• Güliz Baydemir

    İçsel İkilemlere Issızlıkta Yanıt Arayan Ressam: Güliz Baydemir

    Röportaj: İpek Yeğinsü

    Renklerin sembolize ettiği bilinçaltı kavramlar, içinde yaşadığımız toplumsal gerçekliğin barındırdığı derin ikilemler ve kaynağını ilkel arzularımızdan alan zorlantılar Güliz Baydemir’in sanatının temelini oluşturuyor. Pentürü kendisi için en iyi ifade aracı olarak gören ve çalışmalarında akademik kimliğinin getirdiği teorisyen yönünü de derinden hissettiren Baydemir’in düşünce evreninde ayrıcalıklı bir gezintiye çıkmaya ne dersiniz?

    >>>

  • Coskun Sami

    Gerçek Bir Sanat Tutkunu: Coşkun Sami

    Röportaj: İpek Yeğinsü

    Art50.net ailesinin yeni üyesi Coşkun Sami, kendini her anlamda geliştirmiş, sanat tarihine tutkuyla yaklaşan entelektüel bir sanatçı. Bulgaristan’da büyüdüğü yılların etkisini üzerinde taşıyan ve çalışmalarında Rus-Sovyet sanat ve sanatçı tarihinden sıklıkla esinlenen Sami ile sanatı üzerine derin bir sohbete daldık.

    >>>

  • ışıl ulaş

    Işıl Ulaş’ın Renkli Hayal Dünyasında Bir Gezinti

    Röportaj: İpek Yeğinsü

    Işıl Ulaş, cesur desen anlayışı ve kendine özgü kompozisyon yaklaşımıyla dikkat çeken genç bir sanatçı. Önümüzdeki günlerde serigrafi işlerini de Art50.net’te göreceğimiz Ulaş ile birbirinden özgün figürlerin dünyasına daldık ve sanatçının esin kaynaklarına daha yakından baktık.

    >>>

  • damla yalçın

    Damla Yalçın ile Kadın Meselesine Özgün Bir Bakış

    Röportaj: İpek Yeğinsü

    Art50.net ailesinin yeni ve genç üyesi Damla Yalçın, çalışmalarında kadına biçilen rolleri sorguluyor. Kendi belleğinde çıktığı yolculuğu toplumsal belleğe dair imgelerle birleştiren Yalçın ile sanat serüvenini, ilgi alanlarını ve gelecek hayallerini konuştuk.

    >>>

  • kerem durukan

    Kerem Durukan’ın Hayat Dolu Renkleri

    Röportaj: İpek Yeğinsü, Kapak Fotoğrafı: Ezgi Turan

    Kerem Durukan denince akla ilk her birinden yaşam enerjisi fışkıran kompozisyonlarındaki iddialı renkler gelir kuşkusuz. Resim, grafik tasarım ve endüstriyel tasarım gibi birçok yaratıcı alanda eğitim gören ve bu alanların her birinde edindiği birikimleri ilkel sanatta bulduğu yalınlıkla birleştiren Durukan ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

    >>>

  • begum_mutevellioglu

    Begüm Mütevellioğlu ile Bitkilerin Gizemli Dünyası

    Röportaj: İpek Yeğinsü

    Begüm Mütevellioğlu Art50.net ailesinin en kıdemli üyelerinden biri. Dingin kompozisyonlarında derin yaşanmışlıkların izini sürerken birey-mekan ilişkisi, mekan üzerinden kimlik inşası gibi konuları irdeleyen sanatçının aynı zamanda kişisel ilgi alanlarından bitkileri ele aldığı yeni serisini masaya yatırdık.

    >>>

  • filizpiyale_art50

    Doğa Manzaralarında Dinginliği Arayan Bir Ressam: Filiz Piyale

    Röportaj: İpek Yeğinsü

    Filiz Piyale sanatçı ve akademisyen kimliğini bir arada taşıyan, sanatın entelektüel boyutuna önem veren bir isim. İnsan-doğa ilişkisinin yarattığı gerilimle yüzleşen insanın dinginliğe varabileceğine inanan Piyale ile sanatının çıkış noktalarını ve gelecek projelerini konuştuk.

    >>>

  • Mehmet çevik

    Mehmet Çevik ile Resim Sanatı ve Masalların Dünyası

    Röportaj: İpek Yeğinsü

    Mehmet Çevik’in özgün kişiliği, resimlerinde yarattığı masalsı dünyada ifade buluyor. Art50.net ailesine yeni katılan Çevik’in sanat öyküsünde, çocukluğunun kahramanlarının da eşlik ettiği renkli bir yolculuğa çıktık.

     

    Resimle nasıl tanıştın? Çocukken de resim yapar mıydın?

    ‘Resim yapma’ faaliyetiyle ilk olarak TRT’de yayınlanan “Susam Sokağı” isimli çocuk programında tanıştım diyebilirim. Tuval resmini ise Bob Ross’un TRT 2’deki “Resim Sevinci” programından öğrendim. Bob’un fırça manevralarını ailecek, ağzımız açık kalarak izlerdik. Bence 80’li yıllarda doğmuş ve kırsaldan, alt kültürden yetişen kuşak Bob’a çok şey borçlu. İlk yağlıboya resmimi ortaokul yıllarımda yapmıştım ve tıpkı Bob’un yaptığı gibi karlı bir manzara resmi yapmak istemiştim. İlk tuvalimi beğenmeyip kafama geçirdim ve parçaladım! Her ne kadar iyi olmadığımı düşünsem de, o yıllardaki resim öğretmenim resme olan tutkumu fark etti ve beni Güzel Sanatlar liselerine yönlendirdi. Kariyerime Adana Güzel Sanatlar Lisesi’ne girerek başladım.

     

    İşlerinde adeta çocuksu, neredeyse ‘cici’ diyebileceğimiz bir dilin arkasına gizlenmiş tekinsiz hikayeler var. Bu tarzın ne zaman, nasıl ortaya çıktı? Hangi konulardan besleniyorsun?

    Çalışmalarımdaki bu etki Susam Sokağı’ndaki kurgusal dünyanın ve The Muppet Show karakterlerinin etkisini hala içimde yaşatmamdan kaynaklanıyor olabilir. Aslında çalışmalarımda genel olarak kesin bir ‘iyi kalplilik’ egemenliği olsun isterim. Ben bir Hüzün Aktivisti değilim. Hikayeler var ve resimler konuşuyor; ama bu dil biraz farklı. Paganca konuşmak gibi. Anlama ve anlamlandırma kaygısında da değilim; sonuç ve bağlam aramıyorum. Masalı dinlerken uyuyakalsak da masal devam ediyor. Aslında daha önce akademide öğretim elemanı olarak çalışıyordum ve bu tarzım akademi ile yollarımı ayırdıktan sonra oluştu. Akademik dilin çok yorulduğunu düşünüyorum ve onu çok sıkıcı buluyorum.

    Mehmet Çevik - Bebek Rüyası

    Mehmet Çevik – Bebek Rüyası

    Özellikle takip ettiğin, ilgini çeken yazarlar/sanatçılar?

    Özellikle takip ettiğim sanatçılar, yazarlar, siyasetçiler, arkadaşlar veya insanlar yok. Kiminle, neyle karşılaşıyorsam veya kendimi nerede buluyorsam onu okuyor, ona bakıyor, onu dinliyor ve onunla yaşıyorum. Çok seçici olmamaya çalışıyorum. Her şeyde bir şey var! Yeterli motivasyon olduktan sonra her türlü beslenme imkanı olduğu düşüncesindeyim. Kısacası esnek bir insanım ve rastlantısal yaşamaya bayılıyorum!

     

    İllüstrasyon, çizgi roman ya da karikatür gibi alanlarda da çalışmalar yapıyor musun? İleride yapmayı düşünüyor musun?

    Buna benzer şeyler denemiştim; ama tam olarak yapmadım. Asla yapmam da demiyorum. Lise yıllarımda çok karikatür çizdim. Mizah dergilerine özenirdim; Pişmiş Kelle isimli dergiyi her hafta alırdım. Sonra dergi çıkmaz oldu ve karikatüre olan ilgim azaldı. Resim sanatının dili çok değişti ve hala değişiyor; bütün konsantrasyonum resim sanatı üzerine. Bu nedenle şu sıralar illüstrasyona zaman ayırmak benim için çok zor .

    Mehmet Çevik - Yatmaz Kalkmaz

    Mehmet Çevik – Yatmaz Kalkmaz

    Art50.net ile nasıl tanıştın? Sence online platformların genç sanatçılara ne gibi katkıları oluyor?

    Art50.net ile tavsiye üzerine tanıştım. Daha sonra siteyi inceledim ve çok beğendim. Klasik galerilere karşı biraz temkinliyim. Ama online galeriler daha esnek ve dönemin ruhuna daha uygun. Sonuçta dijital çağdayız. Sanal ortamda bilgi alış-verişi çok daha hızlı ve online platformlar bu hızlı dolaşımla gayet uyumlu. Ayrıca online galeriler, klasik galerilere nazaran daha fazla sanatçı ile çalışma imkanına sahip; böylece genç ve yeni sanatçıların kendilerini gösterebilmeleri için daha fazla alan ve fırsat oluşturuyorlar.

     

    Yakın gelecekte senden hangi projeleri bekliyoruz?

    Ulusal ve uluslararası birçok sergi ve fuara katılıyorum. Ayrıca bağımsız olarak gerçekleştirmeyi planladığım bazı alternatif ve kendine özgü solo ve grup projelerim de var.

     

    Mehmet Çevik’in Art50.net’ te yer alan eserlerine buradan ulaşabilirsiniz.

  • Umut Yalım’ın Sıradışı Sanat Serüvenine Dair

    Röportaj: İpek Yeğinsü

    Umut Yalım çağdaş sanat dünyamızın renkli, özgün ve çok yönlü isimlerinden biri. Yazan, çizen ve performanslar gerçekleştiren, bunu yaparken de sanat olgusuna eleştirel bir yorum getiren Yalım ile sanat serüvenini, ilgi alanlarını ve projelerini konuştuk.

     

    Sanatla ilgilenmeye ne zaman, nasıl başladın? Peki ya Elvis nasıl girdi hayatına?

    Ebeveynlerin çocuklarına oyalansınlar diye verdikleri defterlerle, oyalanmak yerine, saatlerimi geçirmemle başladı “Sanat” yaşamım. 1-2 yaşlarıma denk gelir bu süreç. 11-12 yaşlarıma dek sürekli çizdim. Sonra yazmaya başladım. Yazı, çizinin önüne geçmişti o dönem. İkisini denk getirdiğim dönem lise yılları, sonrasında da İngiltere. Burada da Elvis devreye girdi. Genel gençliğin tersine çok da müzik dinleyen biri değildim lisede. Öyle ölüp bittiğim bir şarkıcı da yoktu. İngiltere’de derslik arkadaşımın: “Çizdiklerinde çok fazla Rock’n’Roll var” demesiyle Rockabilly kişilikleri araştırmaya başladım. Başlamamla birlikte yüzüme ilk tokadı atan tabii ki Elvis oldu. Gerek yaşam öyküsü gerekse müziğinde kendimle çok ortak nokta buldum. O zamandan bu yana çalışmalarımı o koşutlukta sürdürdüm ve sürdürüyorum.

    Umut Yalım - Rockabilly Olmak

    Umut Yalım – Uyumsuz Rockabilly

    İngiltere’de aldığın sanat eğitiminden söz edelim mi? Nasıl bir süreçti? Sana ne tür katkıları oldu?

    İngiliz-Amerikan eğitim yaklaşımının tipik özelliği, kişiyi kendiyle baş başa bırakıp, kendi yolunu öz çabasıyla buldurma isteğidir. Fransız ekolünün geleneksel işlik düzeni yerine de geniş bir serbestlik vardır. Yaptığının arkasında ne olursa olsun durduğun ve bunu sürdürebildiğin sürece de hocalarından her tür desteği görürsün. Bu yapının bana kattığı en önemli şey özgüven ve genel-geçer akımların tutsağı olmamak, tüm sanat dallarıyla bütünleşik olmak oldu. Kanımca, ülkemiz sanatçısının da en büyük sorunu bu: Genele çabuk uyum sağlamak ve kendisini yalnızca tek yolda sınırlamak.

     

    Sanatında temel kavramlar ve konular neler? Kimdir bu Rockabilly? Ve neden o?

    Özünde her türlü konu ilgi alanıma giriyor. Ancak o her türlü konuyu da kendimleştiriyor ve simgeleştiriyorum. Bu simgeleştirmeyi de nesne ya da eşya boyutuna indirgiyorum. Örneğin, prize bağlı olmayan ama yine de çalan telefonun bendeki karşılığı bekleme durumu ve bu durumla bağlantılı olan tüm konular. Bu durum ve konuların tutamacı da Uyumsuz Rockabilly. Uyumsuz Rockabilly’ye alter-egom diyebilirim. Son on beş yılımın adeta bir özeti. Elvisî bir kişilik. Giyimi, biçimi, saçı, biçemi vs… Kendimi Elvis’le özdeşleştirdiğim için de alter-egom eserlerime böyle yansıyor.

    Umut Yalım - Rockabilly Olmak

    Umut Yalım – Uyumsuz Rockabilly

    Görsel sanatların yanında edebiyatla, özellikle de şiirle yakından ilgilisin. Bu iki etkinlik alanın arasında nasıl bir ilişki kuruyorsun? İkisi arasında gerek senin yaratıcı deneyimin, gerek konular açısından ne gibi benzerlik ve farklar var?

    Kanımca şiir, edebi bir türden çok plastik bir sanattır. Edip Cansever bunu “Şiir, yapılan bir şeydir” diye özetler. Şiirin yazısı, bir çizidir özünde; “kedi” sözcüğünün yazısı, bir kediyi çizmekten daha güzeldir. Zaten yazının kendisini bir çizi olarak geleneksel sanatımız hatta kullanagelmişliğimiz var. O yüzden içgüdüsel ve algısal bir yatkınlığımız olduğunu düşünüyorum bu yazı ve çizi birlikteliğine. Bundandır ki, yapıtlarımda yazının kendisini plastik bir araç olarak da kullanıyorum. Ayrıca yeni başlattığım WritingArting dizimde, yazıyı öyküleme biçemiyle bir çizisel araç olarak kullanıyorum. Kısacası, şiir ve plastik sanat çalışmalarım birbirine içkin bir durumda ilerliyor.

     

    Art50.net ile nasıl tanıştın? Online sanat platformları hakkındaki düşüncelerin?

    Güliz’le (Özbek) sanat çevresinden yıllara dayanan bir hukukumuz vardı. Kurucusu olduğu Art50.net’i zaten tanıyor, biliyor ve seviyordum; ancak bir parçası olmam, sanatçı dostum Haydar Akdağ sayesinde oldu. O, beni bir sanatçı olarak Art50.net’e tanıttı. Böylece eksik bir yanım daha tamamlanmış oldu; çünkü günümüzde sanal ortam yaptıklarımızın ve yapacaklarımızın sanat izleyicisiyle arasındaki en büyük ve en hızlı bağlantı noktası. Art50.net de bu çevrimiçi alanın hem Türkiye, hem de uluslararası alandaki en iyi temsilcilerinden. Zaten böyle giderse dünyanın kendi içinde bir iç-evren yaratacağını, çok bağlı ağlarla insanın bizâtihi kendisinin çevrimiçi bir canlımsıya dönüşeceğini, sanatın da bundan ayrıksı kalamayıp, yalnızca çevrimiçi bir alanda üretileceğini düşünüyorum. Böylece, Art50.net gibi çevrimiçi ortamların gelecekte hem kendi yaşamımızın hem de sanat yaşamının tek odağı olacağı kanısındayım.

    Umut Yalım - Uyumsuz Rockabilly

    Umut Yalım – Uyumsuz Rockabilly

    Kendine, sanatına dair en büyük hayalin? Yakın gelecekte yapacağın proje(ler)?

    En büyük hayallerimden biri The Serpentine Gallery’de anıtsal bir yerleştirme yapmak. Yerleştirmenin kavramsal ve çizimsel altyapısı çoktan hazır. İlerleyen dönemde bu konuyla ilgili harekete geçeceğim. Projelere gelirsek, hep sanat yolculuğumun İngiltere ayağının yarım kaldığını düşünürüm. Önümüzdeki günlerde o yöne doğru bir atılım yapmayı da düşünüyorum. Sık sık içinde bulunduğum karma sergilerden, kişisel sergilere geçme amacındayım. Bu arada 7-25 Kasım tarihleri arasında New York Artifact Gallery’de kişisel bir sergim olacak ve az önce sözünü ettiğim WritingArting yapıtlarım sergilenecek. Böylece Amerikan sanat ortamına girmeye bir adım daha yaklaşacağımı umuyorum. Yakın gelecekte WritingArting’i daha da geliştirmek istiyorum. İki boyuttan koparıp üçüncü boyuta geçirmeyi hedefliyorum. Bu bağlamda Anti-Art’a daha çok eğileceğim gibi görünüyor. Zaten içinden geçmekte olduğum bu dönemimi Anti-Artist evrem olarak tanımlıyorum.

    Umut Yalım’ın Art50.net’ te yer alan eserlerine buradan ulaşabilirsiniz.

  • Art50.net’in Yeni ve Çok Yönlü Üyesi: Ahmet Rüstem Ekici

    Röportaj: İpek Yeğinsü

    Ahmet Rüstem Ekici adını son yıllarda sıkça duyar olduk. Sanattan tasarıma, yazarlıktan fotoğrafçılığa yaratıcılığın hemen her alanında üretkenliğiyle varlık gösteren Ekici ile yeni katıldığı Art50.net’te devam eden sanat serüvenini konuştuk.

     

    Sanata olan ilgin ne zaman, nasıl başladı? Televizyon sektöründe sanat yönetmenliği ve set tasarımı yapmaya nasıl yöneldin? Bu süreçte neler öğrendin?

    Tasarım ve çizime olan yeteneğimle küçük yaşlarda tanıştım ve çeşitli eğitimlerle üzerine gittim. Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde tüm disiplinler ile olan yakın ilişkim, sahne tasarımı ve TV set, dekor tasarımı gibi eğitimler beni İç Mimarlık mesleğinden kopararak televizyon sektörüne yönlendirdi. Televizyon stüdyo ve dekor tasarımı oldukça farklı disiplinlerle iç içe bir dal. İşin içinde marangozluk, demir işçiliği, ışık tasarımı ve farklı materyaller var. TV dekoru insan kadar kamera için de üretildiğinden, ortaya çıkan sonuç çıplak gözle başka, kamera ile başka görünen bir illüzyon. Bu yüzden fotoğraf eğitimi de oldukça önemli. Bu süreçte malzemeyle illüzyon yaratma, ışık tasarımıyla mekanda dramatik manzaralar oluşturabilme yeteneğim gelişti. Malzeme bilgim, çalışmalarımda işlediğim temalara uygun malzemeler seçerek üretmeye yönlendiriyor ve bu çoğu zaman hazır nesne oluyor. Bir de üretim sürecinin tümünde eskizlerle ilerlediğim için 3D çizime dair birçok şey öğrendim.

    Ahmet Rüstem Ekici, US serisi No:3

    Ahmet Rüstem Ekici, Us Serisi No:3

    Sanatında kullandığın temel kavramlar, araştırdığın başlıca konular?

    Şehrin merkezinde yaşayan bir birey olarak her gün tanık olduğum tablo bana çok fazla manzara sunuyor. Bu manzaraların bir elemanı olarak kimliğim ve öteki olarak adlandırılan tüm çevrem çalışmalarımın temelini oluşturuyor; cinsiyet, aile, ilişkiler, var olma çabamız ve hızlı dönüşümü ile şehir, ilgilendiğim belli başlı kavramlar. Gezdiğim parkta, izlediğim kentsel dönüşüm sürecinde bireyin var olma çabasına, mahremine, farklılığına dair çok ipucu buluyorum ve bu durum sürekli iş üretmemi sağlıyor. Öte yandan mimari eğitimim beni daha çok üç boyutlu, mekansal işler üretmeye itiyor; kendimi aktarım dili olarak en çok mekana özgü yerleştirmelere ve dijital çalışmalara yakın buluyorum.

     

    Seni esinleyen sanatçılar, tasarımcılar? Sence sanat ve tasarım arasında nasıl bir ilişki var?

    Sanat ve tasarım birbirinden asla kopmaması gereken bir bütün. İkisi de birbirine hizmet ediyor ve beraber şekilleniyor. Tek farkları, bağlama göre varoluş amaçları ve kavramları. Yeni yüzyıl bize bu ikilinin neredeyse sürekli beraber hareket eden birer araç olduklarını moda, gösteri teknolojileri, yeni medya sanatının kullandığı arayüzler ile zaten gösterdi. Gottfried Helnwein sahne tasarımları, oluşturduğu manzaralar ve imgelerle en fazla ilham aldığım sanatçılardan biri. Sokak sanatına ilgimden ötürü JR’ı, özellikle de büyük ölçekli çalışmalarını merakla takip ediyorum. Tasarımcı olarak Marcel Wanders’in mekan ile kurduğu ilişki çok hoşuma gidiyor. Şahin Kaygun, Polaroid çalışmaları ile en büyük ilham kaynaklarımdan.

    Ahmet Rüstem Ekici, Us Serisi No:2

    Ahmet Rüstem Ekici, Us Serisi No:2

    Art50.net’te yer alan serilerinin çıkış noktası ve tekniği nedir?

    Art50.net için We-Us isimli iki farklı seri hazırladım. “Biz” teması altında ürettiğim bu çalışmalar için bana verilmiş sonsuz bir evren olarak algıladığım 3D program arayüzünde bir alan oluşturup, o alana bir sahne olarak yaklaştım. Tamamen 3D çizimler üzerinden ürettiğim “Us” serisi evlenmek, bir olmak isteyen bir çiftin hikayesini anlatan, 3 parçadan oluşan bir story board gibi kurgulandı. Bu LGBTi+ temalı hikayelerin giriş, gelişme ve sonuç örgüsünden yola çıkan hikayeyi yorumlamayı ise izleyiciye bırakıyorum. “We” serisinde ise önce maket olarak ürettiğim sahnenin fotoğrafını çekip dijital süreç ile şekillendirdim. Bu seri de izleyiciye bir hikayenin parçaları olan manzaralar sunuyor. Sahne tasarımlarımda her zaman var olan senaryoya uygun dekor oluşturuyorum; oysa sanat üretimlerimde dekorum ve hikayem anlatım olarak bir bütünü oluşturuyor ve hikayeler izleyicilerin bireysel deneyimleri ile özgünleşiyor.

    Ahmet Rüstem Ekici, We Serisi No:2

    Ahmet Rüstem Ekici, We Serisi No:2

    Sonsuz imkanın olsa yapmak istediğin proje/yerleştirme?

    Dijital çizimler bana sonsuz malzeme ve alan sağlıyor. 3D çizimlerimi oluştururken çizim yaptığım alan içinde 360 derece gezebiliyorum ve bu benim gerçeklik ile bağımı sürekli sorgulatıyor. Bir hikayenin sahnelenmesi için gereken ışık ve dekoru herhangi bir bütçe kısıtlaması olmadan dijital çizimlerim ile gerçekleştirebiliyorum. İnstagram’da sık sık paylaştığım 3D çizimlerimi gerçek ölçeklerinde mekana özgü yerleştirmeler olarak üretebilmeyi çok isterdim. Şehirde iz bırakacak, büyük ölçekli bir yerleştirme ile insanları biraz da olsa gerçeklikten koparabilmeyi isterdim.

     

    Dünya üzerinde en çok görmek istediğin yer?

    Potansiyeli olan bir sanat gezginiyim. Coğrafi veya mimari açıdan dev ölçekli alanlarda bireyin varlığını ve bedenini küçücük görebileceği her yeri görmek ilgimi çekiyor. Şu ana kadar 12 ülke gezebildim ama çocukluğumdan bu yana en büyük hayalim Cape Town’du; onu da gerçekleştirdim. Dünya etkileyici ve bizi anlık sorunlarımızdan uzaklaştıracak güçte güzellikler ile dolu. Umarım tüm bu güzellikleri yok olmadan deneyimleme fırsatım olur.

     

    Art50.net ile yollarınız nasıl kesişti? Online platformlar ile ilgili düşüncelerin?

    Son 3 yıldır aktif şekilde sanat ve sanat gezileri blogu yazıyorum. Bu yazı macerası çeşitli dergilere de uzandı. Blog kurmamdaki amaç sanatı elimden geldiğince desteklemekti. Sevdiğim bir online platform olan Art50.net’in projelerini de haber yaparak destekledim ve sanatçı olarak bu ailenin bir parçası olmak istedim. Online sanat platformlarını alıcıya kolay ulaşabilmelerinden dolayı oldukça gerekli buluyorum. Sanat piyasası dediğimiz şeyin aktivite döngüsü her ne kadar İstanbul’da yığılmış olsa da çağdaş sanat ile ilgilenenlerin Türkiye’nin diğer şehirlerinde de var olduğunu unutmamak gerek.

    Ahmet Rüstem Ekici, Us Serisi No:1

    Ahmet Rüstem Ekici, Us Serisi No:1

    Yakın gelecekte senden hangi projeleri bekliyoruz?

    İlk kişisel sergim için hazırlanıyorum. Kadın, beden ve kadının mimari ile olan ilişkisinden yola çıktığım bir seri üretiyorum. Mimari çizim programları kullandığım bu seri çeşitli yapılar ve yapı elemanları üzerinden şekillenecek.

     

    Ahmet Rüstem Ekici’nin Art50.net’ te yer alan eserlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Toplam 6 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...Son »