• Seraphine

    Yönetmen: Martin Provost, 2008

    ‘Séraphine’ ressam Séraphine Luise’in trajik hayat hikayesini gerçekçi bir bakış açısıyla anlatan Martin Provost yönetmenliğindeki bir biyografik film. 41 yaşında sıradan bir hayatı olan ve hayatını temizlik yaparak kazanan Seraphine, ona resim yapmasını söyleyen koruyucu meleğini dinleyip resim yapmaya başlar. Eline geçen paranın tamamını resim yapabilmek için harcayan, geceleri parlak renkli, naif doğa desenleri yaratan Seraphine, yaşam tutkusunu tuvaline yansıtır. Ölümsüz bir sanatçı olma yolunda çekilen acılar ve yıllarca saklanan cevheri keşfetme serüvenini gözler önüne seren 2008 yapımı bu film mutlaka izlenmesi gerekenlerden.

  • Klimt

    Yönetmen: Raúl Ruiz, 2006

    Raul Ruiz tarafından yönetilen 2006 yapımı filmde John Malkovich’i Avusturyalı unutulmaz sanatçı Gustav Klimt rolünde izliyoruz. Sanatçının yaşamının son yıllarında Viena’da geçen film, Klimt’in skandal dolu yaşamına odaklanıyor. Hastalıkla mücadele eden Klimt, yakın arkadaşı ve öğrencisine yaşamının skandal ve karmaşa dolu hikayesini anlatmaya başlar. Sanatçı, kendi hayalleri ve anıları etrafında, dönemin kültür sanat başkenti olan Viena’ya, skandallarla dolu ilişkilerine ve kurucusu olduğu sanatçı sendikası ‘’Vienna Secession’’ doğru büyülü bir yolculuğa çıkar.

  • İnci Küpeli Kız

    Yönetmen: Peter Webber, 2004

    Tracy Chevalier’in aynı adlı romanından uyarlanan film, 17. Yüzyılın en önemli ustası Johannes Vermeer’in en ünlü eserl ‘İnci Küpeli Kız’ tablosunu anlatıyor. İnci Küpeli kızın kim olduğunu belirten tarihi kayıtlar olmamasına rağmen portreden bize bakan kızın sanatçının evine yaşayan hizmetçilerden biri olduğu düşünülüyor. Bu rivayetten yola çıkan filmde, büyük sanatçı Vermeer’in patronu Van Ruijven tarafından evinde çalışan Griet’in portresini yapmak üzere görevlendirilişinin hikayesini, ikili arasında gelişen bağı ve akabinde gelen sorunları izliyoruz.

  • Camille Claudel

    Yönetmen: Bruno Nuytten, 1988

    Camille Claudel’in gerçek yaşam hikayesinden uyarlanan film, sanatçının Auguste Rodin ile yaşadığı aşka odaklanıyor. 1885 kışında tanıştığı sevgilisi Auguste Rodin tarafından terk edilen Camille’in ailesi sanatçıyı Fransa’nın güneyinde bir akıl hastanesine yatırır. İlişkisi boyunca Rodin’in gölgesinde kalmış olan Camille, heykel yaparak hayata tutunmaktadır. 30 yıl kapalı kaldığı hastanede erkek kardeşi Paul’ün ziyaretini bekler. Isabelle Adjani ve Gerard Depardieu’nin muhteşem performansıyla akıllarda yer eden film sanat ve kadın-erkek ilişkilerine başka bir gözle bakmamızı sağlıyor.

  • Pollock

    Yönetmen: Ed Harris, 2000

    Ed Harris’in hem başrolünde yer aldığı hem de yönetmen koltuğunda oturduğu ‘Pollock’, dışavurumculuğa yeni bir soluk getiren Amerikalı sanatçı Jackson Pollock’un dramatik yaşam öyküsünü anlatıyor. Alkolik ve manik depresif davranış bozukluğu olan Pollock, resim yaparken sakinleşmekte ve kendini bulmaktadır. Pollock’u ve sevgilisi Lee Krasner’i 1940’ların New York sanat camiasının kalbine yerleştiren filmde, bir yandan Pollock’un kendini dünyaca ünlü yapan sanat eserlerini üretmesini izlerken bir andan da kariyerinde ilerleyen bir adamın sevdiklerini kaybetmesini görüyoruz.

  • Picasso ile Yaşamak

    Yönetmen: James Ivory, 1996

    Arianna Stassinopoulos Huffington’un Picasso: Creator and Destroyer adlı romanının uyarlaması olan film, ölümsüz İspanyol sanatçının kadınlarla olan ilişkisini konu ediniyor. Picasso’yu yaşamının ortalarında izlediğimiz hikaye, 1944-1954 yılları arasında birlikte olduğu ve iki çocukları olan Francoise Gilot’un gözünden anlatılıyor. James Ivory’nin yönetmenliğini ve Ismail Merchant’ın yapımcılığını üstlendiği film Anthony Hopkins’in muhteşem performansıyla karizmatik ve etkileyici bir Picasso portresi çiziyor.

Toplam 2 sayfa, 2. sayfa gösteriliyor.12