAAL bünyesinde karşımıza çıkacak. Böylece perdenin arkasından dünya sahnesine çıkan Afrika Sanatı, tüm zenginliği, ruhu ve renkleriyle uluslararası platformda var olmaya devam edecek.

    MACAAL © SIMO DRISSI. Kaynak: museumnetwork.sothebys.com

    MACAAL © SIMO DRISSI. Kaynak: museumnetwork.sothebys.com

    Ön açılışını 2016’da yapan MACAAL, geçen hafta uluslararası açılışını gerçekleştirerek resmen dünya sahnesine çıktı. Gözleri Marakeş’e çeviren bu özel ve kar gütmeyen müzenin misyonu ve amacı oldukça önemli. MACAAL’ın kurucusu ve direktörü Othman Lazraq, müzenin Fas ve çevresinde sanatı tanıtmak, desteklemek ve kıtanın zengin kültür sanat mirasını yansıtmak olduğunu söylüyor. Afrika kıtası ve diasporasından gelen, tanınan ve genç birçok önemli sanatçının eserlerinden oluşan sergileri, etkinlik ve eğitim programlarıyla MACAAL yeni bir diyalog ve etkileşim platformu oluşturmaya başladı bile.

    Namsa Leuba

    Namsa Leuba, Statuette Kafigeledio Prince – Guinea, 2011, Ya Kala Ben series © Namsa Leuba and Art Twenty One Gallery. “Africa Is No Island,” the Museum of African Contemporary Art Al Maaden (MACAAL), Marrakech, 2018. Fotoğraf: Museum of African Contemporary Art Al Maaden.

    Fas’ın konumu göz önüne alındığında MACAAL’ın Marakeş’te bulunması oldukça önemli. Afrika ve Arap dünyasının kesiştiği noktada yer alan Fas, gerek Afrika kıtasındaki sanatsal gelişmelere ortak olmayı gerekse Orta Doğu coğrafyasında yükselen trendleri yakından takip etmeyi kolaylaştırıyor. Bir diğer yandan ise Avrupa’ya olan yakınlığı, Afrika sanatının uluslararası camiayla buluşması ve geniş kitlelere ulaşmasını mümkün kılıyor.

    Hicham Benohoud ‘’Untitled’’, © www.macaal.org

    Hicham Benohoud ‘’Untitled’’, © www.macaal.org

    Müzelerin olmazsa olması, ruhunu ve misyonunu yansıtan bir binaya sahip olması. Bu açıdan MACAAL’ın binasına baktığımızda, 700 metrekarelik iki katlı yalın ve güçlü bir bina görüyoruz. Nieto Sabejano tarafından tasarlanan, küp şeklinde 3 bloğun bir araya getirilmesiyle oluşturulan bina Marrakeş’in kırmızı renklerini yansıtıyor. Binanın en dikkat çekici özelliklerinden biri ise ana girişi oluşturan yatay blok. Binanın yalın ve sağlam bir duruşa sahip dış yüzeyiyle zıtlık yaratan iç alanları ise oldukça aydınlık ve ferah.

    Nicola Lo Calzo, Portrait de David Godonou-Dossou, riche marchand et fondateur de la dynastie Godonou-Dossou, Porto Novo, Bénin, 2011, © Nicola Lo Calzo, Fotoğraf: The Museum of African Contemporary Art Al Maaden. Kaynak: www.vogue.com

    Nicola Lo Calzo, Portrait de David Godonou-Dossou, riche marchand et fondateur de la dynastie Godonou-Dossou, Porto Novo, Bénin, 2011, © Nicola Lo Calzo, Fotoğraf: The Museum of African Contemporary Art Al Maaden. Kaynak: vogue.com

    MACAAL’da Afrika ve diasporasında üretilen Çağdaş ve Modern sanat eserleri, dijital sanat, resim, heykel, video, fotoğraf çalışmalarından en güzel örnekler izleyicinin beğenisine sunuluyor. Binanın üst katında müzenin uzun süreli sergisi, Lazraq koleksiyonundan seçme eserleri görüyoruz. Yarı kalıcı olan bu sergi, Lazraq ailesinin son 40 yılda topladığı 2.000’den fazla Modern ve Çağdaş Sanat eserlerinden oluşuyor. Moataz Nasr, Sergei Attukwei Clottey, Farid Belkahia burada eserleri sergilenen sanatçılardan birkaçı. Müzenin kurucusu ve direktörü Lazreq’e göre MACAAL’da sergilenen eserlerin her biri ayrı bir hikaye anlatıyor.

    Leila Alaoui ‘’Moroccans’’, Kaynak: www.npr.org

    Leila Alaoui ‘’Moroccans’’, Kaynak: npr.org

    Müzenin girişinde 2016 yılında bir terrör saldırısı sonucu hayatını kaybeden, aynı zamanda Othman’ın arkadaşı olan, Fransa-Fas asıllı fotoğrafçı Leila Alaoui anılıyor. Mermer bir kemerin altında karşımıza çıkan sanatçının ‘’Faslılar’’ (Moroccans) adlı fotoğraf serisi, bilinmeyen yaşamları anlatıyor. Sergileme, kemerin iki tarafında bulunan ve İtalyan sanatçı Anna Raionda tarafından yapılan ses yerleştirmeleri ile tamamlanmış. Yerleştirmeler Marakeş’in çarşılarından gelen sesleri galeriye taşıyor. Othman’a göre bu çalışma galeriye aidiyet ve tanınmışlık hissi katıyor. ‘’Hedef kitlemiz yerel halk. Faslıların yüzde 80’i hayatlarında hiç müzeye gitmemişler, biz onların kendilerini evdeymiş gibi hissetmelerini istiyoruz’’ diyor.

    Sol: Maimouna Guerresi – Trone in White, 2016 / Sağ: Maimouna Guerresi – Trone in Black, 2016, Fondation Alliances Collection, © Maimouna Guerresi ve Mariane Ibrahim Gallery.

    Sol: Maimouna Guerresi – Trone in White, 2016 / Sağ: Maimouna Guerresi – Trone in Black, 2016, Fondation Alliances Collection, © Maimouna Guerresi ve Mariane Ibrahim Gallery.

    Müzenin alt katında ise 24 Şubat-24 Ağustos 2018 tarihleri arasında ‘’Afrika is No Island’’ adlı muhteşem bir sergi ziyaretçileri karşılıyor. Gelenek, aile ve çevre gibi birçok konuya değinen bir sergide sunulan tanınan ve yeni toplam 40 sanatçının fotoğraf çalışmaları Afrika kıtasına sanatçıların lenslerinden bakma imkanı sunuyor.

    Africa is No Island Sergisi’nden bir kare. Joana Choumali, Mme Djeneba Haabré, la dernière génération series, 2013-2014, © Joana Choumali ve 50 Golborne Gallery. Fotoğraf: Saad Alami, kaynak: www.vogue.com

    Africa is No Island Sergisi’nden bir kare. Joana Choumali, Mme Djeneba Haabré, la dernière génération series, 2013-2014, © Joana Choumali ve 50 Golborne Gallery. Fotoğraf: Saad Alami, kaynak: vogue.com

    Maimouna Guerresi, Baudouin Mouanda, Ayana V. Jackson ve Walid Layadi-Marfouk gibi isimlerin fotoğraflarının bir araya getirildiği sergide Afrika denilince akla gelen basmakalıp düşünce biçiminin ötesine geçen ziyaretçiler kıtanın sahip olduğu yaratıcı enerji ve birikimi yakından gözlemleme fırsatı elde ediyor.

    Simge Erdoğan

  • Yves Saint Laurent

    Kırmızı Şehirde Moda ve Sanat: Yves Saint Laurent Müzesi Marakeş

    Marakeş, Yves Saint Laurent Müzesi

    Her şey, tasarımcı Yves Saint Laurent’in 1964 yılında tasarımlarından ilk örnekleri saklamaya karar vermesiyle başladı. 20. Yüzyılın ikonik haute couture moda tasarımcısı ve Mondrian hayranı olan Saint Laurent günümüze eşsiz bir koleksiyon bıraktı. Tasarımcının moda ve sanatı harmanlayan yaratıcı zekasını yakından tanıma imkanı sağlayan ve Ekim 2017’de açılan Yves Saint Laurent Müzesi, Marakeş’in kırmızı sokaklarında, Jardin Majorelle yakınlarında bulunan etkileyici binasında ziyaretçilerini bekliyor.

    St-Laurent

    Kaynak: thedailybeast.com

    Marakeş Yves Saint Laurent Müzesi, Laurent’in adını taşıyan ve koleksiyonunu sergileyen iki müzeden biri. Müze, 400 m² alanda yaklaşık 4.000 adet giysi, 15.000 adet aksesuar ve modaevinin tarihine ışık tutan binlerce çizim, fotoğraf ve videoyu sergiliyor. Koleksiyonda sergilenen eserler arasında Yves Saint Laurent’in tasarladığı Mondrian elbisesi, le smoking ve safari ceketleri gibi ikonik parçalar, haute couture aksesuar ve çizimler, koleksiyon tahtaları, defilerden görüntüler ve müşteri defterleri gibi modayla alakalı her şey var. Aynı zamanda bu özel müzede edebiyat, resim, tiyatro ve sokak modası gibi farklı alanlardan izler görmek mümkün. Yves Saint Laurent’in Bernard Buffet tarafından 1958 yılında yapılan portresi ve Andy Warhol’un 1982 yılında yaptığı portre serisi özellikle dikkat çeken eserlerden.

    Yves Saint Laurent Marakeş sokaklarında. © Reginald Gray. Kaynak: theguardian.com

    Yves Saint Laurent Marakeş sokaklarında. © Reginald Gray. Kaynak: theguardian.com

    Müzenin ve koleksiyonunun oldukça ilginç bir hikayesi var. Yves Saint Laurent, 1964 yılında koleksiyonlarına ait prototipleri tasarımlarına eşlik eden aksesuar ve objelerle birlikte saklamaya başladı. Uzun yıllar adeta bir koleksiyoner tutkusu ve titizliğiyle saklamaya başladı. Her yıl büyüyen zengin koleksiyonunu korumak amacıyla Yves Saint Laurent Vakfı’nı kurdu ve böylece tasarımlarını biriktiren ilk moda tasarımcısı ünvanına sahip oldu.

    ©Horst P. Horst, 1980. Photograph by Dan Glasser.

    ©Horst P. Horst, 1980. Fotoğraf: Dan Glasser.

    Peki neden Marakeş? Tasarımcının yaşamında bu şehir oldukça özel bir yere sahip. Tasarımcı, Marakeş’i ilk defa 1966 yılında ziyaret etti ve şehri gördükten sonra Marakeş’in renklerine aşık oldu. 1980 yılında Pierre Bergé ile burda bir villa satın alarak Marakeş’in sakinlerinden biri haline geldi. Uzun yıllar burda yaşayan Yves Saint Laurent ayrıca birçok röportajında tasarımlarında Marakeş’in ruhu ve renklerini yansıttığını dile getirdi. Sanatçıyı bu şehirde yaşatan Müze, Fransız mimarlar Karl Fournier and Olivier Marty tarafından yönetilen Studio KO tarafından tasarlandı. Binada Marakeş’le özdeşleşen kırmızı tonlar, sanatçının elbiselerinin kıvrımlı ve düz çizgileri ve kumaş kesme tekniklerinden izler görüyoruz. Binanın içi ise, adeta Couture bir ceketin astarı gibi, kadife, düz ve parıldayan bir görünüme sahip.

    Kaynak: www.thedailybeast.com

    Kaynak: thedailybeast.com

    120 m2’lik geçici sergi alanı ise moda, sanat ve tasarım dünyasından en özel sergilere ev sahipliği yapıyor. Müzenin koleksiyonu ve sergilerine ek olarak müze aynı zamanda 5.000 kitaptan oluşan geniş kapsamlı bir kütüphane, 140 kişilik fuaye alanı, hediye dükkanı ve teras kafesine sahip.

    Simge Erdoğan