• louvre-abu-dhabi

    50 Müze

    50 Müze içeriğimizde dünyanın dört bir yanından koleksiyonları kadar tasarımlarıyla da şaşırtan 50 müzeyi listelemeyi amaçlıyoruz.

    Listemizi 50’ye ulaştırırken bize önerilerde bulunmak veya bu yerlerden çektiğiniz fotoğrafları paylaşmak isterseniz info@art50.net adresinden bize ulaşabilirsiniz. Okuyucularımızın paylaşımlarına da yer vermeyi amaçladığımız bu listeyi en kısa zamanda 50’ye ulaştırmak üzere, keyifli okumalar!

  • luma_arles_1

    Van Gogh’un Şehri Arles’te Görenleri Büyüleyen Bir Kule

    LUMA Arles Müzesi, Fransa

    Güney Fransa’nın şirin Arles şehrini büyük ihtimalle ölümsüz sanatçı Vincent Van Gogh adı ile birlikte duymuşsunuzdur. 1888 ve 1889 yıllarında burada yaşamış olan Van Gogh’un birçok eserine ilham kaynağı olan Arles, LUMA Arles adlı yepyeni bir şehir simgesine sahip. Bir çağdaş sanat kampüsü olan LUMA Arles, tarihi binaları ve binaların arasından yükselen Frank Gehry tasarımı büyüleyici kulesi ile Arles’te yaşayanların ve şehre gelen turistlerin kalbinde özel bir yere sahip olmaya çoktan başladı bile.

    >>>

  • mona museum

    Avustralya’nın Ortasında Muhteşem Bir ‘’Anti-Müze’’

    MONA Müzesi, Tazmanya

    Bildiğiniz tüm müzeleri unutun. Şu ana kadar gezdiğiniz hiçbir müzeye benzemeyen MONA, Museum of Old and New Art (Eski ve Yeni Sanat Müzesi), tüm anlatıları, ezberleri ve sınırları yıkıyor. Burası, Avustralya’nın güneydoğusundaki Tazmanya adasında bulunan, keşfettikçe keşfetmek, tanıdıkça tanımak isteyeceğiniz bir ‘’anti-müze’’. 6.000 metrekarelik sergi alanı, labirentler, yeraltına gizlenmiş odalar, arkeolojik eserler, dev enstalasyonlar, caz konserleri, Void Bar ve daha fazlası sizleri hayal edilenin ötesini keşfetmeye çağırıyor.

    >>>

  • _Faux Cul VI - X_, Ayana V Jackson, 2017-2018. Photo. Fanyana Hlabangane

    NIROX Vakfı’nda Sanatın Doğayla Mükemmel Uyumu

    Çağdaş sanat dünyasının gözdesi Güney Afrika’nın hazineleri saymakla bitmiyor. Doğayla iç içe sanat deneyimi yaşamak isteyenlerin adresi NIROX Vakfı, sanatçı programları, sergileri ve etkinlikleriyle göz dolduruyor. Biyolojik açıdan zengin, doğal ve vahşi yaşamın, bilimsel ve doğa araştırmalarının merkezi olan The Cradle of Humankind alanında bulunan NIROX Vakfı, sanatçıları, sanatseverleri ve doğa tutkunlarını büyüleyen gerçek bir hazine.

    >>>

  • Maat

    Lizbon’un Işığı ve Renkleri Museum of Art, Architecture and Technology’de

    Maat Müzesi, Lizbon

    Lizbon’daki Tejo Nehri’nin kıyısında yürürken, suyun rengini ve ışığını yansıtan kıvrımlı bir yapı karşımıza çıkıyor. Görende merak ve hayranlık duygusu uyandıran bu sıra dışı bina Museum of Art, Architecture and Technology’e (MAAT) ait. Kapılarını Ekim 2016’da açan müze, her ne kadar sanat şehri Lizbon’a yeni gelmiş olsa da, seyir terası, muhteşem binası ve 38 bin metrekarelik alanıyla Lizbon’un şehir simgelerinden biri oldu bile.

    >>>

  • norval

    Güney Afrika’nın Yeni Sanat Merkezi: Norval Foundation

    Norval Foundation - Steenberg Estate, Cape Town

    Norval Foundation’ın 28 Nisan 2018 tarihinde açılmasıyla kültür sanat tutkunları yepyeni bir sanat merkezine kavuştu. Cape Town, Steenberg’de açılan, uluslararası çapta sanatçılara ve sergilere yer veren Norval Foundation, doğanın önemini gözler önüne seren bir yaşam alanı sunuyor.

    >>>

  • museum of ice cream

    Çocukluk Hayallerinin Gerçekleştiği Yer: Museum of Ice Cream

    Pespembe duvarlar, rengarenk odalar, içinde yüzdüğünüz şekerleme havuzları, muz salıncakları, duvarlarda eriyen dondurmalar ve pembe aynalı odalar… Alice Harikalar Diyarı veya Hansel ve Gratel masalından değil, gerçek bir 21. yüzyıl müzesinden bahsediyorum. Adı üstünde, Museum of Ice Cream (MOIC) dondurma kadar renkli ve dondurma kadar mutluluk verici bir dünya sunuyor. İnstagram sevenlerin ve milenyum neslinin beklentilerini fazlasıyla karşılayan bu gerçeküstü ve capcanlı müzede en çılgın çocukluk hayalleriniz gerçek oluyor.

    Kaynak: globetrendermagazine.com

    Kaynak: globetrendermagazine.com

    Dondurmadan esinlenen Museum of Ice Cream, dondurma temalı sanatsal yerleştirmelerin ve interaktif eserlerin yer aldığı odalardan oluşuyor. Günümüze kadar sırasıyla New York, Los Angeles, San Francisco ve Miami’de kapılarını açan müzeyi 2016’dan bu yana 1 milyondan fazla kişi ziyaret etti. Farklı bina ve sergilemelere sahip olan bu şubelerin ortak noktası ise hepsinin oldukça renkli odalardan oluşması ve ziyaret sırasında ziyaretçilere bol bol dondurma servis etmesi.

    Kaynak: incrediblethings.com

    Kaynak: incrediblethings.com

    Müzeyi gezerken girdiğiniz neon ve pastel renkli her bir odada farklı interaktif enstalasyonlar bulunuyor. Duyulara hitap eden, yaratıcı zekanın ürünü olan bu odaların her köşesinde fotoğraf çekenlere rastlamanız mümkün. Külahlı dondurmaların bulunduğu oda, duvarlarda eriyen dondurma odası, muz salıncağı, aynalı oda ve içine girebileceğiniz şekerleme havuzu İnstagram severlerin favorilerinden.

    Getty. Kaynak: tmz.com

    Getty. Kaynak: tmz.com

    Kalıcı bir binası veya koleksiyonu olmayan Museum of Ice Cream, popüler olan pop-up müze konseptinin en başarılı örneklerinden. Pop-up müze kavramı, geleneksel müze anlayışından oldukça farklı bir konsept. Pop-up müzeler, eğitim veya araştırma amacı gütmeyen, adeta geçerken uğrayıp ‘’burada fotoğraf çekeyim’’ dediğiniz sanatsal ve interaktif mekanları anlatıyor. Eğlence ve hayal gücü odaklı olan Museum of Ice Cream, beliren pop-up ekranlar gibi sık sık değişen sergilemeler ve yeni açılan şubelerden oluşuyor. Bol bol fotoğraf çekilmesini ve bunların sosyal medyada paylaşılmasını teşvik eden müze, İnstagram ve sosyal medya sevenleri hedef kitlesi olarak seçiyor.

    Kaynak: globetrendermagazine.com

    Kaynak: globetrendermagazine.com

    Müzenin biletlerini online olarak satın alıyorsunuz. 28 dolar olan biletlere, müze gezisi, istediğiniz yerlerde çekeceğiniz selfieler ve tabi ki müze içinde yediğiniz her dondurma da dahil. Müzenin açılan şubelerinin biletleri, satışların başlamasından kısa süre sonra tükenmekle kalmıyor ayrıca binlerce kişilik bekleme listeleri oluşuyor. Bunun en önemli örneklerinden biri ise biletleri satışa çıktığı anda 3 gün içinde tükenen ve 200.000 kişilik bekleme listesi oluşturan New York Museum of Ice Cream.

    Kaynak: hellomagazine.com

    Kaynak: hellomagazine.com

    Müze ziyaretçileri arasında Beyonce, Katy Perry, Kim Kardashian ve Gwyneth Paltrow gibi dünyaca ünlü isimler de var. Bu kadar popüler bir müzeyi düşündüğümüzde akla bu müzenin nasıl oluştuğu sorusu geliyor. Müze, şu anda 28 yaşında olan Mary Ellis Bunn ve ortağı Manish Mora tarafından kurulmuş. New York’un yeni mekanlardan yoksun olduğunu düşünen ikili, milenyum neslinin ilgisini çeken deneysel bir sanat projesi yapmak istemişler. İnstagram ve sosyal medya nesline en çok hitap eden ne olabilir diye düşündüklerinde ise akıllarına bir fikir gelmiş: dondurma!

    Kaynak: globetrendermagazine.com

    Kaynak: globetrendermagazine.com

    Müzenin aynı zamanda kreatif direktörü olan Mary Ellis bir röportajında ‘’tüm odaları kendim tasarladım. Bunu yaparken kendi çocukluk hayallerimden esinlendim. Çocukluğumda sık sık şekerleme dolu bir okyanusta yüzmeyi hayal ederdim’’ diyor. Bu açıdan düşününce müzenin her şubesinde şekerleme havuzu görmemiz tesadüf değil. Museum of Ice Cream ile ilgili bir başka bilgi ise kurumsal ortaklıkları. Amerikan Express ve Tinder gibi kurumsal partnerlere sahip olan müzede servis edilen dondurmalar uluslararası veya yerel dondurma markaları sponsorluğunda sunuluyor.

    Kaynak: miami.eater.com

    Kaynak: miami.eater.com

    Museum of Ice-Cream’in şu ana kadar toplam 4 pop-up şubesi oldu. İlk şubesi 2016 Ağustos’ta New York, Manhattan’da açılan Museum of Ice Cream, 5.000 metrekarelik alanda sanatseverlerle buluştu. Daha sonra Los Angeles’ın Arts District’inde açılan müze, yakaladığı başarıyı burada devam ettirdi. Üçüncü şubesi olan San Francisco, 1911 yılından Neo-Klasik binasında ziyaretçilerini ağırladı. Son olarak Miami Faelo Bölgesi’nde açılan Museum of Ice Cream, burada retro ruhunu yansıtan 4 katlı binasıyla Miami’nin kalbinde taht kurdu. Şu sıralar açık olan şubeler ise San Francisco (Mayıs 2018’e kadar) ve Miami (Nisan 2018). Museum of Ice Cream, 2018 yazı itibariyle yeni binalarında ziyaretçilerle buluşmaya devam edecek. Açılması planlanan yeni mekanların yerleri ve zamanları ise ilerleyen günlerde duyurulacak.

    Simge Erdoğan

  • Mori Sanat Müzesi

    Gökyüzünde Bir Müze: Mori Sanat Müzesi

    Tokyo, Mori Sanat Müzesi

    Bu sefer Tokyo’ya gidiyoruz. Tokyo, Roppongi Hills Kompleks’te bulunan heybetli Mori Kulesi şehrin her tarafından görülüyor. Kulenin en üst katına çıktığınızda çağdaş sanat tutkunu Minoru Mori tarafından kurulmuş olan Mori Sanat Müzesi’ni görüyorsunuz. Önemli bir iş adamı ve şehir geliştirme vizyoneri olan Minoru Mori, Mori Kulesi’ni bir binanın ötesine taşıma hayaline sahipmiş. Bu kuleyi şehir kültürünün bir ayrılmaz bir parçası ve dinamik bir merkez haline getirmek amacıyla 2003 yılında Mori Sanat Müzesi’ni kurmuş. Günümüzde Tokyo’nun en önemli binalarından biri olan Mori Kulesi, aynı zamanda sanatseverlerin ve turistlerin Tokyo listesinin en üst sıralarına yerleşmiş durumda.

    Yayoi Kusama - Infinity Rooms / Kaynak: smithsonianmag.com

    Yayoi Kusama – Infinity Rooms. Kaynak: smithsonianmag.com

    Richard Gluckman tarafından inşa edilen Mori Sanat Müzesi alışılmışın dışında bir müze. Kurumsal kaynaklı birçok özel müzenin aksine Mori Müzesi, kurucusunun koleksiyonunu sergilemek amacıyla kurulmadığı gibi kalıcı bir sergi salonuna da sahip değil. 2005 yılında bünyesinde eser toplamaya ve koleksiyon oluşturmaya başlayan müzenin koleksiyonu Asya kıtası modern ve çağdaş sanat eserlerinden oluşuyor.

    Ohmaki Shinji Liminal Air Space – Time. Kaynak: japanobjects.com

    Ohmaki Shinji Liminal Air Space – Time. Kaynak: japanobjects.com

    Günümüzde Le Corbusier, Hiroshi Sugimoto ve Takashi Murakami gibi önemli sanatçılarının eserlerinin yer aldığı zengin bir koleksiyona sahip olmasına rağmen Mori Sanat Müzesi amacının koleksiyonunu değil sanatçıları ön plana çıkarmak olduğunu vurguluyor. Bu amaç doğrultusunda belirli aralıklarla koleksiyondan seçtiği eserleri sanatseverlere sunuyor.

    Takashi Murakami - The 500 Arhats. Mori Art Museum, 2015. Fotoğraf: Mori Museum & Magic Pony.

    Takashi Murakami – The 500 Arhats. Mori Art Museum, 2015. Fotoğraf: Mori Museum & Magic Pony.

    Müze açıldığı günden bu yana Asya kıtasından ve uluslararası birçok önemli sanatçıyı ağırladı. Düzenlediği görsel, teknik, materyal ve sergileme bakımından zengin sergiler kapsamında Ai Weiwei, Tokujin Yoshioka, Yayoi Kusama ve Bill Viola gibi birçok ikonik isme yer verdi. Mori Sanat Müzesi hit sergilerine ek olarak adını yeni duyurmaya başlayan genç sanatçıları da desteklemeye devam ediyor. Yürüttüğü MAM Project kapsamında galerideki bir alanda genç sanatçıların solo şovlarını, MAM Screen bünyesinde ise müze içinde çeşitli video çalışmaları sunuyor.

    Kaynak: livejapan.com

    Kaynak: livejapan.com

    Mori’nin alışılmış dışı bir diğer özelliği ise Tokyo şehir manzarası ile iç içe olması. Gökdelenin tepesinde bulunması ve Sky Gallery’de düzenlenen sergilerle sanatseverlere manzaranın ve sanatın keyfini eş zamanlı olarak çıkarma imkanı veriyor. Müzenin ayrıca bir hediyelik eşya dükkanı ve The Sun ve The Moon adlı iki restoranı da var. Restoranlar hakkında ilginç bir bilgi ise sanatı menülerine taşımaları. Zaman zaman müzede düzenlenen sergilere paralel olarak restoranların menüleri değişiyor.

    Kaynak: Mori Art Museum

    Kaynak: Mori Art Museum

    Mori Sanat Müzesi’nin “Art + Life” prensibini Leandro Erlich’in ‘’Seeing and Believing’’ adlı sergisinde görmek mümkün. 18 Kasım-1 Nisan 2018 tarihleri arasında izleyiciyle buluşan ve Arjantinli sanatçının günümüze kadar düzenlenmiş en kapsamlı solo sergisi olan bu sergi, optik illüzyon ve ses efektlerinin kullanımıyla sanatseverlere alternatif bir gerçeklik anlayışı sundu. Aynı bu sergi gibi, Mori’deki diğer etkileyici sergileri gördükten sonra çevrenize başka bir gözle bakmaya başlayacaksınız. İşte o zaman Mori prensibini, yani sanatın yaşamın içinde ve her yerde olduğunu bir kez daha anlayacaksınız.

    Simge Erdoğan

  • macaa

    Çağdaş Afrika Sanatı’nın Afrika Kıtasındaki İkinci Evi Marakeş’te: MACAAL Çağdaş Sanat Müzesi

    Marakeş, MACAAL Çağdaş Sanat Müzesi

    Çağdaş Afrika Sanatı; sayısı sürekli artan fuarları, sergileri ve müzeleriyle her geçen gün görünürlüğünü ve önemini artırıyor. Geçtiğimiz yıl Cape Town’da açılan Zeitz MOCAA’dan sonra Çağdaş Afrika Sanatı, Afrika kıtasındaki ikinci evine, MACAAL Museum of African Contemporary Art Al Maaden (Al Maaden Çağdaş Afrika Sanat Müzesi)’e kavuştu. Afrika ve diasporasından en önemli sanatçılar artık MACAAL bünyesinde karşımıza çıkacak. Böylece perdenin arkasından dünya sahnesine çıkan Afrika Sanatı, tüm zenginliği, ruhu ve renkleriyle uluslararası platformda var olmaya devam edecek.

    MACAAL © SIMO DRISSI. Kaynak: museumnetwork.sothebys.com

    MACAAL © SIMO DRISSI. Kaynak: museumnetwork.sothebys.com

    Ön açılışını 2016’da yapan MACAAL, geçen hafta uluslararası açılışını gerçekleştirerek resmen dünya sahnesine çıktı. Gözleri Marakeş’e çeviren bu özel ve kar gütmeyen müzenin misyonu ve amacı oldukça önemli. MACAAL’ın kurucusu ve direktörü Othman Lazraq, müzenin Fas ve çevresinde sanatı tanıtmak, desteklemek ve kıtanın zengin kültür sanat mirasını yansıtmak olduğunu söylüyor. Afrika kıtası ve diasporasından gelen, tanınan ve genç birçok önemli sanatçının eserlerinden oluşan sergileri, etkinlik ve eğitim programlarıyla MACAAL yeni bir diyalog ve etkileşim platformu oluşturmaya başladı bile.

    Namsa Leuba

    Namsa Leuba, Statuette Kafigeledio Prince – Guinea, 2011, Ya Kala Ben series © Namsa Leuba and Art Twenty One Gallery. “Africa Is No Island,” the Museum of African Contemporary Art Al Maaden (MACAAL), Marrakech, 2018. Fotoğraf: Museum of African Contemporary Art Al Maaden.

    Fas’ın konumu göz önüne alındığında MACAAL’ın Marakeş’te bulunması oldukça önemli. Afrika ve Arap dünyasının kesiştiği noktada yer alan Fas, gerek Afrika kıtasındaki sanatsal gelişmelere ortak olmayı gerekse Orta Doğu coğrafyasında yükselen trendleri yakından takip etmeyi kolaylaştırıyor. Bir diğer yandan ise Avrupa’ya olan yakınlığı, Afrika sanatının uluslararası camiayla buluşması ve geniş kitlelere ulaşmasını mümkün kılıyor.

    Hicham Benohoud ‘’Untitled’’, © www.macaal.org

    Hicham Benohoud ‘’Untitled’’, © www.macaal.org

    Müzelerin olmazsa olması, ruhunu ve misyonunu yansıtan bir binaya sahip olması. Bu açıdan MACAAL’ın binasına baktığımızda, 700 metrekarelik iki katlı yalın ve güçlü bir bina görüyoruz. Nieto Sabejano tarafından tasarlanan, küp şeklinde 3 bloğun bir araya getirilmesiyle oluşturulan bina Marrakeş’in kırmızı renklerini yansıtıyor. Binanın en dikkat çekici özelliklerinden biri ise ana girişi oluşturan yatay blok. Binanın yalın ve sağlam bir duruşa sahip dış yüzeyiyle zıtlık yaratan iç alanları ise oldukça aydınlık ve ferah.

    Nicola Lo Calzo, Portrait de David Godonou-Dossou, riche marchand et fondateur de la dynastie Godonou-Dossou, Porto Novo, Bénin, 2011, © Nicola Lo Calzo, Fotoğraf: The Museum of African Contemporary Art Al Maaden. Kaynak: www.vogue.com

    Nicola Lo Calzo, Portrait de David Godonou-Dossou, riche marchand et fondateur de la dynastie Godonou-Dossou, Porto Novo, Bénin, 2011, © Nicola Lo Calzo, Fotoğraf: The Museum of African Contemporary Art Al Maaden. Kaynak: vogue.com

    MACAAL’da Afrika ve diasporasında üretilen Çağdaş ve Modern sanat eserleri, dijital sanat, resim, heykel, video, fotoğraf çalışmalarından en güzel örnekler izleyicinin beğenisine sunuluyor. Binanın üst katında müzenin uzun süreli sergisi, Lazraq koleksiyonundan seçme eserleri görüyoruz. Yarı kalıcı olan bu sergi, Lazraq ailesinin son 40 yılda topladığı 2.000’den fazla Modern ve Çağdaş Sanat eserlerinden oluşuyor. Moataz Nasr, Sergei Attukwei Clottey, Farid Belkahia burada eserleri sergilenen sanatçılardan birkaçı. Müzenin kurucusu ve direktörü Lazreq’e göre MACAAL’da sergilenen eserlerin her biri ayrı bir hikaye anlatıyor.

    Leila Alaoui ‘’Moroccans’’, Kaynak: www.npr.org

    Leila Alaoui ‘’Moroccans’’, Kaynak: npr.org

    Müzenin girişinde 2016 yılında bir terrör saldırısı sonucu hayatını kaybeden, aynı zamanda Othman’ın arkadaşı olan, Fransa-Fas asıllı fotoğrafçı Leila Alaoui anılıyor. Mermer bir kemerin altında karşımıza çıkan sanatçının ‘’Faslılar’’ (Moroccans) adlı fotoğraf serisi, bilinmeyen yaşamları anlatıyor. Sergileme, kemerin iki tarafında bulunan ve İtalyan sanatçı Anna Raionda tarafından yapılan ses yerleştirmeleri ile tamamlanmış. Yerleştirmeler Marakeş’in çarşılarından gelen sesleri galeriye taşıyor. Othman’a göre bu çalışma galeriye aidiyet ve tanınmışlık hissi katıyor. ‘’Hedef kitlemiz yerel halk. Faslıların yüzde 80’i hayatlarında hiç müzeye gitmemişler, biz onların kendilerini evdeymiş gibi hissetmelerini istiyoruz’’ diyor.

    Sol: Maimouna Guerresi – Trone in White, 2016 / Sağ: Maimouna Guerresi – Trone in Black, 2016, Fondation Alliances Collection, © Maimouna Guerresi ve Mariane Ibrahim Gallery.

    Sol: Maimouna Guerresi – Trone in White, 2016 / Sağ: Maimouna Guerresi – Trone in Black, 2016, Fondation Alliances Collection, © Maimouna Guerresi ve Mariane Ibrahim Gallery.

    Müzenin alt katında ise 24 Şubat-24 Ağustos 2018 tarihleri arasında ‘’Afrika is No Island’’ adlı muhteşem bir sergi ziyaretçileri karşılıyor. Gelenek, aile ve çevre gibi birçok konuya değinen bir sergide sunulan tanınan ve yeni toplam 40 sanatçının fotoğraf çalışmaları Afrika kıtasına sanatçıların lenslerinden bakma imkanı sunuyor.

    Africa is No Island Sergisi’nden bir kare. Joana Choumali, Mme Djeneba Haabré, la dernière génération series, 2013-2014, © Joana Choumali ve 50 Golborne Gallery. Fotoğraf: Saad Alami, kaynak: www.vogue.com

    Africa is No Island Sergisi’nden bir kare. Joana Choumali, Mme Djeneba Haabré, la dernière génération series, 2013-2014, © Joana Choumali ve 50 Golborne Gallery. Fotoğraf: Saad Alami, kaynak: vogue.com

    Maimouna Guerresi, Baudouin Mouanda, Ayana V. Jackson ve Walid Layadi-Marfouk gibi isimlerin fotoğraflarının bir araya getirildiği sergide Afrika denilince akla gelen basmakalıp düşünce biçiminin ötesine geçen ziyaretçiler kıtanın sahip olduğu yaratıcı enerji ve birikimi yakından gözlemleme fırsatı elde ediyor.

    Simge Erdoğan

  • Yves Saint Laurent

    Kırmızı Şehirde Moda ve Sanat: Yves Saint Laurent Müzesi Marakeş

    Marakeş, Yves Saint Laurent Müzesi

    Her şey, tasarımcı Yves Saint Laurent’in 1964 yılında tasarımlarından ilk örnekleri saklamaya karar vermesiyle başladı. 20. Yüzyılın ikonik haute couture moda tasarımcısı ve Mondrian hayranı olan Saint Laurent günümüze eşsiz bir koleksiyon bıraktı. Tasarımcının moda ve sanatı harmanlayan yaratıcı zekasını yakından tanıma imkanı sağlayan ve Ekim 2017’de açılan Yves Saint Laurent Müzesi, Marakeş’in kırmızı sokaklarında, Jardin Majorelle yakınlarında bulunan etkileyici binasında ziyaretçilerini bekliyor.

    St-Laurent

    Kaynak: thedailybeast.com

    Marakeş Yves Saint Laurent Müzesi, Laurent’in adını taşıyan ve koleksiyonunu sergileyen iki müzeden biri. Müze, 400 m² alanda yaklaşık 4.000 adet giysi, 15.000 adet aksesuar ve modaevinin tarihine ışık tutan binlerce çizim, fotoğraf ve videoyu sergiliyor. Koleksiyonda sergilenen eserler arasında Yves Saint Laurent’in tasarladığı Mondrian elbisesi, le smoking ve safari ceketleri gibi ikonik parçalar, haute couture aksesuar ve çizimler, koleksiyon tahtaları, defilerden görüntüler ve müşteri defterleri gibi modayla alakalı her şey var. Aynı zamanda bu özel müzede edebiyat, resim, tiyatro ve sokak modası gibi farklı alanlardan izler görmek mümkün. Yves Saint Laurent’in Bernard Buffet tarafından 1958 yılında yapılan portresi ve Andy Warhol’un 1982 yılında yaptığı portre serisi özellikle dikkat çeken eserlerden.

    Yves Saint Laurent Marakeş sokaklarında. © Reginald Gray. Kaynak: theguardian.com

    Yves Saint Laurent Marakeş sokaklarında. © Reginald Gray. Kaynak: theguardian.com

    Müzenin ve koleksiyonunun oldukça ilginç bir hikayesi var. Yves Saint Laurent, 1964 yılında koleksiyonlarına ait prototipleri tasarımlarına eşlik eden aksesuar ve objelerle birlikte saklamaya başladı. Uzun yıllar adeta bir koleksiyoner tutkusu ve titizliğiyle saklamaya başladı. Her yıl büyüyen zengin koleksiyonunu korumak amacıyla Yves Saint Laurent Vakfı’nı kurdu ve böylece tasarımlarını biriktiren ilk moda tasarımcısı ünvanına sahip oldu.

    ©Horst P. Horst, 1980. Photograph by Dan Glasser.

    ©Horst P. Horst, 1980. Fotoğraf: Dan Glasser.

    Peki neden Marakeş? Tasarımcının yaşamında bu şehir oldukça özel bir yere sahip. Tasarımcı, Marakeş’i ilk defa 1966 yılında ziyaret etti ve şehri gördükten sonra Marakeş’in renklerine aşık oldu. 1980 yılında Pierre Bergé ile burda bir villa satın alarak Marakeş’in sakinlerinden biri haline geldi. Uzun yıllar burda yaşayan Yves Saint Laurent ayrıca birçok röportajında tasarımlarında Marakeş’in ruhu ve renklerini yansıttığını dile getirdi. Sanatçıyı bu şehirde yaşatan Müze, Fransız mimarlar Karl Fournier and Olivier Marty tarafından yönetilen Studio KO tarafından tasarlandı. Binada Marakeş’le özdeşleşen kırmızı tonlar, sanatçının elbiselerinin kıvrımlı ve düz çizgileri ve kumaş kesme tekniklerinden izler görüyoruz. Binanın içi ise, adeta Couture bir ceketin astarı gibi, kadife, düz ve parıldayan bir görünüme sahip.

    Kaynak: www.thedailybeast.com

    Kaynak: thedailybeast.com

    120 m2’lik geçici sergi alanı ise moda, sanat ve tasarım dünyasından en özel sergilere ev sahipliği yapıyor. Müzenin koleksiyonu ve sergilerine ek olarak müze aynı zamanda 5.000 kitaptan oluşan geniş kapsamlı bir kütüphane, 140 kişilik fuaye alanı, hediye dükkanı ve teras kafesine sahip.

    Simge Erdoğan

  • Sarah M. Golonka

    Herkese, Her Yerde, Her Zaman Sanat: Los Angeles Institute of Contemporary Art

    Los Angeles, Institute of Contemporary Art (ICA LA)

    Los Angeles’ın kültür-sanat merkezi olan Art District’in yıldızı Los Angeles Institute of Contemporary Art (ICA LA), 2 yıllık yenileme çalışmasının ardından Eylül 2017’de kapılarını açtı. Misyonu, sergileri ve binasıyla enerji dolu olan bu dinamik müzenin kökleri 1984 yılında kurulan ve 2015 yılında kapatılan Santa Monica Museum of Art (SMMoA)’a dayanıyor. Los Angeles, Institute of Contemporary Art adıyla yeniden açılan ve adeta yeniden doğan Müze, Los Angeles’a yepyeni bir soluk getirmeye başladı bile.

    ICA LA, Dominique Vorillon

    ICA LA, Dominique Vorillon / interiordesign.net

    ICA LA, yeni ismi, binası ve logosuyla adeta yeniden doğdu diyebiliriz. Yenilenen müze, Santa Monica Museum of Art zamanından beri gelen çalışmalarını arttırdı, sosyal-kültürel farklılıkları ve çeşitlilikleri kucaklamayı ve sosyal farkındalık yaratmayı amaç edindi. Çağdaş sanatı her yere ve herkese yaymak amacıyla yola çıkan Müze, kalıcı sergi veya koleksiyona ev sahipliği yapmıyor. Herhangi bir koleksiyonu veya sanatçıyı öne çıkarmak yerine, yıl içinde düzenlenecek olan dünyanın dört bir yanından birçok sergiyle çağdaş sanatı Los Angeles’a taşıyacak.

    Müze direktörü Elsa Longhauser açılış sergisi hazırlıkları sırasında ICA LA’de. © Myung J. Chun / Los Angeles Times, kaynak: latimes.com

    Müze direktörü Elsa Longhauser açılış sergisi hazırlıkları sırasında ICA LA’de. © Myung J. Chun / Los Angeles Times, kaynak: latimes.com

    Değişen aralıklarla birçok farklı sergi ve sanatçıyı ağırlayacak olan ICA LA’yi ziyaret etmek ve bu özel sergileri gezmek ücretsiz. Müzenin direktörü Elsa Longhauser ‘’biz buranın aktif ve enerjiyle dolu bir yer olmasını istiyoruz’’ diyerek müzenin her geçen gün ziyaretçi profilini genişletme amacının altını çiziyor.

    ICA LA, © Sarah M. Golonka/smg photography, kaynak: ICA LA

    ICA LA, © Sarah M. Golonka/smg photography, kaynak: ICA LA

    Kulapat Yantrasast tarafından tasarlanan yeni bina, 2 yıllık bir çalışma sonucunda tamamlandı. Bina, şehrin merkezinde bugün Art District olarak kullanılan eski bir antrepo alanında bulunuyor. Gerek antrepo ruhuna gerekse modern ve dinamik bir görünüme sahip olan sarı rengin dikkat çektiği bina, toplam 12,700 metrekare büyüklüğünde. Bu alanın 7,500 metrekaresi sergileme alanı olarak kullanılırken kalan alanlarda sosyal programların gerçekleştirileceği seminer ve panel odalarına ve de müze kafesi karşımıza çıkıyor.

    “Abigail DeVille: No Space Hidden (Shelter),” 2017, Institute of Contemporary Art, Los Angeles (ICA LA). BRIAN FORREST, kaynak: www.artnews.com

    “Abigail DeVille: No Space Hidden (Shelter),” 2017, Institute of Contemporary Art, Los Angeles (ICA LA). BRIAN FORREST, kaynak: artnews.com

    Açılışı kutlamak için “Martín Ramírez: His Life in Pictures, Another Interpretation” isimli özel bir açılış sergisi hazırlandı. Meksikalı sanatçı Martín Ramírez’in çizimlerini sanatseverle buluşturan sergide, 1925 yılında Kaliforniya’ya göçmen olarak gelen Ramírez’in zor hayatı ve yer değiştirmenin getirdiği fiziki ve duygusal problemler anlatılıyor. 1929 Büyük Buhran döneminde işsiz ve evsiz kalmasının ardından kısa şizofreni teşhisiyle kliniğe yatan ve eserlerini bu ortamlarda yaratan Ramírez’in sergisi, sosyal-kültürel çeşitlilik, göç, yerinden olma, tecrit edilme gibi farklı kavramlara odaklanıyor. Müze bu özel sergiye ek olarak açılışını kutlamak için Abigail DeVille’in “No Space Hidden (Shelter),” isimli enstalasyonu da sanatseverlere sundu. Sanatçının şehir merkezinden topladığı çeşitli eşyalardan meydana getirdiği enstalasyonu, günümüzde toplumsal tabakalar arasındaki ciddi ekonomik farklılıkları anlatıyor.

    Simge Erdoğan

Toplam 5 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345