[-] > SÖYLEŞİLER > Deniz Beşer’le Açık Stüdyo Günleri’nin Ardından
  • Deniz Beşer’le Açık Stüdyo Günleri’nin Ardından

    Röportaj: Eda Emirdağ

    Bu yıl 3.sü düzenlenen Açık Stüdyo Günleri, Deniz Beşer ve Juliane Saupe tarafından kar amacı olmaksızın, sponsorsuz gerçekleşen, İstanbul’daki sanatçıların atölyelerini ziyaretçilerle buluşturan bağımsız bir oluşum. Bu yıl son 2 yıldan farklı olarak İstanbul Adalar’da da sanatçı atölyelerini haritasına ekleyen Açık Stüdyo Günleri 46 sanatçı, 32 atölye ve alan ile, kapılarını 7-9 Ekim tarihlerinde ziyaretçilerine açtı. Biz de kurucu Deniz Beşer’e projenin çıkış noktasından bu yılki deneyiminin izlerine ve önümüzdeki dönem projelerine kadar birçok konudaki sorularımızı yönelttik.

    img_5977

    Deniz Beşer. Fotoğraf: Eda Emirdağ

    juliane-saupe

    Juliane Saupe

    Açık Stüdyo Günleri fikri nasıl ortaya çıktı?

    Açık Stüdyo Günleri öncesinde evde film gösterimi ve Evde D.i.Y.oruz adında kendi ev-atölyemde konserler organize ediyordum. Gelen olumlu geri dönüşler kişisel olarak açık atölye mantalitesine açılabileceğimi gösterdi. Juliane Saupe ve ben Viyana ve İstanbul’da eş zamanlı yaşıyoruz. Bu doğrultuda Viyana’da organize edilen açık stüdyo etkinliklerini ziyaret etmenin bize ilham verdiğini söyleyebilirim. Aslında bakacak olursak dünyanın birçok şehrinde uzun yıllardır bu tarz oluşumlar organize ediliyor. Biz de “böyle bir organizasyon neden İstanbul’da olmasın!” diyerek düşüncelerimizi eyleme aktardık.

     

    Kar amacı gütmeden, bağımsız şekilde projeyi sürdürmeyi nasıl başarıyorsunuz?

    Bağımsız sanatı duyurmanın olanaklarını keşfetmek en büyük hedeflerimizden biriydi. Avusturya’da bağımsız sanat alanları ve otonom alanlarda düzenlenen etkinliklerin sayısı Türkiye’ye göre bir hayli fazla. Bu doğrultuda galeri veya diğer kurumların çatısı altında olmadan otonom bir yapıyı senede 3 günlüğüne de olsa deneyimleyebilmek ve yeni önermelerimizi işin mutfağında yani atölyelerimizde göstermek bu projeyi sürdürmekteki en büyük motivasyonumuzdu. Açık Stüdyo Günleri’nin sürdürülebilirlik strüktürü atölyelerin bu organizasyona inanması ve destek vermesi ile gerçekleşmekte. Bu doğrultuda katılan atölyeler harita, poster ve el ilanları baskısına kadar tüm masrafları imece usulüyle üstlenmekte. Bunun dışında ben ve Juliane’nin özverileri, kendi işlerimize ara verip gönüllü olarak 2-3 ay neredeyse tam zamanlı olarak emek harcamamız ve gönüllü arkadaşlarımızın bizlere destek vermesi sayesinde 3 senedir bu samimi organizasyon ortaya çıkıyor.

     

    Atölyeleri seçmedeki kriteriniz neler?

    Atölyelerin Taksim, Cihangir, Galata, Karaköy, Tophane, Teşvikiye, Kurtuluş, Büyükada ve Kadıköy bölgelerinde bulunması en büyük kriterlerimizden biriydi. Çünkü 4-5 atölyenin bir bölgede olması ziyaretçiler için kolay gezilebilmesini sağlıyor. Bunun dışında sanatçıların görsel sanatlar alanında yeni önermeler yapması da bizler için önemli bir husus. Geçtiğimiz senelerde tasarımcılara da yer veriyorduk, fakat 2016’da görsel sanatçılara odaklandık. Bu sene 70’i aşkın başvuru aldık. Ama maalesef 70 farklı atölyeye yer vermemiz böylesine küçük bir ekiple güç olacağı için ister istemez geçen seneki katılımcı atölye sayımızla eşit tutmak zorunda kaldık.

    mustafa-albayrak

    Mustafa Albayrak atölyesi

    İlk yılında sadece Avrupa yakasındaki atölyelere yer veren, son yıllarda ise Anadolu yakasındaki atölyeleri de kapsayan proje önümüzdeki senelerde daha da genişlemeyi düşünüyor mu?

    Maalesef daha fazla genişleyeceğimizi düşünmüyoruz. Çünkü böylesine bir çalışma temposu bizler adına oldukça yorucu ve mesai isteyen bir meşgale. Aslen koordinatörlük benim birincil alanım değil; ben bir görsel sanatçıyım. Açık Stüdyo Günleri’ne 3 aylık harcadığım mesainin kendi üretimime harcayacağım saatlerden çalıyor olması benim adıma bir açıdan handikap. Juliane Saupe ise 3 ay önce Viyana’da Kunsthalle Wien’de sergi yöneticisi olarak çalışmaya başladı. Ve kendi iş mesaisi oldukça yoğun olduğundan dolayı bu sene Açık Stüdyo Günleri’ne Viyana’dan katkı sağladı. Onun İstanbul’da sahada olmayışı ise benim iş yükümü arttırdı diyebilirim. Kısaca sponsorsuz ve kar amacı gütmeden gidebileceğimiz sınırlarımızı biliyoruz. Açık Stüdyo Günleri’nin fon elde ederek grafik tasarımcısından gönüllüsüne, koordinatörlerden fotoğrafçısına dek emeklerinin karşılığının verilmesini can-ı gönülden isteriz. Ayrıca etkinliğin sponsorla devam etmesi de bazı engelleri ortadan kaldırabilir diye düşünüyoruz. Tüm bunları ise zaman gösterecek.

    gorkem-dikel

    Görkem Dikel atölyesi

    Sanatçıya ne gibi katkılar sağlamayı umuyor ve nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

    Ev ve atölyelerin bilindik galeri mekânının dışında olması İstanbul’un sanat galerilerinde karşılaşamayacağımız türden bir samimiyeti sağlıyor. Tüm sanatçı arkadaşlarımız sanat profesyonelleriyle ve ziyaretçilerle kolaylıkla iletişime geçip bir ağ oluşturabiliyorlar. Bunun dışında komşu olmalarına rağmen birbirlerinin atölyesini bilmeyen sanatçıların bu etkinlik sayesinde birbirleriyle iletişime geçmesi ve yeni dostlukların oluşması bir diğer olumlu geri dönüşlerden biri. 3 senedir tekrarlanan bir etkinlik olarak ASG’nin diğer bağımsız sanatçılara da ilham verdiğini söyleyebiliriz. Bu doğrultuda ev ve atölyesinde sergi açan sanatçıların sayısının arttığını da gözlemlemekten mutlu oluyoruz.

     

    Atölye ziyaretleri kapsamı içinde sanatçı konuşmaları, workshoplar gibi etkinliklere yer vermeyi düşünüyor musunuz?

    Eğer bir sponsor olursa sanatçı konuşmaları ve çeşitli workshoplar düzenlemek, bunu periyodik bir zaman diliminde tekrarlamak planlarımız arasında. Ayrıca benim ve Juliane’nin son dönemde ağırlıklı olarak Viyana’da yaşamayı tercih etmesi, kendi projelerimiz ve az zamanımız olması da bu tip girişimleri şimdilik erteliyor.

    kamen-stoyanov

    Kamen Stoyanov atölyesi

     

    Geçtiğimiz günlerde 3.sü tekrarlanan Açık Stüdyo Günleri’yle ilgili izlenimleriniz nelerdi?

    Açık Stüdyo Günleri, geçtiğimiz sene rotasına Kadıköy bölgesindeki atölyeleri eklediği gibi bu sene ilk kez Büyükada bölgesindeki atölyeleri programına dahil ederek genişledi. İstanbul’un farklı uluslardan sanatçılar içinde önemli  bir merkez olduğunun altını çizen etkinlik, Türkiye dışında İngiltere, Hindistan, Amerika, İran, Fransa ve Bulgaristan gibi  ülkelerden sanatçılara ev sahipliği yaptı. Sanatçılardan ve ziyaretçilerden gelen tepkiler olumlu ve destekleyiciydi. Ben etkinliğin koordinatörlüğünü yaptığım gibi aynı zamanda katılımcı olarak kendi atölyemi de ziyaretçilere açtım. Bu açıdan bizzat motive eden geri dönüşlerle karşılaşma fırsatını buldum.

     

    Önümüzdeki dönem projeleriniz neler?

    Sedef Karakaş’la birlikte bilgisayar kullanılmaksızın tüm mizanpajını kolaj mantığı, dada ve punk estetiği ile çözümlediğimiz Heyt be! Fanzin adında bir sanat fanzini yayınlıyoruz. 9. sayımız  Eylül ayının ortasında matbaadan çıkıp İstanbul’da 30’u aşkın noktada okuyucularıyla buluşuyor olacak. Goethe Institut tarafından gerçekleştirilecek olan Graphic Short Stories programı kapsamında Berlin’e davet edildim. 23-29 Ekim arası Türk ve Alman sanatçılarla birlikte çalışıp üretim yapıyor olacağız. Bu programın sonunda Berlin’de bir sergi gerçekleşecek. Sonrasında Viyana’ya dönüp orada üyesi olduğum sanatçı kolektifimiz olan Nase Zine ile fikirsel-görsel üretimimize devam ediyor olacağız. Nase Zine, Viyana’daki göçmenlerin şehir kültürü içerisindeki dünya algısını aktaran sosyo-politik görsel sanatlar fanzini olarak 3 dilli (Türkçe, İngilizce ve Almanca) bir fotokopi yayını. Mart 2017’de Viyana’da kişisel sergim gerçekleşiyor olacak. Bu tarihe dek yoğun bir çalışma temposunda olmayı planlıyorum. 2017 yılı içerisinde aynı zamanda illüstrasyonlarını hazırladığım”Trouble on the Far Right: Contemporary Right-Wing Strategies and Practices in Europe” isimli politik araştırma kitabı Almanya’da yayınlanıyor olacak. Nisan 2017’de ise bir diğer koordinasyonunu yaptığım etkinlik olan FanzineIST Festival – Zine Fest Of Istanbul’u (Fotokopi dergi festivali) gerçekleştireceğim. Yurtiçi ve yurtdışından “kendin yap” kültürünü benimsemiş 10 farklı ülkeden 80’i aşkın fanzinin dahil olduğu bağımsız yayınlar buluşması FanzineIST Festival, 22-24 Nisan 2016 tarihleri arasında Tasarım Atölyesi Kadıköy, Neverland Hostel, Peyote ve Arkaoda gibi mekanlarda gerçekleşmişti. Ve bir aksilik olmazsa Ekim 2017’de Açık Stüdyo Günleri’ni yeniden organize ediyor olacağız. Juliane Saupe ise Kunsthalle Wien’de ki pozisyonunda çalışmaya devam edip bir yandan çeşitli sanat söyleşilerinde moderatörlük yapmayı ve makale çalışmalarını sürdüyor olacak.

     

    ASG 2016 bağımsız sanat alanları ve sanatçıları:

    Mustafa Albayrak, Ali Alizadeh, Bulut Bagatur, Gözde Başkent, Deniz Beşer, Gül Bolulu, Selim Büyükgüner, Beyhan Cansu, Elif Çatlıoğlu, Özgür Demirci, Glasst. (Tülin Yiğit Akgül), Görkem Dikel, Bekir Eke, Bedia Ekiz, Zeynep Güldoğdu, Meryem Güldürdak, Defne Güntürkün, İdil Güral, Desen Halıçınarlı, Benoit Hamet, Harup ( Michael David Conduit, Büşra Erkara, Cyriel Jacobs, Cansu Korkmaz, Pria Sasha Nayar, Lucien Samaha, Küratör: Efe Songun), Sedef Karakaş, Melike Kılıç, Gamze Koca, Selin Kocagöncü, Ekin Su Koç, Deniz M. Örnek, PASAJ, Ayşen Savcı, Şehlem Kaçar Sebik, Peri Sh arpe, Kamen Stoyanov, Zeynep İnci Şenneyli, Emine Şenses, Fatma Sağ Tunçalp, Taylan Ünal, Özlem Ünlü, Leah Westberry, Toby Westberry, Demet Yalçınkaya, Hale Yiğit, Nuray Yolcu