• 50 Açık Alan Heykeli

    50 Açık Alan Heykeli içeriğimizde dünya çapında kamusal alanda yer bulan ilham verici 50 sanat eserini listelemeyi amaçlıyoruz.

    Listelerimizi 50’ye ulaştırırken bize önerilerde bulunmak veya bu yerlerden çektiğiniz fotoğrafları paylaşmak isterseniz info@art50.net adresinden bize ulaşabilirsiniz. Okuyucularımızın paylaşımlarına da yer vermeyi amaçladığımız bu listeleri en kısa zamanda 50’ye ulaştırmak üzere, keyifli okumalar!

  • Dylan Lewis Stüdyo ve Heykel Bahçesi

    Dylan Lewis, Güney Afrika’nın en önemli çağdaş heykel sanatçılarından. İlhamını vahşi hayattan alan Lewis’in etkileyici heykelleri yalnızca Güney Afrika’daki bütün önemli şarap bağlarında, sanat otellerinde, botanik bahçelerinde değil aynı zamanda İngiltere, Avrupa, Amerika ve Avustralya’daki bir çok özel koleksiyonda bulunuyor. Lewis, Christie’s Londra’da birden fazla kişisel müzayedesi yapılan ender “yaşayan” sanatçılardan biri.

    img_4588

    Cape Town yakınındaki Stelleboch’da bulunan 70 dönümlük Dylan Lewis Studio ve Heykel Bahçesi, her santimetresine kadar özenle düzenlenmiş ve irili ufaklı 60’a yakın heykelin her biri sanatçı tarafından aylar süren çalışmalarla yerlerini bulmuş. Art50.net, özel izinle girilen heykel bahçesini sanatçı Dylan Lewis rehberliğinde gezdi ve fotoğrafladı.

    dsc_0370

    Düzenlemesine 8 yıl once başlanan Dylan Lewis Sculpture Garden’da sonsuz bir doğa içinde, o doğaya uygun seçilmiş bitkiler, bunlardan gelen kokular, gizli patikalar, sessiz izleme mekanları, nilüferlerle dolu minik göller, özel yaratılmış tepecikler ve heykel sergileme üniteleri var. Sanatçı yeni ürettiği eserler ve onların temalarına uygun olarak Stellenbosch üzüm bağlarına ve okyanusa doğru uzanan bu bahçeyi sürekli yenilemekte.
    bbbbb

    1964 yılında Johannesburg’da doğan Dylan Lewis, heykeltraş bir baba, ressam bir annenin çocuğu olarak dünyaya geliyor. Büyükanne ve büyükbabası da sanatçı olan Lewis, bu yaratıcı ortamda büyüyor. Liseyi Cape Town’da bitirdikten sonra başladığı Cape Technikon Sanat Okulu’ ndaki resmi sanat eğitimini yarıda bırakarak hep içinde olmak istediği vahşi hayata içinde bir işe başlıyor. Rondevlei Nature Reserve (Cape Town) ‘de çalıştığı 4 yıl boyunca yaptığı bir çok iş arasında öğrendiği taxidermy konusunun (tahnit – hayvan mumyalama mesleği) daha sonraki heykel sanatında çok büyük yardımı oluyor.

    dsc_0349

    1989’da tekrar resmi sanat eğitimine başlayarak the Ruth Prowse School of Art under Ryno Swart ‘da resim okuyor ve heykel sanatını keşfetmeye başlıyor. 1990’da Timbavati Nature Reserve ‘de heykel okuyor. Daha sonra Avrupa’ya giderek çeşitli sanat müzelerinde sanat eğitimine devam ediyor.

    1994’de Stellenbosch yakınında bir yere taşınarak ilk stüdyosunu ve bronz atölyesini kuruyor, kendi bronz heykellerini kendi döküyor. 1995’de Alaska – Codova’da “Artists for Nature Foundation Expedition” da Güney Afrika’yı temsil ediyor.

    Lewis’in ilhamının ana kaynağı vahşi doğa.  Bir tarafta bronz heykelleriyle Afrika’nın yaşam formlarını ve gücünü yüceltirken bir yanda yarattığı yüzeylerle kıtanın primitive ve katı doğasını yansıtıyor. Kendisini sürekli yaşam ile besleyen sanatçı eserlerini heykele dökmeden once çok yoğun  bir şekilde çizimler ve taslaklar üretiyor ve notlar yazıyor. Bu şekilde stüdyosu icinde, formların soyut ve derin anlamlarını keşfederek onları vücuda kavuşturuyor. 

    dsc_0353

    dsc_0362

    Çok sıkı bir öz-disiplin ile doğaya konstantre olarak çalışan sanatçı yaratım sürecinde objesinin adeta içine gömülüyor ve durmaksızın üretiyor. Yarattığı hayvan ve insan formlarındaki başarı, bu sonsuz çalışma disiplini ile sanatına ve konuya olan tutkusunun birleşimi.

    Bazen tek bir figur üzerinde haftalarca çizim yapan sanatcı, çizimde bir form ve hareket oluşana kadar devam ediyor ve sonrasında minik deneme heykelleri yapıyor. Son forma geldiğinde, dış formun altında mutlaka iskele ve kas yapısı bulunuyor.

    dsc_0363

    Dylan son birkaç yıl içinde hayvan figürlerinden insan formlarına ve bu ikisinin birleşiminden oluşan yeni heykellere başladı. Hayvan soyu nerede bitiyor ve insanlık nerede başlıyor? Bu konulara kafa yormaya başlayan sanatçının yeni heykelleri de vahşi hayvan heykelleri kadar başarılı ve görkemli.

    img_4599

    Yazı ve Fotoğraflar: Güliz Özbek Collini

  • PANORAMIC AWARENESS PAVILION Olafur Eliasson

    Des Moines, Iowa, ABD

    Danimarka doğumlu dünyaca ünlü sanatçı Olafur Eliasson’un Des Moines kentinde, Pappajohn Heykel Parkı’nda sergilenen yapıtı, bir ışık kaynağının çevresine daire şeklinde dizilmiş 23 adet cam panelden oluşuyor.

    05012014_panoramicawarenesspavilion_05_3x2_1080

    Yarı geçirgen panellerin her birinin ortasında geçirgen, renkli bir bölüm bulunuyor. Heykel, içine girildiğinde izleyicinin kendine dönük düşünceler aracılığıyla katılımını gerektiren bir meditasyon alanına, dışarıdan bakıldığında ise izleyicinin heykeldeki renk geçişleri sayesinde kendi konumunu ve hareket yönünü saptamasını sağlayan bir arazi pusulası işlevi görüyor.

    olafur-eliasson-panoramic-awareness-pavilion-des-moines-art-center-designboom-03

     

  • THE SILENT EVOLUTION Jason deCaires Taylor

    Cancun, Meksika

    Yapıtlarını “yaşayan yerleştirmeler” olarak tanımlayan sualtı heykeli sanatçısı Jason deCaires Taylor, Meksika’da mercan resiflerini taklit eden ve oradaki canlıların tutunabilecekleri bir “yapay resif” tasarladı; 120 ton ağırlığında ve 400 gerçek Meksikalı temel alınarak yapılan heykel, yerel toplumun gerçek bir kesitini sunmasının yanında resif ekosistemine destek olmayı, canlılar için tutunacak yeni zeminler oluşturmayı amaçlamış. Aynı zamanda dalgıç ve fotoğrafçı olan sanatçı, doğadan çaldıklarımızı doğaya geri vermeyi önemsiyor. Heykel yapıldıktan üç yıl sonra, üzerilerinin farklı canlı türleriyle kaplanmış olduğu görmek onu mutlu ediyor.

    JasonDeCairesTaylor_SilentEvolution1

     

  • TIME AND SPACE Andrew Rogers

    Kapadokya

    Avustralyalı sanatçı Andrew Rogers’ın Kapadokya’da gerçekleştirdiği heykel parkı “Time and Space”, gökyüzünden görülebilen on iki heykelden oluşuyor ve dünyanın en büyük arazi sanatı koleksiyonu olma özelliğini taşıyor. Yöre halkıyla kolektif bir çalışma sonucu hayata geçen projeyle Rogers, halkın bu bölgenin geçmişiyle ve kültürel mirasıyla daha derin bir bağ kurmasını sağlamayı amaçlıyor. Rogers Türkiye dışında Nepal’den Şili’ye, Antarktika’dan İzlanda’ya dünyanın dört bir yanında arazi sanatı projeleri üretmeyi sürdürüyor.

  • THE KELPIES Andy Scott

    Forth and Clyde Canal, İskoçya

    İskoçya’da Forth and Clyde Canal’a 30 metre tepeden bakan iki at başından oluşan the Kelpies, bölgenin kültüründe ve endüstrisinde çok önemli bir yere sahip olan atlara bir saygı duruşu niteliğinde. Yapıt, adını 100 beygir gücündeki mitolojik yaratıklardan alıyor ve her bir at 300 ton ağırlığında çelikten oluşuyor. Farklı ışık sanatı ve projeksiyon performanslarına da ev sahipliği yapan the Kelpies, İskoçya’daki en büyük sanat yapıtı ve dünyada atları konu alan en büyük heykel olma özelliğine sahip.

     

  • FLAMINGO Alexander Calder

    Chicago, ABD

    20. yüzyıl sanat tarihinin en önemli isimlerinden Alexander Calder’in bu yapıtı boyalı çelikten oluşuyor. 50 ton ağırlığında olmasına rağmen heykel her an uçacakmış ve ağırlıksızmış gibi görünüyor. Göçmen kuş flamingoyu doğanın bağrından koparıp organik formunun zerafetiyle Şikago’nun çimento ve çelikle kaplı kentsel panoramasının ortasına yerleştiren Calder, doğayla olan ilişkimizi unutmamamız için adeta bizi uyarıyor.

  • SPOONBRIDGE & CHERRY, Claes Oldenburg, Coosje van Bruggen

    Minneapolis, ABD

    Walker Art Center’ın koleksiyonunda yer alan ve Minneapolis Sculpture Garden’da izlenebilen yapıt, günlük nesneleri devasa boyutlara getiren ünlü Pop Art sanatçısı Claes Oldenburg ve eşi Coosje van Bruggen’in ortak çalışması. Kaşık, Oldenburg’un çalışmalarında sık sık ortaya çıkan bir imge: 1962 yılında edindiği, sahte çikolatanın üzerinde kaşığın durduğu bir süs eşyasından esinlenmiş. VanBruggen de kirazı, bahçenin formundan etkilenerek kompozisyona eklemiş.

     

     

  • WONDERLAND Jaume Plensa

    Calgary, Kanada
    Wonderland, zihnimizde büyüyüp rüyalarımızda yaşayan bir hayal dünyası. İspanyol sanatçı Jaume Plensa bu 10 metreden yüksek heykeli tel kafesten oluşturmuş. Gerçek bir İspanyol kızdan esinlenerek yarattığı portrenin boynunun iki yanında iki giriş kapısı bulunuyor. Böylece izleyici heykelin içinde gezinebiliyor. Bu sayede insan başının iç yüzeyinin algılanması ve son derece alışkın olduğumuz bu forma başka bir açıdan bakılması sağlanıyor. Sanatçı bu yapıtı şu sözlerle anlatıyor: “Vücutlarımızın mimarisi, rüyalarımızın sarayıdır.”

     

     

     

     

  • THE SUN VOYAGER Jón Gunnar Árnason

    Reykjavík, İzlanda

    Uçsuz bucaksız okyanuslara açılan coğrafyasıyla bilinen İzlanda’nın Reykjavik kentinde yer alan The Sun Voyager (Güneş Yolcusu) adlı çelik heykel İzlandalı heykeltıraş Jón Gunnar Árnason tarafından güneşe övgü niteliğinde yapılmış. Üzerindeki üç dişli mızraklar ise mitolojide oldukça bilinen bir güneş sembolü.

    Arnason esere dair fikri Experimental Environment (Deneysel Çevre) isimli bir İskandinav sanat projesi kapsamında denizde seyahat ederken oluşturmuş. Eser güneş simgesi üzerinden yepyeni ve keşfedilmemiş bölgelerin gizemini, umudu ve özgürlüğü anlatıyor.

    (Resimleri büyütmek için üzerlerine tıklayınız.)

Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12