• 50 Müze

    50 Müze içeriğimizde dünyanın dört bir yanından koleksiyonları kadar tasarımlarıyla da şaşırtan 50 müzeyi listelemeyi amaçlıyoruz.

    Listemizi 50’ye ulaştırırken bize önerilerde bulunmak veya bu yerlerden çektiğiniz fotoğrafları paylaşmak isterseniz info@art50.net adresinden bize ulaşabilirsiniz. Okuyucularımızın paylaşımlarına da yer vermeyi amaçladığımız bu listeyi en kısa zamanda 50’ye ulaştırmak üzere, keyifli okumalar!

  • Yves Saint Laurent

    Kırmızı Şehirde Moda ve Sanat: Yves Saint Laurent Müzesi Marakeş

    Marakeş, Yves Saint Laurent Müzesi

    Her şey, tasarımcı Yves Saint Laurent’in 1964 yılında tasarımlarından ilk örnekleri saklamaya karar vermesiyle başladı. 20. Yüzyılın ikonik haute couture moda tasarımcısı ve Mondrian hayranı olan Saint Laurent günümüze eşsiz bir koleksiyon bıraktı. Tasarımcının moda ve sanatı harmanlayan yaratıcı zekasını yakından tanıma imkanı sağlayan ve Ekim 2017’de açılan Yves Saint Laurent Müzesi, Marakeş’in kırmızı sokaklarında, Jardin Majorelle yakınlarında bulunan etkileyici binasında ziyaretçilerini bekliyor.

    St-Laurent

    Kaynak: thedailybeast.com

    Marakeş Yves Saint Laurent Müzesi, Laurent’in adını taşıyan ve koleksiyonunu sergileyen iki müzeden biri. Müze, 400 m² alanda yaklaşık 4.000 adet giysi, 15.000 adet aksesuar ve modaevinin tarihine ışık tutan binlerce çizim, fotoğraf ve videoyu sergiliyor. Koleksiyonda sergilenen eserler arasında Yves Saint Laurent’in tasarladığı Mondrian elbisesi, le smoking ve safari ceketleri gibi ikonik parçalar, haute couture aksesuar ve çizimler, koleksiyon tahtaları, defilerden görüntüler ve müşteri defterleri gibi modayla alakalı her şey var. Aynı zamanda bu özel müzede edebiyat, resim, tiyatro ve sokak modası gibi farklı alanlardan izler görmek mümkün. Yves Saint Laurent’in Bernard Buffet tarafından 1958 yılında yapılan portresi ve Andy Warhol’un 1982 yılında yaptığı portre serisi özellikle dikkat çeken eserlerden.

    Yves Saint Laurent Marakeş sokaklarında. © Reginald Gray. Kaynak: theguardian.com

    Yves Saint Laurent Marakeş sokaklarında. © Reginald Gray. Kaynak: theguardian.com

    Müzenin ve koleksiyonunun oldukça ilginç bir hikayesi var. Yves Saint Laurent, 1964 yılında koleksiyonlarına ait prototipleri tasarımlarına eşlik eden aksesuar ve objelerle birlikte saklamaya başladı. Uzun yıllar adeta bir koleksiyoner tutkusu ve titizliğiyle saklamaya başladı. Her yıl büyüyen zengin koleksiyonunu korumak amacıyla Yves Saint Laurent Vakfı’nı kurdu ve böylece tasarımlarını biriktiren ilk moda tasarımcısı ünvanına sahip oldu.

    ©Horst P. Horst, 1980. Photograph by Dan Glasser.

    ©Horst P. Horst, 1980. Fotoğraf: Dan Glasser.

    Peki neden Marakeş? Tasarımcının yaşamında bu şehir oldukça özel bir yere sahip. Tasarımcı, Marakeş’i ilk defa 1966 yılında ziyaret etti ve şehri gördükten sonra Marakeş’in renklerine aşık oldu. 1980 yılında Pierre Bergé ile burda bir villa satın alarak Marakeş’in sakinlerinden biri haline geldi. Uzun yıllar burda yaşayan Yves Saint Laurent ayrıca birçok röportajında tasarımlarında Marakeş’in ruhu ve renklerini yansıttığını dile getirdi. Sanatçıyı bu şehirde yaşatan Müze, Fransız mimarlar Karl Fournier and Olivier Marty tarafından yönetilen Studio KO tarafından tasarlandı. Binada Marakeş’le özdeşleşen kırmızı tonlar, sanatçının elbiselerinin kıvrımlı ve düz çizgileri ve kumaş kesme tekniklerinden izler görüyoruz. Binanın içi ise, adeta Couture bir ceketin astarı gibi, kadife, düz ve parıldayan bir görünüme sahip.

    Kaynak: www.thedailybeast.com

    Kaynak: thedailybeast.com

    120 m2’lik geçici sergi alanı ise moda, sanat ve tasarım dünyasından en özel sergilere ev sahipliği yapıyor. Müzenin koleksiyonu ve sergilerine ek olarak müze aynı zamanda 5.000 kitaptan oluşan geniş kapsamlı bir kütüphane, 140 kişilik fuaye alanı, hediye dükkanı ve teras kafesine sahip.

    Simge Erdoğan

  • Sarah M. Golonka

    Herkese, Her Yerde, Her Zaman Sanat: Los Angeles Institute of Contemporary Art

    Los Angeles, Institute of Contemporary Art (ICA LA)

    Los Angeles’ın kültür-sanat merkezi olan Art District’in yıldızı Los Angeles Institute of Contemporary Art (ICA LA), 2 yıllık yenileme çalışmasının ardından Eylül 2017’de kapılarını açtı. Misyonu, sergileri ve binasıyla enerji dolu olan bu dinamik müzenin kökleri 1984 yılında kurulan ve 2015 yılında kapatılan Santa Monica Museum of Art (SMMoA)’a dayanıyor. Los Angeles, Institute of Contemporary Art adıyla yeniden açılan ve adeta yeniden doğan Müze, Los Angeles’a yepyeni bir soluk getirmeye başladı bile.

    ICA LA, Dominique Vorillon

    ICA LA, Dominique Vorillon / interiordesign.net

    ICA LA, yeni ismi, binası ve logosuyla adeta yeniden doğdu diyebiliriz. Yenilenen müze, Santa Monica Museum of Art zamanından beri gelen çalışmalarını arttırdı, sosyal-kültürel farklılıkları ve çeşitlilikleri kucaklamayı ve sosyal farkındalık yaratmayı amaç edindi. Çağdaş sanatı her yere ve herkese yaymak amacıyla yola çıkan Müze, kalıcı sergi veya koleksiyona ev sahipliği yapmıyor. Herhangi bir koleksiyonu veya sanatçıyı öne çıkarmak yerine, yıl içinde düzenlenecek olan dünyanın dört bir yanından birçok sergiyle çağdaş sanatı Los Angeles’a taşıyacak.

    Müze direktörü Elsa Longhauser açılış sergisi hazırlıkları sırasında ICA LA’de. © Myung J. Chun / Los Angeles Times, kaynak: latimes.com

    Müze direktörü Elsa Longhauser açılış sergisi hazırlıkları sırasında ICA LA’de. © Myung J. Chun / Los Angeles Times, kaynak: latimes.com

    Değişen aralıklarla birçok farklı sergi ve sanatçıyı ağırlayacak olan ICA LA’yi ziyaret etmek ve bu özel sergileri gezmek ücretsiz. Müzenin direktörü Elsa Longhauser ‘’biz buranın aktif ve enerjiyle dolu bir yer olmasını istiyoruz’’ diyerek müzenin her geçen gün ziyaretçi profilini genişletme amacının altını çiziyor.

    ICA LA, © Sarah M. Golonka/smg photography, kaynak: ICA LA

    ICA LA, © Sarah M. Golonka/smg photography, kaynak: ICA LA

    Kulapat Yantrasast tarafından tasarlanan yeni bina, 2 yıllık bir çalışma sonucunda tamamlandı. Bina, şehrin merkezinde bugün Art District olarak kullanılan eski bir antrepo alanında bulunuyor. Gerek antrepo ruhuna gerekse modern ve dinamik bir görünüme sahip olan sarı rengin dikkat çektiği bina, toplam 12,700 metrekare büyüklüğünde. Bu alanın 7,500 metrekaresi sergileme alanı olarak kullanılırken kalan alanlarda sosyal programların gerçekleştirileceği seminer ve panel odalarına ve de müze kafesi karşımıza çıkıyor.

    “Abigail DeVille: No Space Hidden (Shelter),” 2017, Institute of Contemporary Art, Los Angeles (ICA LA). BRIAN FORREST, kaynak: www.artnews.com

    “Abigail DeVille: No Space Hidden (Shelter),” 2017, Institute of Contemporary Art, Los Angeles (ICA LA). BRIAN FORREST, kaynak: artnews.com

    Açılışı kutlamak için “Martín Ramírez: His Life in Pictures, Another Interpretation” isimli özel bir açılış sergisi hazırlandı. Meksikalı sanatçı Martín Ramírez’in çizimlerini sanatseverle buluşturan sergide, 1925 yılında Kaliforniya’ya göçmen olarak gelen Ramírez’in zor hayatı ve yer değiştirmenin getirdiği fiziki ve duygusal problemler anlatılıyor. 1929 Büyük Buhran döneminde işsiz ve evsiz kalmasının ardından kısa şizofreni teşhisiyle kliniğe yatan ve eserlerini bu ortamlarda yaratan Ramírez’in sergisi, sosyal-kültürel çeşitlilik, göç, yerinden olma, tecrit edilme gibi farklı kavramlara odaklanıyor. Müze bu özel sergiye ek olarak açılışını kutlamak için Abigail DeVille’in “No Space Hidden (Shelter),” isimli enstalasyonu da sanatseverlere sundu. Sanatçının şehir merkezinden topladığı çeşitli eşyalardan meydana getirdiği enstalasyonu, günümüzde toplumsal tabakalar arasındaki ciddi ekonomik farklılıkları anlatıyor.

    Simge Erdoğan

  • Louis Vuitton Fondation

    Paris’in Yükselen Yıldızı: Louis Vuitton Fondation

    Louis Vuitton Fondation, Paris

    Yeşilin her tonunu görebileceğiniz Paris, Bois de Boulogne’daki Jardin d’Acclimatation bahçesinin en güzel köşesinde sizi görkemli bir yapı karşılıyor. Tamamı kıvrımlı camdan 3,600 panelin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bu sıradışı binaya bakarken, gerek Paris’in gerekse dünyanın en özel yapılarından birine baktığınızı anlıyorsunuz. Bakana hareket ve süreklilik hissi veren ve içeriye girip keşfetme arzusu uyandıran bu bina, Louis Vuitton Vakfı’na ait. 2014 yılında kapılarını açan, açıldığı günden bugüne Paris’in ve dünyanın öncü kültür-sanat merkezlerinden biri olmayı başaran Louis Vuitton Fondation, sergileri, koleksiyonu ve etkinlikleriyle her geçen gün önemini arttırıyor.

    © Bertrand Guay / AFP/Getty Images) Kaynak: http://www.latimes.com

    © Bertrand Guay / AFP/Getty Images) Kaynak: http://www.latimes.com

    Bernard Arnault’un sahibi olduğu LVMH (Louis Vuitton Moet Hennessy) grubu tarafından kurulan bu özel kültür-sanat merkezi, belediyeye ait olan Jardin d’Acclamatation bahçesi arazisi içinde bulunuyor. Bu alanı 55 yıllığına kiralayan Vakıf, binanın yaratılması için ise dünyaca ünlü mimar Frank Gehry ile anlaştı. Los Angeles’ta yaşayan ve çalışan ünlü mimar, geç 19.yüzyıl Paris mimarisine ait cam-çelik yapılar ve bahçe düzenlemesinden aldığı ilhamla mimarlık tarihinin en önemli projelerinden birine imza attı.

    ©Louis Vuitton Fondation, 2013

    ©Louis Vuitton Fondation, 2013

    Hem klasik hem de modern bir görünüme sahip bu binayı yaratmak için imkansız denilen teknik ve tasarımlar uygulandı. Öncelikle tamamı camdan yapılmış bir dış kabuk oluşturuldu. Binanın dışını kaplayan bu kabuk, aynı zamanda iceberg adı verilen, birbirine eklenmiş 3.600 adet paneli bir araya getiriyot. Toplam 13.500 metrekarelik bu kabuğu oluşturmak, icebergleri uyum içinde bir araya getirip binanın iskeleti olan 12 yelkeni oluşturmak için mimarlık ve teknolojinin sınırları zorlayan 7 yıllık bir proje yürütüldü. Birbiri üzerine kıvrılarak yüzer görünüme kavuşan yelkenler, bakana sürekli bir şeffaflık ve hacim hissi veriyor. Doğal ortamıyla uyum içinde olan, ışığın her anını ve hareketini takip eden ve ayna görüntüsü yaratan bina, özel bir deneyim sağlıyor.

    Plateus, 2014 © Rashid Johnson.

    Plateus, 2014 © Rashid Johnson.

    Louis Vuitton Fondation’da karşımıza neler çıkıyor? Ziyaretçilere sanatta var olan duyguları hissettirmek, sanatın düşündürücü gücü ve dünyaya bakış açısını şekillendiren etkisini göstermeyi amaçlayan merkezde özel LMVH koleksiyonu, geçici sergiler ve özel etkinlikler düzenleniyor. Toplam 11 sergi salonunda sanatseverleri karşılayan 20-21. Yüzyıl sanat eserleri, Dışavurumcu, Pop, Müzik ve Ses, Düşündüren olmak üzere 4 ana kategoride toplandı. Koleksiyonda bulunan 87 sanatçının 217 çalışması, 1960’lardan günümüze sanatın gelişimine ışık tutuyor. 126.000 metre karelik alana yayılan müze koleksiyonunda Rashid Johnson, Jean-Mihel Basquiat, Gilbert and George ve Jeff Koons gibi dünyaca ünlü sanatçıların çalışmaları yer alıyor. Müze, aynı zamanda sanatçılara binayla bütünleşen özel işler yaptırıyor. Bunlardan biri Olafur Eliasson’un yarattığı ‘Inside the Horizon’ (2014) adlı sarı renkli ışık, yansıma ve ayna çalışması, diğeri ise Elisworth Kelly’nin müzenin fuaye alanı için özel olarak yaptığı ‘’Spectrum VIII’’ (2014) adlı 12 renkli perde çalışması.

    Inside the Horizon, 2014© Olafur Eliasson. Kaynak: http://www.fondationlouisvuitton.fr

    Inside the Horizon, 2014© Olafur Eliasson. Kaynak: http://www.fondationlouisvuitton.fr

    Müzenin ana kapısından içeriye girer girmez geniş bir 350 kişilik oditoryum karşınıza çıkıyor. Burası etkinlik mekanı olarak kullanılmakta. Sık aralıklarla düzenlenen piyano resitalleri ve klasik müzik konserleri binanın ışıklı etkileyici ortamını daha keyifli hale getiriyor. Binada ayrıca restoran, kafe ve kitapçı var. Yolunuz buraya düşerse mutlaka yapmanız gereken bir başka şey ise La Defense manzarasını görmek. Binanın terasına çıktığınızda muhteşem bir manzara ve uzaklardan göz kırpan Eyfel Kulesi’ni göreceksiniz.

    Kaynak: www.lvmh.com © The Museum of Modern Art, New-York, Wassily Kandinsky © Adagp, Paris 2015, Gino Severini. Fondation Louis Vuitton / Martin Argyroglo

    Kaynak: www.lvmh.com © The Museum of Modern Art, New-York, Wassily Kandinsky © Adagp, Paris 2015, Gino Severini. Fondation Louis Vuitton / Martin Argyroglo

    Louis Vuitton Fondation, belirli aralıklarla düzenlediği süreli sergiler ile farklı çalışmaları Paris’in kalbine taşımaya devam ediyor. Şu sıralar günün her saatinde bina önünde uzun kuyrukların oluşmasına sebep olan ‘’Being Modern:MoMA in Paris‘’ adlı sergi, Louis Vuitton Fondation ve Amerika’nın MoMA Müzesi işbirliğiyle hazırlandı. MoMA koleksiyonunun gelişimine odaklanan sergi, müzeye ait en özel 200 çalışmayı Paris’e getirdi. Paul Cezanne, Marcel Duchamp, Gustav Klimt ve Edward Hopper gibi birçok usta sanatçının çalışmalarından oluşan sergi, 5 Mart 2018 tarihine kadar Fondation Louis Vuitton’da sanatseverlerle buluşuyor.

    Simge Erdoğan

    Önümüzdeki günlerde yolunuz Paris’e düşerse Paris Sanat Rehberimize buradan mutlaka göz atmanızı öneririz.

  • Sanat-Tasarım Dünyası Artık Design Society’de

    Design Society Müzesi, Çin

    İki ülke arasında kurulan kültür-sanat işbirliğinin son örneklerinden biri olan Design Society Müzesi, Londra’nın V&A Müzesi ve Çin devleti kaynaklı China Merchants Shekou tarafından yürütülen 3 yıllık ortak çalışmanın ürünü. Netherlands Architectural Institute’ün eski direktörü, küratör ve sanat eleştirmeni Ole Bauman direktörlüğündeki bu özel müzede karşımıza tasarım ve sanat dünyasından heyecan verici örnekler çıkıyor.

    Desingn Society

    Design Society, Kaynak: archinect.imgix.net

    Shenzhen bölgesini kültür-sanat habitatı haline getirmeyi amaçlayan Shenzen Sea World Cultural Arts Centre Projesi kapsamında yaratılan müze, eski sanayi bölgesinde yer alıyor. Kültür merkezi ve sanat – tasarım müzesi olan Design Society, Çin vizyonu ve uluslararası bakış açısını yansıtıyor. Değişen sergileri, etkinlikleri ve kalıcı koleksiyonuyla bir yandan Çin tasarımlarını uluslararası camiaya tanıtırken bir yandan da dünyada sanat ve tasarım alanında olup bitenleri Çin’e taşıyacak.

    Design Society

    Design Society, Kaynak: designperspectives.org

    Müze, gri blok yığınlarının kesişiminden oluşuyor. Dikdörtgen formdaki üç bloğun bir araya gelmesiyle oluşturulan bina, Pritzker ödülü sahibi Japon mimar Fumihika Maki tarafından tasarlandı. 4 katlı modern binanın dikkat çeken en önemli özelliği ise blokların ortasında, binanın düz çatıları ve çevresinde bulunan bitkiler ve yeşillikler.

    Design Society

    Design Society, Kaynak: designboom.com

    Design Society’nin en önemli özelliklerinden biri aynı Louvre Abu Dabi gibi iki ülke ve kurum arasında kurulan işbirliği ve ortak çalışmanın ürünü olması. Müzenin kurucu partneri, Londra ve Dünya’nın önde gelen Müzesi Victoria and Albert Müzesi, Design Society’de koleksiyonundan eserleri kendi adını taşıyan galerisinde sergiliyor. Buna ek olarak V&A, Design Society’de 3 yıl boyunca gezici sergiler düzenleyecek, müzenin yönetim kadrosunu yetiştirmek ve müzenin koleksiyonunu geliştirmek için uzmanlık ve destek sağlayacak.

    Design Society

    Sol: ‘Fragile nature’ Avize, Studio Drift, 2011, Sağ: Braun Kayıt Cihazı, Dieter Rams, 1959, ©Victoria and Albert Müzesi

    V&A Galerisi’nde karşımıza çıkan sergi ‘’Values of Design’’, V&A küratörleri tarafından oluşturuldu. İngiliz Sam Jacob stüdyosu tarafından tasarlanan bu özel sergide sergilenen V&A koleksiyonundan 250 eser, tasarımın günlük yaşamımızdaki etkisi ve önemine odaklanıyor.

    Design Society

    Kaynak: Kung Fu Motion adlı video çalışması, Minding the Digital sergisi, ©China Daily

    Müzenin diğer sergi alanında ise ‘’Minding the Digital’’ adlı sergi ziyaretçileri karşılıyor. Design Society ekibi ve MVRDV stüdyosu tarafından hazırlanan sergi, uluslararası ve yerel 50 tasarım çalışması çerçevesinde teknoloji ve internetin günümüz dünyasını ve geleceği nasıl şekillendirdiğini sorguluyor ve izleyiciyi dijital gelecek ve dijital teknoloji kavramlarını düşünmeye davet ediyor.

    Simge Erdoğan

  • Louvre_Abu_Dhabi

    Bir Müzenin Doğuşu: Louvre Abu Dabi

    Louvre Abu Dabi

    Louvre Abu Dabi bir müzeden fazlası; iki ülke arasında gerçekleştirilmiş işbirliği, ortaklık, etkileşim ve diyaloğun en önemli örneklerinden birisi. İsmini söylediğinizde bile içinde barındırdığı kültürel sentezi sezmeniz mümkün; bir yanda Avrupa medeniyetinin ve modern müzeciliğin mihenk taşı Louvre Müzesi ve Fransa, diğer yanda ise Orta Doğu coğrafyasının yükselen sanat şehri Abu Dabi ve Birleşik Arap Emirlikleri. Fransa ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni aynı çatı altında bir araya getiren bu özel müzenin doğuşunu izlediğimiz 10 yılın sonuna geldik. Ortaya çıkışını, sıfırdan yaratılışını ve tamamlanışını adım adım takip ettiğimiz Louvre Abu Dabi kapılarını ziyarete açtı. Eserlerinden binasına, sergilerinden programlarına Louvre Abu Dabi dünyanın en önemli kurumlarından biri olmaya şimdiden aday.

    Louvre Abu Dhabi. Fotoğraf: Mohamed Somji

    Louvre Abu Dabi. Fotoğraf: Mohamed Somji

    Her şey, Fransa ve Abu Dabi hükümeti arasında kurulan işbirliğinin 2007 yılında duyurulmasıyla başladı. Abu Dabi’de sıfırdan kurulacak bir Louvre Müzesi olması fikri, kültür-sanat evrenselliğini gerçekleştirme hayali ve Orta Doğu coğrafyasını ön plana çıkarma açısından son yılların en heyecan veren gelişmelerinden biriydi. Anlaşma kapsamında Agence France-Museums adı verilen bir kurum kuruldu. Louvre Müzesi, Orsay Müzesi ve Pompidou Merkezi gibi Fransa’nın önde gelen 17 önemli kültür-sanat kuruluşu bu çatı altında bir araya geldi. Louvre Abu Dabi için iş başına geçen kuruluşlar, müzeyi yaratma sürecinde uzmanlık ve destek sağlamakla görevlendirildi. Günümüzde müzenin üst kademelerinde de bu kurumlardan birçok isim bulunuyor.

    Louvre Abu Dabi. Tasarım ve plan.

    Louvre Abu Dabi. Tasarım ve plan. Kaynak: 3oneseven.com

    Her projede olduğu gibi en önemli meselelerden biri müze binası ve yeriydi. 21. Yüzyıl müzesi olacak olan Louvre Abu Dabi’nin evrenselliğini simgeleyen, adıyla özdeşleşebilecek ikonik bir bina yaratmak için Pritzker Ödüllü Fransız mimar Jean Nouvel görevlendirildi. Saadiyat adasında bulunan Louvre Abu Dhabi, bir müze şehri olarak tasarlandı. Adanın üzerine konumlanan müze, bölgenin alçak katlı yalın dokusundan ilham alan beyaz bina serilerinden oluşuyor. 55 binadan oluşan müze şehrinde galeriler, çocuk müzesi, restoran, kafe ve mağazalar var.

    Louvre_Abu_Dhabi_building

    Kaynak: saadiyat.ae

    Müze Şehrinin en can alıcı noktası ise kubbesi. Müze binalarının neredeyse tamamını ve açık alanları kaplayan devasa kubbe, 180 metre açıklığında. Paslanmaz çelik ve alüminyum malzemeden yapılmış olan 8 katmanlı kubbeye gizlenmiş, 110 metre aralıklı 4 iskele bulunuyor. Başlı başına bir sanat eseri niteliğinde olan bu kubbenin katmanları üzerine çeşitli ebatlarda tekrarlanan 7.850 geometrik şekil görüyoruz. Şekillerin bir araya gelip oluşturduğu yıldızlar ve filtreler projenin en önemli noktası. Güneşin hareketini takip ederek sinematografik bir efekt yaratan kubbe, geceleri hem içeriden hem de dışarıdan görülebilen ’Işık yağmuru’ yaratıyor.

    louvre abu dabi lights

    Louvre Abu Dabi.

    Medeniyetler ve kültürler arasında köprü kurmak, insanlık tarihi ve geçmişine ışık tutmak ve evrensel bir müze olma amacıyla yola çıkan Louvre Abu Dabi Müzesi’nin koleksiyonu misyonunu yansıtır nitelikte. Müzenin direktörü Manuel Rabate müze için ‘’Louvre Abu Dabi, anlattığı global hikaye ve benimsediği evrensel bakış açısıyla sanat tarihini yenilikçi bir şekilde yansıtacak ve gelen ziyaretçilere kendi hikayelerini ve başka kültürleri sunacak. Müzenin ikonik binası, insanlık hazinelerinden biri haline gelirken uluslararası diyalog için yeni alanlar yaratacak’’ diyor.

    Okuyan Genç Emir, Osman Hamdi Bey, Istanbul ?, 1878, tuval üzerine yağlıboya. Louvre Abu Dhabi, Abu Dhabi LAD 2012.017 © Louvre Abu Dhabi / Agence Photo F

    Okuyan Genç Emir, Osman Hamdi Bey, Istanbul ?, 1878, tuval üzerine yağlıboya. Abu Dabi LAD 2012.017 © Louvre Abu Dabi

    Tarih öncesi çağlardan başlayan, farklı dönem, coğrafya ve medeniyetlere dokunan koleksiyon, Modern ve Çağdaş sanata kadar uzanıyor. Müze koleksiyonuna ait olan 600 obje ve 13 partner organizasyondan ödünç alınan 200 eser, ziyaretçilerle 23 farklı sergi salonunda buluşuyor. Antik Mısır’dan Sarcophagi, Osmanlı Türban Başlığı, Paul Gauguin’in Children Westling Tablosu, Mondrian’ın Composition with Blue, Red, Yellow and Black’i müzenin kendi koleksiyonunda bulunan yıldız parçalardan sadece birkaçı. Bu özel eserler arasında Osman Hamdi Bey’in Okuyan Genç Emir Tablosu (A Young Emir Studying) de bulunuyor.

    cezanne ve van gogh

     Sol: Self-Portrait, Vincent Van Gogh, France, 1887. Tuval üzeri yağlıboya, Musée d’Orsay © Musée d’Orsay, dist. RMN-Grand Palais / Patrice Schmidt. Sağ: The Red Rock, Paul Cézanne, France, c. 1895, Yağlı boya, Paris, Musée de l’Orangerie © RMN-Grand Palais (Musée de l’Orangerie) / Hervé Lewandowski.

    Fransa’nın önde gelen kültür-sanat kurumundan ödünç alınan ve 10 yıllık süreliğine Louvre Abu Dabi’ye getirilen yaklaşık 200 eser arasında birçok şaheser karşınıza çıkıyor; Van Gogh’un Otoportresi, Da Vinci’nin La Belle Ferronniere’si, Giacometti’nin Standing Woman II heykeli, Cezanne’ın The Red Rock’u ve fazlası artık Louvre Abu Dabi’de.

    Sol: Guiseppe Penone, Leaves of Light, (2016) Modeli, by Ateliers Jean Nouvel, the Louvre Abu Dabi, ©Giuseppe Penone. Sağ: Jenny Colzer, Engraved stone Cuneiform wall, Louvre Abu Dabi, ©2015 Jenny Holzer.

    Müzenin ev sahipliği yaptığı eserler bunlarla sınırlı değil. Louvre Abu Dabi’nin bir diğer özelliği ise çağdaş sanatı desteklemesi ve sipariş üzerine sanatçılara özel işler yaptırması. Bu bağlamda 2 sanatçı iş başına geçti. Müze için özel olarak yaratılan ilk eser, Jenny Holzer’ın For Louvre Abu Dhabi (2017) adlı çalışması. Oyulmuş 3 taş duvardan oluşan çalışmanın üzerinde tarihi metinlerden parçalar yer alıyor. İtalyan sanatçı Giuiseppe Penone’un Leaves of Light (2017) adlı çalışması ise etrafındaki aynalarla etkileşime geçen bir görsel şölen sunuyor. Çalışmasıyla karşımıza çıkan bir başka önemli isim ise Ai Wei Wei. Çalışmalarıyla bu sene gündemden düşmeyen sanatçının Fountain of Light (2017) adlı çalışması, evrensellik kavramını ve globalleşmeyi sorguluyor.

    Louvre Abu Dhabi. Fotoğraf: Mohamed Somji

    Louvre Abu Dabi. Fotoğraf: Mohamed Somji

    Müzenin ilk sergisi ‘’From One Louvre to Another: Opening Museum for Everyone’’ 27 Aralık’ta açılacak. Sergi programları Fransız kurumlar tarafından hazırlanan ve gerçekleştirilen Louvre Abu Dabi’nin ilk sergisi, Paris Louvre Müzesi’nin tarihine odaklanıyor. Bu sergi, Louvre ve Château Versailles koleksiyonundan yaklaşık 145 tablo, heykel ve eşyayı Abu Dabi’ye getirecek.

     

    Rakamlarla Louvre Abu Dabi

    • Louvre isim hakkı Fransız Hükümetinden 30.5 yıllığına alındı.
    • Süreli eserler 13 kurumdan 10 yıllığına ödünç alındı.
    • Müzenin kuruluşu 10 yılda, inşaatı 7 yılda tamamlandı.
    • Müze şehri yaklaşık 64.000 metrekare alan kaplıyor.
    • Müzenin zemini için 50.000 metrekare kum taşındı.
    • Müzenin kubbesi tüm alanın 3’te ikisini kaplıyor.
    • Kubbe 7.500 ton ağırlığında- neredeyse Eiffel Kulesi kadar ağır.
    • Müze kubbesinde 7.850 yıldız figürü bulunuyor.
    • İç alan toplam 8.600 metre kare.
    • Müzenin maliyeti neredeyse 600 milyon euro tuttu.

     

    Simge Erdoğan

  • tate-st-ives

    Özlenen Tate St. Ives Geri Dönüyor

    Tate St. Ives, İngiltere

    Tate müzeler grubunun İngiltere, Cornwall, St. Ives’te bulunan sanat müzesi Tate St. Ives, 4 yıl süren yoğun yenileme ve genişleme çalışmasının ardından kapılarını tekrar açıyor.

     

    Müze alanını iki katına çıkaran kapsamlı proje sonrasında Tate St. Ives, yeni sergileme alanlarında sunulan yeni eserler ve yeni stüdyolarda yapılacak olan program ve etkinliklerle yepyeni bir sanat deneyimi sunuyor.

    Clore Sky Stüdyosu

    Clore Sky Stüdyosu

    1993 yılında kurulan müzenin gelişen sergileme teknikleri ve artan ziyaretçi ihtiyacına karşılık verememesi, ana binayı yenileme ihtiyacı doğurdu. Orijinal binanın yaratıcıları Rvans ve Shalev iş başına geçerek binaya yeni bir soluk getiren Clore Sky Stüdyosu, St. Ives Stüdyosu ve yeni müze giriş alanını oluşturdu. Bu alanlarda ilk defa 20. Yüzyıl St. Ives Modern Sanatından en özel örnekler izleyiciye sunuluyor. Kronolojik olarak düzenlenen sergide, Peter Lanyon, Barbara Hepworth, Piet Mondrian, Naum Gabo ve Paule Vézelay gibi St. Ives’te doğan veya bölgede yaşamış olan İngiliz ve uluslararası sanatçıların çalışmaları karşımıza çıkıyor. Böylece St.Ives’in 20. Yüzyıl sanatına olan etkisi gözler önüne seriliyor.

    Tate St. Ives Ziyaretçi Alanı

    Tate St. Ives Ziyaretçi Alanı

    Projenin ikinci ayağı ise ana binanın ek bina inşa edilerek genişletilme projesi. Sergi değişme ve yenileme çalışmaları sırasında müzenin kapatılmak zorunda kalması sorununu ortadan kaldırmak ve yeni sergiler düzenlemek için başlatılan projede, ödüllü mimarlar Jamie Fober Architects iş başına geçti. El yapımı seramik çinilerle süslenen, terastaki bahçesi, altta bulunan sahilliyle bütünleşen yeni binada yeni koleksiyon bakım odaları, müze ofisleri ve ziyaretçi alanları bulunuyor.

    © Rebecca Warren

    © Rebecca Warren

    Müzenin 14 Ekim’deki açılışı için özel olarak düzenlenen sergi, Rebecca Warren’in çalışmalarından oluşuyor. 14 Ekim 2017 – 7 Ocak 2018 tarihleri arasında gezilebilecek olan sergi, sanatçının geçtiğimiz 8 yılda İngiltere’de düzenlediği ilk solo sergisi olma özelliğine sahip. ‘’All that Heaven Allows’’ adlı bu sergide, sanatçının en özel heykel ve neon vitrin çalışmalarını görmek mümkün.

    Tate St. Ives İç Görünüm

    Tate St. Ives İç Görünüm

    Eskiden 3 kat daha fazla ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanan, alanına 600 metre kare ekleyen ve yepyeni stüdyolar ve sergi alanları ile yeni bir görünüme kavuşan Tate St. Ives, müzeyi özleyen ve şehre yolu düşen sanatseverleri karşılamak için hazır.

    Simge Erdoğan

  • Yayoi Kusama Müzesi2

    Yayoi Kusama Müzesi

    Puantiyelerden Oluşan Gizemli Bir Dünya: Yayoi Kusama Müzesi, Tokyo, 2017

    Sonsuzluk odaları, puantiyeli rengarenk iç alanları ve devasa enstalasyonlarla Yayoi Kusama Müzesi

    Renkleri, desenleri ve çizgileriyle sanatseverleri büyüleyen Japon avangard sanatçı Yayoi Kusama’nın çalışmalarını sergileyen Yayoi Kusama Müzesi Tokyo’da kapılarını açtı.

    Yayoi Kusama, Fotoğraf: Jeremy Sutton-Hibbert/Getty Images

    Yayoi Kusama, Fotoğraf: Jeremy Sutton-Hibbert/Getty Images

    Japonya’nın en önemli sanatçılarından biri olarak gösterilen Yayoi Kusama, yıllar önce Tokyo’nun Shinjuku bölgesinde bulunan bir bina satın aldı. Kime Sekkei tarafından 2014 yılında inşa edilen, çevresindeki kısa kahverengi binalar arasında hemen fark edilen uzun beyaz binanın hazırlık çalışmaları bölgede yaşayanlar ve sanatseverler tarafından merakla takip edildi. Binanın ne olarak kullanılacağı sorusu birçok spekülasyon ve yoğun merak dalgasına yol açtı. Bu binanın Yayoi Kusama Müzesi olarak kullanılacağı haberi, müzenin resmi web sitesinin açılması ve haberin sitede duyurulması ile sanat camiasına bomba gibi düştü.

    Starry Pumpkin” (2015) by Yayoi Kusama. Credit Motohiko Hasui for The New York Times

    Starry Pumpkin” (2015) by Yayoi Kusama. Fotoğraf: Motohiko Hasui – New York Times

    Geniş camlı 5 katlı binada sanatçıyla özdeşleşen neon renkler, puantiyeler ve çizgilerden oluşan bambaşka bir dünya sunuluyor. Giriş katta müzenin hediye eşya dükkanı, 2. ve 3. katlarda Kusama’nın çalışmalarının sergilendiği sergi alanları ve 4. katta ise Instagram severlerin favorisi olmaya aday, tüm alanı kaplayan geniş rengarenk enstalasyonlar bizi karşılıyor. Müzenin 5. katında ise okuma odası, Kusama’yla alakalı doküman ve malzemenin depolandığı arşiv ve açıkhava teras alanını görüyoruz.

    I WHO HAVE ARRIVED IN THE UNIVERSE 2013 194×194cm ©YAYOI KUSAMA

    I WHO HAVE ARRIVED IN THE UNIVERSE, 2013, 194×194cm ©YAYOI KUSAMA

    Tama Sanat Üniversitesi başkanı ve Saitama Modern Sanat Müzesi direktörü Tensei Tatebata tarafından yönetilen Müze, yılda iki kere değişecek olan süreli sergilere de ev sahipliği yapacak. 

    Yayoi Kusama “Love Forever’’ Serisi. ©Motohiko Hasui for The New York Times

    Yayoi Kusama “Love Forever’’ Serisi. ©Motohiko Hasui – The New York Times

    Müzenin ilk sergisi ‘’Creation is a Solidary Pursuit, Love is What Brings You Closer to Art’’ (Yaratıcılık Arayıştır, Sevgi Sanata Yaklaştırır) başlığı ile 1 Ekim’den itibaren sanatseverlerle buluşuyor. Sergide Yayomi Kusama’nın en yeni çalışmalarını görüyoruz. Sergi, sanatçının ‘’My Eternal Soul’’ (Ölümsüz Ruhum) başlıklı, 16 eserlik yeni tablo serisi ve ‘’Love Forever’’ (Sonsuz Sevgi) başlıklı siyah-beyaz çizim serisinden oluşuyor.

    Pumpkins Screaming About Love Beyond Infinity

    Pumpkins Screaming About Love Beyond Infinity

    Serginin en can alıcı noktalarından biri ise Kusama’nın Müzenin açılışı için özel olarak yaptığı görenleri büyüleyen enstalasyonu ve yeni balkabağı çalışması. Kuruluşu, açılışı ve içeriğiyle en başından itibaren gizem ve merak yaratan, Kusama’nın renkli kişiliğini yansıtan bu Müze keşfedilmeyi bekliyor.

    Simge Erdoğan

  • ZeitzMOCAA

    Zeitz MOCAA

    Dünyanın En Önemli Çağdaş Afrika Sanatı Müzesi

    50 Müze listemize dünyada heyecanla beklenen, 2017-18 sonbahar-kış sezonunda açılacak olan yeni müzelerle devam ediyoruz. Bu hafta açılan, son zamanların en önemli sanatsal projelerinden biri olarak gösterilen Zeitz MOCAA Çağdaş Sanat Müzesi’yle başlayacak olan yolculuğumuz, ilerleyen haftalarda Louvre Abu Dhabi, Tate St Ives, Çin Design Society ve Japonya Yayoi Kusuma Müzesi ile devam edecek. Gelin dünyada birçok alanda ilki gerçekleştirecek olan Zeitz MOCAA’ya beraber bakalım.

     

    Dünyanın En Önemli Çağdaş Afrika Sanatı Müzesi

    Zeitz MOCAA, Cape Town, Güney Afrika

    Güney Afrika, Cape Town’dayız. Şehrin kalbinin attığı renkli Victoria & Alfred rıhtımında yükselen tarihi bina artık dört gözle beklenen Zeitz MOCAA Çağdaş Sanat Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor. Alman koleksiyoner Jochen Zeitz’in önderliğinde kurulan, ikonik Grain Silos binasında 22 Eylül’de kapılarını açan müze 9.500 metrekarelik etkileyici binası, ses getiren açılış sergileri ve geniş koleksiyonuyla şimdiden gerek Afrika kıtası ve çevresinin gerekse dünya sanat sektörünün parlayan yıldızı haline geldi.

    Zeitz MOCAA, Heatherwick Studio, Fotoğraf: Iwan Baan

    Zeitz MOCAA, Heatherwick Studio, Fotoğraf: Iwan Baan

    Afrika ve diasporasının çağdaş sanatını Afrika kıtasında sergileyecek olan ilk müze olma ünvanına sahip olan Zeitz MOCAA’nın açılacağı ilk olarak 2013 yılında duyuruldu. 4 yıldan fazladır açılış çalışmaları sürdürülen, Victoria and Alfred Waterfront ve Jochen Zeitz işbirliğiyle kurulan Müze, Cape Town için tarihi anlam taşıyan Grain Silo Kompleksi’nde bulunuyor. 1921 yılında inşa edilen kompleks, şehrin gerek kültürel gerekse tarım ve endüstri mirasının en önemli simgelerinden biri. Yarım yüzyıldan uzun süredir Afrika’nın güneyinin en uzun binası olma ünvanına sahip olan bina, 2001 yılına kadar kıtanın ekonomik kalkınmasında kilit bir rol oynadı. Zamanında Afrika kıtasının tahıl üretiminin merkezi olduktan sonra uzun yıllar terkedilen bu fabrika, artık günümüzün en önemli çağdaş sanat müzelerinden biri.

    Zeitz MOCAA, Heatherwick Studio, Fotoğraf: Iwan Baan

    Zeitz MOCAA, Heatherwick Studio, Fotoğraf: Iwan Baan

    Binanın 9 katlı, geniş yuvarlak hücrelerden oluşan ilginç ve görkemli yapısı, Cathedral formundaki geniş avlusu ve Cape Town’daki konumu en az koleksiyonu ve sergileri kadar ilgi çekiyor. Londra merkezli Heatherwick Studio tarafından restore edilen 9.500 metre karelik müzenin geniş sergi salonları, açık hava teras heykel sergisi alanı, devlet sanat koleksiyonu deposu ve restorasyon alanları, kitapevi, restoran/bar ve okuma odalarında kaybolmamak elde değil. Müzenin direktörü ve baş küratörü Mark Coetze, müzenin kuruluşundaki 4 yıllık yoğun çalışmanın ve 1.000’den fazla insanın emeğinin altını çiziyor.

    Zeitz MOCAA, Heatherwick Studio, Fotoğraf: Iwan Baan

    Zeitz MOCAA, Heatherwick Studio, Fotoğraf: Iwan Baan

    Müzenin en önemli destekçilerinden Robert Redford V&A Waterfront ve Johan Zeitz’i tebrik ederek müzenin kuruluşunda rol almaktan duyduğu mutluluğu belirtiyor. ”Afrika ve diasporasının sanatını temsil etmek ve sanattaki birliği kutlamak için Cape Town’dan daha iyi bir yer düşünemiyorum. Umarım ilerleyen zamanlarda Zeitz MOCAA daha fazla işbirlikleri kurarak dünya sanatındaki yerini güçlendirir.” Müzenin diğer önemli destekçilerinden Kofi Annan ise Afrikalı oldukça yetenekli ve tutkulu sanatçılara platform sağlayan müzenin, sanat camiasındaki büyük bir boşluğu doldurduğunu belirtiyor ve müzenin kuruluş yolculuğunda yer almaktan gurur duyduğunu söylüyor.

    Athi-Patra Ruga, Proposed Model for Tseko Simon Nkoli Memorial, 2017.

    Athi-Patra Ruga, Proposed Model for Tseko Simon Nkoli Memorial, 2017.

    Zeitz MOCAA, kıtada 54 ülkede yaşayan insanların hikayelerini anlatmak ve Afrika sanatını uluslararası sanat camiasında temsil etmek misyonuyla yola çıktı. Bu bağlamda müze, Afrika ve çevresinin çağdaş sanatını toplamak, korumak, araştırmak, uluslararası sergiler düzenleyerek uluslararası diyaloğu güçlendirmek ve eğitim programları ile sanata erişimi desteklemeyi amaçlıyor. Kar amacı gütmeyen bir müze olan Zeitz MOCAA’nın kalıcı sergileri, dünyaca ünlü Alman koleksiyoner Jochen Zeitz’ın 21. Yüzyıl Afrika Sanatı eserlerinden oluşan geniş kişisel koleksiyonundan oluşuyor. Müzenin 100’den fazla sergi salonunda sanatseverlerle buluşacak olan bu özel koleksiyonun ve yükselen Afrikalı sanatçıların eserlerinden oluşan dönemsel sergilerin yanı sıra Sanat Eğitimi Merkezi, Küratöryel Çalışmalar, Fotoğrafçılık ve Kostüm Enstitüsü gibi merkezler de Afrika sanatını gözler önüne seren çalışmalar yapacak.

    William Kentridge - More Sweetly Play the Dance

    William Kentridge – More Sweetly Play the Dance

    Müzenin koleksiyon sergilemeleri ve açılış sergileri müzenin misyonunu iddialı bir şekilde ortaya koyan nitelikte. İngiliz-Nijeryalı sanatçı Yinka Shonibare MBE’nin canvasları, Cape Town doğumlu Nicholas Hlano’nun kauçuk ve kurdeleden yaptığı büyük ejderha heykeli sergilerin zenginliğini gösteren örneklerden sadece birkaçı. Müzenin açılışı için özel olarak planlanan üç sergi; Zinbabweli Kudzanai Cjhiurai retrospektifi (22 Eylül-31 Mart 2018), dünyaca ünlü ve ödüllü fotoğraf sanatçısı Edson Chagas’ın ‘’Luanda, Encyclopedic City’ Sergisi (22 Eylül-13 Ocak 2018) ve Güney Afrikalı sanatçı Nandipha Mntambo retrospektifi (22 Eylül-27 Ocak 2018) ziyaretçilere bambaşka bir Afrika sunuyor.

    Nandipha Mbtambo, Emabutfo, Material Value solo exhibition

    Nandipha Mbtambo, Emabutfo, Material Value solo exhibition.

     

    Cyrus Kabiru, Macho Nne.

    Cyrus Kabiru, Macho Nne.

     

    El Anatsui, Dissolving Continents, 2017.

    El Anatsui, Dissolving Continents, 2017.

     

    Mary Sibande, In the Midst of chaos there is opportunity, 2017.

    Mary Sibande, In the Midst of chaos there is opportunity, 2017.

     

    Kudzanai Chiurai

    Kudzanai Chiurai

    “All things being equal” başlığı altında müzenin farklı katlarında eserleri sergilenen Afrika ve diasporasından sanatçıların listesi şöyle:

    Leonce Raphael Agbodjélou (Benin), Ghada Amer (Egypt), 
El Anatsui (Ghana)
, Joël Andrianomearisoa (Madagascar), Roger Ballen (United States of America), Njideka Akunyili Crosby (Nigeria), Godfried Donkor (Ghana), Hasan and Husain Essop (South Africa), Frohawk Two Feathers (United States of America), Kendell Geers (South Africa), 
Frances Goodman (South Africa), 
Lungiswa Gqunta (South Africa), 
Nicholas Hlobo (South Africa), 
Taiye Idahor (Nigeria), 
Rashid Johnson (United States of America), 
Isaac Julien (United Kingdom), 
Cyrus Kabiru (Kenya), 
William Kentridge (South Africa), 
Glenn Ligon (United States of America), 
Liza Lou (United States of America), 
Mack Magagane (South Africa), 
Misheck Masamvu (Zimbabwe), 
Mohau Modisakeng (South Africa), 
Daniella Mooney (South Africa), 
Sethembile Msezane (South Africa), 
Zanele Muholi (South Africa)
, Wangechi Mutu (Kenya), Gareth Nyandoro (Zimbabwe), 
Chris Ofili (United Kingdom), 
Owanto (Gabon), 
Jody Paulsen (South Africa), 
Thania Petersen (South Africa), 
Jeremiah Quarshie (Ghana), 
Athi-Patra Ruga (South Africa), 
Chéri Samba (Democratic Republic of Congo), Mary Sibande (South Africa), Julien Sinzogan (Benin), 
Penny Siopis (South Africa), 
Marlene Steyn (South Africa)
, Hank Willis Thomas (United States of America), Kehinde Wiley (United States of America)

    Kendell Geers, Hanging Piece, 1993.

    Kendell Geers, Hanging Piece, 1993.

     

    Müzenin çatısındaki heykel bahcesi, Now and Then: El Loko/Kyle Morland ikilisine ait ortak bir çalışma

    Müzenin çatısındaki heykel bahçesi, Now and Then: El Loko & Kyle Morland ikilisine ait ortak bir çalışma.

    Zeitz Koleksiyonu ve Jochen Zeitz Hakkında

    Girişimci işadamı Jochen Zeitz tarafından 2002 yılında kurulan Zeitz Koleksiyonu, Afrika ve diaspora çağdaş sanatını temsil eden dünyadaki en önemli koleksiyonlarının başında gelmektedir. Afrika kıtasının kültürel mirasını toplamak ve korumayı amaç edinen koleksiyon, İsviçre, İspanya, Güney Afrika ve Kenya Segera Retreat’teki birçok alanda sergileniyor. Kültürlerarası Ekosfer Koruması için Zeitz Vakfı’yla işbirliği içinde çalışan koleksiyon, aynı zamanda 4C olarak bilinen – doğal kaynakları koruma, toplum, kültür ve ticaret- alanlarındaki yaratıcı aktiviteleri sürdürmek, kültürlerarası ilişki ve anlayışı güçlendirmek, kültürel çeşitlilik bilincini artırmak ve örnek olmak amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir.

    Zeitz Koleksiyonu kuratörü Mark Coetze aynı zamanda Zeitz Koleksiyonun kültür uzmanı olarak görev yapmaktadır. Vakıf ve koleksiyon Segera, Kenya ve global çerçevede birlikte çalışmaya devam etmektedir.

    Jochen ZEITZ
    Zeitz MOCAA Kurucusu ve Başkanı

    Jochen Zeitz

    İş hayatı, doğal kaynakların korunması ve hayırseverlik alanlarında dünyanın önde gelen isimlerinden biri olarak gösterilen Jochen Zeitz, 30 yaşında Alman tarihinin en genç CEO’su olduktan sonra, 18 yıl boyunca PUMA başkanı ve CEO’su olarak görev yaptı. İflasın eşiğindeki PUMA’yı dünyanın en önemli üç spor ürünü markasından biri haline getiren Zeitz, markanın satışlarını 4 bilyon dolar ve yüzde 4000 oranında arttırdı. PUMA’da görev aldığı süre boyunca, ses getiren bir girişime imza atarak Çevre Kar ve Kayıp Hesabının ( E P&L) kurulmasına öncülük etti ve çevreye ve sosyal meselelere duyarlı yeni bir iş modelinin oluşmasına ilham kaynağı oldu. 2010 yılında PUMA’dan emekli olduktan sonra çevre, sürdürülebilirlik ve hayırseverlik işlerine odaklandı. 2013 yılında Sir Richard Branson ile beraber içinde Mohammed Yunus, Mo İbrahim, Paul Polman ve Arianna Huffington gibi dünya liderlerinin bulunduğu The B Takımını kurarak sosyal meselelere ve çevreye duyarlı iş modeli bilincini pekiştirmeye devam etti. Harley Davidson, Cranemere Sürdürülebilir Yatırım Şirketi, Widerness Safari kurullarında yer alan Zeitz, aynı zamanda uluslararası lüks ürünler şirketi Kering Sürdürülebilirlik Komitelerinde kurul üyeliği ve başkanlık yaptı.

    Hayatı boyunca en büyük tutkusu, Afrika ve vahşi yaşam olan Zeitz, Kenya’da Segera Conservancy 50.000 dönümlük doğa alanını açtı. 2012 yılında açılan Segera Retreat ziyaretçilerine tamamen sürdürülebilir, lüks eco-safari tecrübesi sunarak dünyanın en önemli safari tatil yeri haline geldi. 4C prensibi olarak bilinen- doğal kaynakları koruma, toplum, kültür ve ticaret alanlarına odaklanan Zeitz Vakfı’nın kurucusu olarak, 6 tane ekolojik ve sürdürülebilir okul (2015 LEED ‘’Dünyanın En Yeşil Okulu Ödüllü) ve futbol akademisi kurdu, kabileler arası anlayış ve kadınların güçlenmesi alanında çalışmalar yaptı ve Kenyalı öğrencilere eğitim bursları sağladı. Zeitz aynı zamanda kar gütmeyen ‘’The Long Run’’ girişiminin kurucusu olarak vahşi yaşam alanlarının korunması için çalışmalar yaparak, Afrika ve çevresindeki 520.000 insanın yaşamına dokundu.

    2013 yılında V&A Waterfront iş birliğiyle Güney Afrika, Cape Town’da Zeitz Afrika Çağdaş Sanat Müzesi’nin (Zeitz MOCAA) kurulması için çalışmalara başladı. Zeitz MOCAA, Zeitz’ın dünyaca ünlü, Afrika ve diasporası çağdaş sanat eserlerinden oluşan kişisel koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda Zeitz, Anselm Grün ile beraber yazdığı ve 15 dile çevrilen ‘’The Manager and the Moenk’’ kitabının ve John Elkington ile birlikte yazdığı “The Breakthrough Challenge” kitabının yazarıdır.

    Profesyonel yaşamı boyunca sayısız ödül alan Zeitz, ‘’Yılın Girişimcisi’’, ‘’Yılın Trend Belirleyicisi’’ ve ‘’Avrupa’nın En İyi İş Kuruluşu’’ Ödüllerinin sahibidir. Ayrıca Financial Times tarafından 3 kere ‘’Yılın Stratejicisi’’ seçilmiştir. Federal Alman Cumhuriyeti tarafından ödüllendirilmiş, Kenya Vahşi Yaşam Birimi tarafından ‘’ Onursal Kenya Koruyucusu’’ seçilmiştir. 2015 yılında Salt Dergisi tarafından hazırlanan ‘’Dünyanın En Önemli 100 Yardımsever Liderleri’’ listesinde 18. Sırada yer almış, FIRST Dergisi tarafından ödüllendirilmiş ve 2016 yılında OOM tarafından hazırlanan ‘’Dünyanın En İlham Veren 100 Kişisi’’ listesine girmiştir.

  • Sıradışı bir Müze: Baksı Müzesi

    Bayburt, Türkiye

    Doğu Karadeniz’de Bayburt’un 45 km dışındayız. İlerideki tepede yükselen 3 katmanlı geniş bir bina görüyoruz. Çoruh Vadisi’ne bakan bu tepenin üzerinde eski adıyla Baksı, bugünkü adıyla Bayraktar Köyü’nde yükselen bir müze, Baksı Müzesi. El işi, dokuma, seramik gibi geleneksel sanatlarla çağdaş sanatı sıra dışı bir şekilde harmanlayan bu müze, bize kutunun dışında düşünmeyi ve alışılmışın dışında olmayı gösteriyor.

    dsc_0279

    40 dönümlük bir arazide bulunan Baksı Müzesi’ni kurma hayali, Bayburt doğumlu akademisyen ve sanatçı Prof. Dr. Hüsamettin Koçan’ın doğduğu topraklara sanat zenginliğini ve birikimini taşıma amacıyla 2000 yılında filizlendi. 2005 yılında Baksı Kültür ve Sanat Vakfı’nın kurulması ve gönüllülerin ve sanatçıların katkılarıyla müze hayali gerçeğe dönüştürüldü.  Toplumsal bir proje niteliğinde olan Baksı Müzesi, yoğun çalışma ve emeklerin sonucunda 2010 yılında ziyarete açıldı.

    baksi-4_1200x800-1170x780

    Kurulduğu coğrafyayla bütünleşen Baksı Müzesi’nin iki binası var. 2010 yılında açılan ana binasına ek olarak, 2012 yılında yeni sergi salonu Depo Müze ziyarete açıldı. Bu binalarda günümüz Türk Çağdaş Sanatından örnekler, Kemal Tufan ve Tuğrul Selçuk gibi önemli sanatçıların çalışmaları, işleme, dokuma, çömlekler ve seramik gibi geleneksel sanatlarla birlikte sunuluyor. ‘Açık yapı’ ve açık diyalog anlayışını benimseyen Baksı Müzesi, her açıdan alışılmış kalıpların dışına çıkıyor.

    Çevresiyle diyalog halinde olmayı misyon edinen Baksı Müzesi, bu çerçevede oluşturduğu eğitim programları ve etkinlikleriyle bölgeye yeni bir soluk getirdi. Sergilenen eser çeşitliliği etkinliklere de yansıyor. Ekram ve kilim atölyesi gibi geleneksel değerlere odaklanan atölyeleriyle bir yandan kültür zenginliğimizi ön plana çıkarırken, bir yandan da Çağdaş Sanat atölyesi ve düzenlediği sempozyumlarla günümüz sanatı ve sanatçılarına ışık tutmaya devam ediyor.

  • Sualtı Sanat Müzesi

    Cancun, Meksika

    Cancun Ulusal Deniz Parkı’nda okyanusun derinliklerinde bulunan heykeller, temsil edilen Meksikalı sanatçılar ve sıra dışı bir müze. Sualtı Sanat Müzesi, Cancun, Meksika’da açıldığı 2009 yılından günümüze, şehrin en önemli mekanlarından biri haline geldi. Dünyanın en geniş sualtı sanat merkezi olma ünvana sahip olan bu müze, ziyaretçilerini sualtının büyüleyici dünyasına davet ediyor.
    Müze koleksiyonu 500 heykelden oluşuyor. Suyun dibine sabitlenen heykelleri taşımak ve bu süreçte zarar görmelerini engellemek için özel bir asansör kullanılmış. Toplam 420 metre karelik alana yayılan ve 200 tondan ağır olan bu heykeller, 8 metre derinlikte bulunuyor. Heykellerin çoğu, sanatçı Jason decaires Taylor tarafından, kalanlar ise önemli 5 Meksikalı sanatçı tarafından yapılmış.

    cancun-underwater-museum-5

    Jaime Gonzalez Cano, Roberto Diaz Abraham ve Jason Taylor tarafından kurulan Sualtı Sanat Müzesi’nin temel amacı, doğayla sanat arasındaki ilişkiye dikkat çekmek. Bunu gerçekleştirmek için heykellerin yapımında özel malzemeler kullanılmış. Gerek materyalleri, gerekse üzerine açılan deliklerle bu heykeller, sanat eseri olmanın ötesine geçiyor ve sualtı canlılarının büyümesi ve gelişmesi için sualtında bir habitat oluşturuyor. Oldukça yenilikçi olan bu projenin en ilgi çekici yanı ise zaman içinde artan mercan kayalıkları ve yosunlar sebebiyle su altı heykelleri ve dolayısıyla Sualtı Sanat Müzesi’nin tamamen bir mercan kayalığına dönüşecek olması.

    jason-decaires-taylor-9142

    Müzenin toplam 3 galerilerisi var. Bunlardan iki tanesi su altında, biri ise su üstünde bulunuyor. Ziyaretçilerin heykellere ulaşımı ise çeşitli yollardan sağlanıyor.  Burada isteriz kristal cam kaplı tamamı kapalı özel bir tekneyle, isterseniz tüplü dalış yaparak, bu özel müzeyi yok olmadan gezebilir ve sanat-doğa ilişkisini yakından inceleyebilirsiniz.

Toplam 4 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1234