[-] > SANATÇILARLA SAHNE ARKASI > Kent ile Meselesi olan Bir Mühendis/Sanatçı: Hakan Sorar
  • hakan sorar

    Kent ile Meselesi olan Bir Mühendis/Sanatçı: Hakan Sorar

    Röportaj: İpek Yeğinsü

    Art50.net ailesinin yeni üyelerinden Hakan Sorar, özellikle İstanbul’da devam eden yoğun kentsel dönüşümün insan-mekan ilişkisi ve bellek üzerindeki etkilerini inceliyor. Bunu yaparken fotoğrafı temel alan ancak onun iki boyutlu düzleminin dışına çıkarak sıradışı asamblajlar kurgulayan Sorar ile sanat serüvenine dair keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

    Mühendislikten sanata geçişin nasıl oldu? Daha önceden sanata ilgin var mıydı?

    Açıkçası tam bir geçişten söz etmek şu an için zor. Hâlihazırda hem mühendislik yapıyor, hem de sanat üretimlerime yoğunlaşarak arayışıma devam ediyorum. Sanata olan ilgimden bahsedecek olursam, serüvenim sanırım yedi yaşımda annemin portrelerini çizme çabalarımla başladı. Elbette zaman içinde farklı yerlere evrildi. Görsel sanatların bütünü bana haz verse de, bu süreç beni fotoğrafa odaklanan, fotoğraftan daha çok zevk alan bir sanatçı haline getirdi. Deneylerimi fotoğraf disiplini ve birleşebileceği tüm disiplinler üzerinden gerçekleştirmeye devam ediyorum.

    Sanatında şu sıralar zaten çok gündemde olan kent ve insan, kentsel dönüşüm ve bellek gibi konulara odaklanıyorsun. Yaklaşımını biraz daha ayrıntılı olarak anlatabilir misin?

    Sadece benim işlerime değil, 2000 sonrası dönemin çağdaş sanatına baktığımızda insan, kent, kentsel dönüşüm, kent ve hafıza konularının epeyce sık işlendiğini görüyoruz. Aslında benim çıkış noktam, insan ve mekan ilişkisi; bu ilişkiye olan ilgim zaman içinde beni farklı sorgulamalara götürdü. İnsan ile mekan arasındaki bağ üzerine çalışırken zamanla bellek kavramına; bellekten yola çıkarak bedensel ve mimari parçalanma, şehrin belleği ve kentsel dönüşüm konularına yöneldim. Bu temalar arasındaki organik bağın sanatsal arayışıma katkıda bulunduğunu söyleyebilirim. Aynı zamanda zaten hayatımın son 10 yılı geniş çaplı kentsel dönüşüme tanıklık ettiğim bölgelerde geçti ve sadece bina değişiminin kentsel dönüşüm olarak adlandırılması beni rahatsız ediyor. Kentin kendisinin neye dönüştüğü üzerine de düşünmek gerekiyor ve buna dair sorularım, cevaplarını aramaya devam ediyor.

    hakan sorar

    Hakan Sorar – Recolor 15, Fujifilm Instax Print

    Sokak sanatıyla aran nasıl? Kamusal alan ve kent ile bu kadar iç içe olduğuna göre, muhakkak yolun kesişmiştir diye düşünüyorum…

    İyi bir sokak sanatı izleyicisi olduğumu söyleyebilirim. Şehir ve insana odaklanan bir sanatçı olarak sokak sanatını şehrin vazgeçilmez bir parçası olarak görüyorum. JR gibi geniş kapsamlı, fotoğraf ve sokak sanatının beraber nefes aldığı çalışmalar oluşturmak isterim. Yakın bir zamanda kaybolacağından emin olduğum bölgeler üzerine bir çalışma gerçekleştirmeye hazırlanıyorum.

    Dünyada ve Türkiye’de ilgiyle takip ettiğin sanatçılar ve sanat etkinlikleri?

    David Hockney ve Şahin Kaygun ilgiyle takip ettiğim, esinlendiğim, beni fazlasıyla etkileyen sanatçılar. Özellikle Şahin Kaygun’un Polaroid üzerine manipülasyon çalışmaları, hayran olduğum işlerindendir. Öte yandan İstanbul’daki etkinliklerin neredeyse tamamını yakından takip ediyorum. Özellikle BASE ve Mamut Art Project her yıl sabırsızlıkla beklediğim etkinliklerden. Kendi kuşağımdan sanatçı dostlarımın aktarım dilini görmek beni geliştiriyor. Aynı zamanda Artisans dergisinin fotoğraf çekimlerini gerçekleştirdiğim için güncel sergileri olabildiğince takip ediyor ve sanat takvimimde onlara öncelik veriyorum.

    Fen bilimleri kökenli biri olarak sanat ve teknoloji ilişkisini nasıl görüyorsun?

    Dijital çağ ile birlikte sanatın dönüşümüne tanık olduğumuz bir dönemden geçtiğimizi düşünüyorum. Özellikle fotoğraf sanatının teknoloji ile paralel olan hızlı gelişimi ve çokdisiplinli işbirliklerinin görkemi son derece ilham verici. Geçtiğimiz yıllarda ziyaret ettiğim “Digital Revolution” sergisi, sanatın deneyim tasarımı ile ilişkisi üzerinden durum değerlendirmeleri yapmamı ve duygu-odaklanma süreçleri üzerine düşünmemi sağladı. VR, AR teknolojileri de fotoğraf ve hareketli görüntü alanına etkileri anlamında büyük bir evrim sürecinde.

    hakan sorar

    Hakan Sorar – Recolor 16, Fujifilm Instax Print

    Gelelim biraz da hayallere… Eğer bir gün sana çok önemli bir binanın mimari tasarımını yapma görevi verilseydi, bunun hangi bina olmasını isterdin?

    Mimari tasarım beni büyüleyen disiplinlerin başında geliyor. Kenzo Tange, Oscar Niemeyer, Aldo Rossi ve Frank Gehry, ölçek ve formlar arası ilişkileri ile en fazla etkilendiğim mimarların başında geliyor. Brutalizm ve Sovyet yapıları da beni etkileyen diğer üsluplar arasında. O binanın, her yönden inanılmaz derin açılar sunan Walt Disney Hall olmasını isterdim. Bulanık, yansıtıcı yüzeyi ve dokusunun şehir ve gökyüzü ile birlikte çok etkileyici olduğunu düşünüyorum. Yaşadığım evden izlediğim manzara ise geniş bir İstanbul ve kentsel dönüşüm panoraması; buralarda bina yerine daha fazla yeşil alan görmek isterdim.

    Art50.net ile nasıl bir araya geldiniz? Online sanat platformlarıyla ilgili düşüncelerin?

    İşbirliğimiz, portfolyo paylaşımımın ardından başladı. Art50.net, uzun süredir ilgi ile takip ettiğim tek online platform. En çok da ilham verici ve bilgilendirici bulduğum Artlog sayfası hoşuma gidiyor. Dünya müzeleri ve gezemediğimiz sanat etkinliklerinden haberdar olmamızı sağlıyor. Ayrıca özellikle sosyal medyayı aktif ve etkili kullanmaları da biz sanatçıların görünürlüğünü artırıyor. Açıkçası Art50.net dışında online sanat platformu olarak bu denli güncel içerikli ve görünürlüğü olan bir başka platform bilmiyorum.

    Senden yakın gelecekte hangi projeleri bekliyoruz?

    Fujifilm ve Polaroid deneylerim devam ediyor. Portreler ve kentleri parçalama üzerine geniş bir seri üzerine çalışıyorum. Dünya Sanat Günü İzmir sergisinde bu serinin 6 parçalık bir bölümü sergilenecek. Nisanda başlayan sergi, 5 Mayıs tarihine kadar ziyaret edilebilir.

     

    Hakan Sorar’ın Art50.net’te yer alan eserlerine buradan ulaşabilirsiniz.