[-] > 50 MÜZE > İsviçre Alplerinde Bir Harikalar Diyarı: Susch Müzesi
  • SUSCH MÜZESİ

    İsviçre Alplerinde Bir Harikalar Diyarı: Susch Müzesi

    Kapak Görseli: Susch Müzesi © Claudio Von Planta. Muzeum Susch, Art Stations Foundation, CH.

    Büyük metropol müzelerini, ses getiren bina projelerini ve müze kalabalıklarını unutun. 2 Ocak 2019’da kapılarını açan Susch Müzesi, İsviçre Alplerinin Endagin Vadisi’nde, sadece 200 kişilik nüfusa sahip küçük Susch kasabasında bulunuyor. 12. yüzyılda kurulan tarihi bir manastır binasında ziyaretçilerini ağırlayan müze, bir yandan kurucusu Grażyna Kulczyk’un vizyonunu yansıtırken bir yandan da izleyeni dinginleştiren ve doğayla bütünleșen bir yavaş sanat tecrübesi sunuyor.

    ©Studio Stefano Graziani, Muzeum Susch, Art Stations Foundation CH

    ©Studio Stefano Graziani, Muzeum Susch, Art Stations Foundation CH

    12. yüzyıl manastır binası, çevrelediği hizmet veya üretim binaları ve bu alana 19. yüzyılda eklenen bira fabrikası üzerine kurulan Susch’un renovasyon ve iç mekan düzenlemesi Chasper Scmidlin ve Lukas Voelly tarafından yapıldı. Özellikle bira fabrikasının tarihsel dokusunu korumak ve binanın çevresindeki dağlık alan ve müze arasında mükemmel bir uyum yaratmak için özenle çalışan mimarlar, ortaya alışılmış dışı bir sanat müzesi çıkardılar. Böylece sakin İsviçre Alplerinde, 1.500 metrekarelik bir alana yayılan, kalıcı ve geçici sergi alanları, konferans ve seminer salonları ve sanatçı konaklama alanlarından oluşan sıradıșı bir müze ortaya çıktı.

    Grażyna Kulczyk © Anush Abrar. Fotoğraf Kaynağı: artsy.net

    Grażyna Kulczyk © Anush Abrar. Fotoğraf Kaynağı: artsy.net

    Susch Müzesi, Artnews Top 200 koleksiyoneri, Polonyalı girişimci ve çağdaş sanat koleksiyoneri Grażyna Kulczyk tarafından kuruldu. Hayatı boyunca sanat konusunda tutkulu olan Kulczyk, üniversite yıllarında sanat eserleri toplamaya başladı. Özellikle 1970’ler sonrası kadın sanatçıların resimleriyle ilgilenen Kulczyk, Susch Müzesi’nde “kadın sanatçıların eserleri ve politik, sosyal ve ekonomik sebepler nedeniyle hak ettiği tanınırlığı elde edemeyen tüm sanatçıların işlerini” sunmayı amaçlıyor. Kurucusunun vizyonundan güç alan müzede göz ardı edilmiş ve sanat camiasında yeteri kadar yer almayan sanatçıların ișlerini görüyoruz. Toplumsal cinsiyet problemlerinin dile getirilmesi ve araştırılmasına destek veren müze için kadın sanatçılar, kavramsal sanat ve Doğu Avrupa Sanatı özel bir önem taşıyor.

    Sağ: Monika Sosnowska, Stairs, 2016–17. © Studio Stefano Graziani, Muzeum Susch, Art Stations Foundation CH. Sol:Ghosts in the gloom … Flock 1 (1990) Magdalena Abakanowicz. ©Studio Stefano Graziani, Muzeum Susch, Art Stations Foundation CH.

    Sağ: Monika Sosnowska, Stairs, 2016–17. © Studio Stefano Graziani, Muzeum Susch, Art Stations Foundation CH.
    Sol:Ghosts in the gloom … Flock 1 (1990) Magdalena Abakanowicz. ©Studio Stefano Graziani, Muzeum Susch, Art Stations Foundation CH.

    Müzenin 1.500 metrekarelik iç alanında kalıcı koleksiyonu oluşturan 11 eser, mekana özgü enstalasyonlar ve geçici sergiler karşımıza çıkıyor. Mekanla mükemmel bir uyum içinde olan kalıcı enstalasyon ve heykel sergilemeleri arasında Mirosław Bałka, Sara Masüger, Adrián Villar Rojas ve Monika Sosnowska’nın ișlerini görüyoruz. Binanın alıșılmıș dıșı yapısıyla bütünleşen eserler ait oldukları alanla da iletișim halinde. Bunlardan biri, Monika Sosnowska’nın Stairs isimli enstalasyonu. Eseri oluşturan 14 metrelik çelik bloklar, içinde bulunduğu eski bira fabrikasının kulelerinden birini taşıyan bir kolon izlenimi yaratıyor.

     “A Woman Looking at Men Looking at Women.” Sergisi. © Art Stations Foundation, CH, and Muzeum Susch.

    “A Woman Looking at Men Looking at Women.” Sergisi. © Art Stations Foundation, CH, and Muzeum Susch.

    Beyaz duvarlı, ahşap tabanlı ve kalas iskeletli sergi alanlarında heyecan verici geçici sergiler düzenleniyor. 2 Ocak-30 Haziran 2019 tarihleri arasında gezilebilecek olan A Women Looking at Men Looking at Women adlı açılış sergisinin müzenin öne çıkardığı temalarla örtüştüğünü söylemek mümkün. Sergi, aralarında Joan Semmel, Carla Accardi ve Louise Bourgeois’in bulunduğu 30 kadın sanatçının eserlerini ağırlıyor. Sosyal, politik ve kültürel alanlarda “feminenlik” ve “kadınlık” algısını inceleyen sergi, feminist teoriden güç alıyor. Böylece bu eşsiz müze, nefes kesen iç ve dış mekanı ve kalıcı eserleriyle olduğu kadar sergileriyle de dışlanmış ve/ya sınırlarda olan sanatçılara sanat dünyasının dominant ve geleneksel seslerinin ötesine geçme imkanı sunuyor.

    Simge Erdoğan