• louvre-abu-dhabi

    50 Müze

    50 Müze içeriğimizde dünyanın dört bir yanından koleksiyonları kadar tasarımlarıyla da şaşırtan 50 müzeyi listelemeyi amaçlıyoruz.

    Listemizi 50’ye ulaştırırken bize önerilerde bulunmak veya bu yerlerden çektiğiniz fotoğrafları paylaşmak isterseniz info@art50.net adresinden bize ulaşabilirsiniz. Okuyucularımızın paylaşımlarına da yer vermeyi amaçladığımız bu listeyi en kısa zamanda 50’ye ulaştırmak üzere, keyifli okumalar!

  • 2019’un Heyecanla Beklenen Müzeleri

    Ocak ayında kapılarını açan Susch Müzesi’nin ardından 2019’da açılması planlanan diğer müzelere kavuşmak için gün sayıyoruz. Dünyanın farklı köşelerinde bulunan, etkileyici bina projeleri, benzersiz sanat koleksiyonları, etkinlik ve sergi programları ve milyon dolarlık bütçeleriyle ses getiren yeni müzeler, gerek dünya kültür-sanat camiasında gerekse sanatseverler arasında büyük bir heyecan dalgası yarattı. Gelin, dört gözle beklediğimiz, kapılarını 2019 senesinde açacak olan müzelere ve özelliklerine birlikte göz atalım.

    >>>

  • SUSCH MÜZESİ

    İsviçre Alplerinde Bir Harikalar Diyarı: Susch Müzesi

    Kapak Görseli: Susch Müzesi © Claudio Von Planta. Muzeum Susch, Art Stations Foundation, CH.

    Büyük metropol müzelerini, ses getiren bina projelerini ve müze kalabalıklarını unutun. 2 Ocak 2019’da kapılarını açan Susch Müzesi, İsviçre Alplerinin Endagin Vadisi’nde, sadece 200 kişilik nüfusa sahip küçük Susch kasabasında bulunuyor. 12. yüzyılda kurulan tarihi bir manastır binasında ziyaretçilerini ağırlayan müze, bir yandan kurucusu Grażyna Kulczyk’un vizyonunu yansıtırken bir yandan da izleyeni dinginleştiren ve doğayla bütünleșen bir yavaş sanat tecrübesi sunuyor.

    >>>

  • Niteroi museum

    Fütüristik, Sıradışı ve Eşsiz: Niterói Çağdaş Sanat Müzesi

    Niterói Çağdaş Sanat Müzesi, Brezilya - Kapak Görseli: Louis Vuitton

    Niterói Çağdaş Sanat Müzesi (MAC) Rio de Jenerio şehrine bağlı Niterói kentinin en ikonik ve en dikkat çeken binası. 5 yıllık çalışma sonucunda 1996 yılında kapılarını açan müze, dünyanın sayılı eserleri arasında gösteriliyor. Brezilya’nın tanınmış mimarlarından Oscar Niemeyer’ın mimari dehasının ürünü olan fütüristik bina, kimine göre bir tabağı, kimine göre bir kadehi, kimine göre ise bir uzay gemisini andırıyor. Binanın sıra dışı mimarisi ve denizin tam ucundaki konumunu gördüğünüzde hayranlık duymamanız mümkün değil. Doğa ve sanatla muhteşem bir uyum içinde olan Niterói Müzesi, bakanda hafiflik ve canlılık hissi yaratıyor.

    >>>

  • Glenstone Müzesi

    Minimalist Bir Yavaş Sanat Deneyimi: Glenstone Müzesi

    Washington DC’nin dışındaki yemyeşil arazinin ortasında parlayan Glenstone Müzesi’ni gördüğünüzde ‘’Böyle büyülü bir yeri nasıl oldu da daha önce duymadım’’ diye şaşıracaksınız. Burası, aynı kurucuları gibi medya radarının dışında, mütevazi, sakin ve gizemli bir yer. Dikkat dağıtan her türlü faktörden uzak, düşüncelerinizi dinlemenizi ve sanata odaklanmanızı sağlayan ‘’yavaş sanat’’ akımının temsilcisi olan müze, ziyaretçilerini sakin, huzurlu ve alternatif bir sanat deneyimine davet ediyor.

    >>>

  • luma_arles_1

    Van Gogh’un Şehri Arles’te Görenleri Büyüleyen Bir Kule

    LUMA Arles Müzesi, Fransa

    Güney Fransa’nın şirin Arles şehrini büyük ihtimalle ölümsüz sanatçı Vincent Van Gogh adı ile birlikte duymuşsunuzdur. 1888 ve 1889 yıllarında burada yaşamış olan Van Gogh’un birçok eserine ilham kaynağı olan Arles, LUMA Arles adlı yepyeni bir şehir simgesine sahip. Bir çağdaş sanat kampüsü olan LUMA Arles, tarihi binaları ve binaların arasından yükselen Frank Gehry tasarımı büyüleyici kulesi ile Arles’te yaşayanların ve şehre gelen turistlerin kalbinde özel bir yere sahip olmaya çoktan başladı bile.

    >>>

  • mona museum

    Avustralya’nın Ortasında Muhteşem Bir ‘’Anti-Müze’’

    MONA Müzesi, Tazmanya

    Bildiğiniz tüm müzeleri unutun. Şu ana kadar gezdiğiniz hiçbir müzeye benzemeyen MONA, Museum of Old and New Art (Eski ve Yeni Sanat Müzesi), tüm anlatıları, ezberleri ve sınırları yıkıyor. Burası, Avustralya’nın güneydoğusundaki Tazmanya adasında bulunan, keşfettikçe keşfetmek, tanıdıkça tanımak isteyeceğiniz bir ‘’anti-müze’’. 6.000 metrekarelik sergi alanı, labirentler, yeraltına gizlenmiş odalar, arkeolojik eserler, dev enstalasyonlar, caz konserleri, Void Bar ve daha fazlası sizleri hayal edilenin ötesini keşfetmeye çağırıyor.

    >>>

  • _Faux Cul VI - X_, Ayana V Jackson, 2017-2018. Photo. Fanyana Hlabangane

    NIROX Vakfı’nda Sanatın Doğayla Mükemmel Uyumu

    Çağdaş sanat dünyasının gözdesi Güney Afrika’nın hazineleri saymakla bitmiyor. Doğayla iç içe sanat deneyimi yaşamak isteyenlerin adresi NIROX Vakfı, sanatçı programları, sergileri ve etkinlikleriyle göz dolduruyor. Biyolojik açıdan zengin, doğal ve vahşi yaşamın, bilimsel ve doğa araştırmalarının merkezi olan The Cradle of Humankind alanında bulunan NIROX Vakfı, sanatçıları, sanatseverleri ve doğa tutkunlarını büyüleyen gerçek bir hazine.

    >>>

  • Maat

    Lizbon’un Işığı ve Renkleri Museum of Art, Architecture and Technology’de

    Maat Müzesi, Lizbon

    Lizbon’daki Tejo Nehri’nin kıyısında yürürken, suyun rengini ve ışığını yansıtan kıvrımlı bir yapı karşımıza çıkıyor. Görende merak ve hayranlık duygusu uyandıran bu sıra dışı bina Museum of Art, Architecture and Technology’e (MAAT) ait. Kapılarını Ekim 2016’da açan müze, her ne kadar sanat şehri Lizbon’a yeni gelmiş olsa da, seyir terası, muhteşem binası ve 38 bin metrekarelik alanıyla Lizbon’un şehir simgelerinden biri oldu bile.

    >>>

  • norval

    Güney Afrika’nın Yeni Sanat Merkezi: Norval Foundation

    Norval Foundation - Steenberg Estate, Cape Town

    Norval Foundation’ın 28 Nisan 2018 tarihinde açılmasıyla kültür sanat tutkunları yepyeni bir sanat merkezine kavuştu. Cape Town, Steenberg’de açılan, uluslararası çapta sanatçılara ve sergilere yer veren Norval Foundation, doğanın önemini gözler önüne seren bir yaşam alanı sunuyor.

    >>>

  • museum of ice cream

    Çocukluk Hayallerinin Gerçekleştiği Yer: Museum of Ice Cream

    Pespembe duvarlar, rengarenk odalar, içinde yüzdüğünüz şekerleme havuzları, muz salıncakları, duvarlarda eriyen dondurmalar ve pembe aynalı odalar… Alice Harikalar Diyarı veya Hansel ve Gratel masalından değil, gerçek bir 21. yüzyıl müzesinden bahsediyorum. Adı üstünde, Museum of Ice Cream (MOIC) dondurma kadar renkli ve dondurma kadar mutluluk verici bir dünya sunuyor. İnstagram sevenlerin ve milenyum neslinin beklentilerini fazlasıyla karşılayan bu gerçeküstü ve capcanlı müzede en çılgın çocukluk hayalleriniz gerçek oluyor.

    Kaynak: globetrendermagazine.com

    Kaynak: globetrendermagazine.com

    Dondurmadan esinlenen Museum of Ice Cream, dondurma temalı sanatsal yerleştirmelerin ve interaktif eserlerin yer aldığı odalardan oluşuyor. Günümüze kadar sırasıyla New York, Los Angeles, San Francisco ve Miami’de kapılarını açan müzeyi 2016’dan bu yana 1 milyondan fazla kişi ziyaret etti. Farklı bina ve sergilemelere sahip olan bu şubelerin ortak noktası ise hepsinin oldukça renkli odalardan oluşması ve ziyaret sırasında ziyaretçilere bol bol dondurma servis etmesi.

    Kaynak: incrediblethings.com

    Kaynak: incrediblethings.com

    Müzeyi gezerken girdiğiniz neon ve pastel renkli her bir odada farklı interaktif enstalasyonlar bulunuyor. Duyulara hitap eden, yaratıcı zekanın ürünü olan bu odaların her köşesinde fotoğraf çekenlere rastlamanız mümkün. Külahlı dondurmaların bulunduğu oda, duvarlarda eriyen dondurma odası, muz salıncağı, aynalı oda ve içine girebileceğiniz şekerleme havuzu İnstagram severlerin favorilerinden.

    Getty. Kaynak: tmz.com

    Getty. Kaynak: tmz.com

    Kalıcı bir binası veya koleksiyonu olmayan Museum of Ice Cream, popüler olan pop-up müze konseptinin en başarılı örneklerinden. Pop-up müze kavramı, geleneksel müze anlayışından oldukça farklı bir konsept. Pop-up müzeler, eğitim veya araştırma amacı gütmeyen, adeta geçerken uğrayıp ‘’burada fotoğraf çekeyim’’ dediğiniz sanatsal ve interaktif mekanları anlatıyor. Eğlence ve hayal gücü odaklı olan Museum of Ice Cream, beliren pop-up ekranlar gibi sık sık değişen sergilemeler ve yeni açılan şubelerden oluşuyor. Bol bol fotoğraf çekilmesini ve bunların sosyal medyada paylaşılmasını teşvik eden müze, İnstagram ve sosyal medya sevenleri hedef kitlesi olarak seçiyor.

    Kaynak: globetrendermagazine.com

    Kaynak: globetrendermagazine.com

    Müzenin biletlerini online olarak satın alıyorsunuz. 28 dolar olan biletlere, müze gezisi, istediğiniz yerlerde çekeceğiniz selfieler ve tabi ki müze içinde yediğiniz her dondurma da dahil. Müzenin açılan şubelerinin biletleri, satışların başlamasından kısa süre sonra tükenmekle kalmıyor ayrıca binlerce kişilik bekleme listeleri oluşuyor. Bunun en önemli örneklerinden biri ise biletleri satışa çıktığı anda 3 gün içinde tükenen ve 200.000 kişilik bekleme listesi oluşturan New York Museum of Ice Cream.

    Kaynak: hellomagazine.com

    Kaynak: hellomagazine.com

    Müze ziyaretçileri arasında Beyonce, Katy Perry, Kim Kardashian ve Gwyneth Paltrow gibi dünyaca ünlü isimler de var. Bu kadar popüler bir müzeyi düşündüğümüzde akla bu müzenin nasıl oluştuğu sorusu geliyor. Müze, şu anda 28 yaşında olan Mary Ellis Bunn ve ortağı Manish Mora tarafından kurulmuş. New York’un yeni mekanlardan yoksun olduğunu düşünen ikili, milenyum neslinin ilgisini çeken deneysel bir sanat projesi yapmak istemişler. İnstagram ve sosyal medya nesline en çok hitap eden ne olabilir diye düşündüklerinde ise akıllarına bir fikir gelmiş: dondurma!

    Kaynak: globetrendermagazine.com

    Kaynak: globetrendermagazine.com

    Müzenin aynı zamanda kreatif direktörü olan Mary Ellis bir röportajında ‘’tüm odaları kendim tasarladım. Bunu yaparken kendi çocukluk hayallerimden esinlendim. Çocukluğumda sık sık şekerleme dolu bir okyanusta yüzmeyi hayal ederdim’’ diyor. Bu açıdan düşününce müzenin her şubesinde şekerleme havuzu görmemiz tesadüf değil. Museum of Ice Cream ile ilgili bir başka bilgi ise kurumsal ortaklıkları. Amerikan Express ve Tinder gibi kurumsal partnerlere sahip olan müzede servis edilen dondurmalar uluslararası veya yerel dondurma markaları sponsorluğunda sunuluyor.

    Kaynak: miami.eater.com

    Kaynak: miami.eater.com

    Museum of Ice-Cream’in şu ana kadar toplam 4 pop-up şubesi oldu. İlk şubesi 2016 Ağustos’ta New York, Manhattan’da açılan Museum of Ice Cream, 5.000 metrekarelik alanda sanatseverlerle buluştu. Daha sonra Los Angeles’ın Arts District’inde açılan müze, yakaladığı başarıyı burada devam ettirdi. Üçüncü şubesi olan San Francisco, 1911 yılından Neo-Klasik binasında ziyaretçilerini ağırladı. Son olarak Miami Faelo Bölgesi’nde açılan Museum of Ice Cream, burada retro ruhunu yansıtan 4 katlı binasıyla Miami’nin kalbinde taht kurdu. Şu sıralar açık olan şubeler ise San Francisco (Mayıs 2018’e kadar) ve Miami (Nisan 2018). Museum of Ice Cream, 2018 yazı itibariyle yeni binalarında ziyaretçilerle buluşmaya devam edecek. Açılması planlanan yeni mekanların yerleri ve zamanları ise ilerleyen günlerde duyurulacak.

    Simge Erdoğan

Toplam 5 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345