• paris

    Paris: Işığın, Aşkın ve Sanatın Şehri

    Paris'ten Sanat Dolu Mekanlar

    Sen Nehri üzerindeki köprüleri, şehrin kalbinde tüm ihtişamıyla duran Eiffel Kulesi, krem-bej renkli küçük balkonlu binalar.. Işığın ve aşıkların şehri Paris’te yürürken kendinizi evinizde hissetmeniz çok kolay çünkü Paris Sera Toujours Paris yani ‘’Paris her zaman Paris olacak’’. Fonda çalan Edith Piaf şarkısı, her köşe başında karşınıza çıkan şirin kafeler, içinize dolan sanat. Gelin Mona Lisa’nın evi olan Louvre’a, Monet’in nilüferler bahçesine, Van Gogh’un renklerine ve ihtişamlı Opera ve Bale dünyasına doğru eşsiz bir sanat yolculuğuna çıkalım.

     

    1. Louvre Müzesi

    Louvre Müzesi’nin 3 kanatlı görkemli binasını, binanın tam kalbinde duran, üç küçük piramitle çevrelenmiş büyük metal-cam piramitini ve önündeki kalabalığı gördüğünüz an bu müzenin neden 2016 yılının en fazla ziyaret edilen müzesi olduğunu anlıyorsunuz. Modern müzeciliğin doğduğu yer, 730.000 metrekarelik alana yayılan yüksek tavanlı galerilerinde yaklaşık 38.000 eseri ziyaretçilerle buluşturuyor.

    Louvre 12. Yüzyılda kraliyet koleksiyonunu muhafaza etmek için inşa edildi. Yüzyıllar boyunca geçirdiği genişleme ve alımlarla Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa’sı başta olmak üzere Avrupa sanat tarihinin en önemli tablolarını, Antik Roma ve Mısır döneminin eserlerini, Afrika ve Asya‘dan en özel objeleri görebileceğimiz kültür – sanat tapınağı haline geldi.

    Louvre Müzesi, Eylül 2017.

    Louvre Müzesi, Eylül 2017.

    Louvre Müzesi’nin altında bir alışveriş merkezi olduğunu biliyor muydunuz? Le Carrousel de Louvre Alışveriş Merkezi’nin içinde yemek alanı, birçok ünlü markanın mağazaları ve Fransa’nın ilk Apple Store’u bulunuyor. İçinden müzeye giriş kapısının olduğu merkezin en can alıcı noktası tam ortasında duran doğal ışık altında parlayan içe dönük cam piramit.

    İçe Dönük Piramit. Louvre Alışveriş Merkezi.

    İçe Dönük Piramit. Louvre Alışveriş Merkezi.

     

    2. FIAC Çağdaş Sanat Fuarı

    Işığın şehri Paris, aynı zamanda Çağdaş Sanatın kalbinin attığı yer. Birçok fuarın ve etkinliğin düzenlendiği Paris’in ve dünyanın her yıl dört gözle beklenen etkinliklerinden biri olan FIAC Paris, başkenti her sene sanat şehrine dönüştürüyor. Bu sene 19-22 Ekim 2017 tarihleri arasında Grand Palais’te düzenlenen FIAC Paris Çağdaş Sanat Fuarı, 25 ülkeden 180 galerinin katılımı ve şehrin çeşitli yerlerine koyulan sanat eserleri ile çağdaş sanattaki en son gelişmeleri Paris’e taşımaya devam ediyor.

    Grand Palais

    Grand Palais

     

    3. Orsay Müzesi

    Louvre’un karşı kıyısında, Sen nehrinin sol tarafında bulunan Orsay Müzesi, 1898 yılında inşa edilmiş Beaux-Arts mimari uslubuyla inşa edilmiş eski bir tren garında bulunuyor. Louvre Müzesi ve Pompidou Merkezi koleksiyonları arasında kronolojik ve sanatsal geçiş oluşturma amacıyla kurulan Orsay Müzesi, açıldığı 1986 yılından itibaren dünyanın en önemli sanat müzelerinden biri haline geldi.

    Orsay Müzesi, Nehrin Karşı Kıyısından görünüm.

    Orsay Müzesi, nehrin karşı kıyısından görünüm.

    Dünyanın en geniş empresyonist koleksiyonuna ve zengin Van Gogh tabloları seçkisine sahip olan Orsay, bir müzeden beklediğinizden fazlasını sunuyor. Uzun dikdörtgen formdaki binada baktığınız her köşede Rodin heykelleri, Monet bahçeleri, Manet’in şehir hayatı resimleri, Degas’ın balerinleri gibi 19.- 20.yüzyıla ait bir şahaser olduğunu söylemek mümkün. Muhteşem eserlerle dolu olan müzede tanıdık bir isim de karşımıza çıkıyor; Oryantalizm Bölümü’nde yağlıboya tablosu sergilenen Osman Hamdi Bey.

     

    4. Kabareler

    Paris’in akşamları da en az gündüzleri kadar büyüleyici. Paris yaşamıyla özdeşleşmiş olan Kabareler sanatseverlere ve turistlere tarihi ve modern olan birçok gösteri sunuyor. 1889 yılında inşa edilen, tepesindeki kırmızı yel değirmeni ve cancan dansıyla dünyaca ünlü Moulin Rouge, kırmızı renkli geniş salonu, özel sahnesi ve ışıkları ile keyifli bir akşam geçirmek için ideal bir yer. Burada isterseniz gösteriden önce yemek yiyebilir ya da şampanyanızı içerek gösterinin keyfini çıkarabilirsiniz.

    Moulin Rouge Dış Görünüm.

    Moulin Rouge dış görünüm. Fotoğraf: Façade Moulin Rouge © Francis TheBlueRoom

    Daha farklı bir sahne performansı ve alternatif bir akşam tercih edenler için başka kabare seçenekleri de var. 12. Bölgede Hausmann stili bir binada yer alan Crazy Horse Paris Kabaresi nü gösteriler ve Şanzelize’de bulunan Lido Kabaresi, modern ve yenilikçi bir kabare gösterisi sunuyor.

     

    5. Orangerie Müzesi

    Paris Müzeleri arasında adeta keşfedilmeyi bekleyen bir hazine, Orangerie Müzesi. Yemyeşil Tuileres bahçesinin içinde bulunan iki katlı küçük müzede Cezanne, Matisse, Modigliani, Picasso, Renoir ve birçok ustanın eserleri karşınıza çıkacak.

    Orangerie Müzesi.

    Orangerie Müzesi.

    Müzenin en can alıcı noktası ise Monet’in ‘’Nympheas’’ adlı tablo serisi. 8 panaromik nilüfer tablosundan oluşan bu özel sergi, birbirini takip eden iki oval odada sergileniyor. Sanatçının ölümünden iki ay sonra sergilenmeye başlanan tablolar da odalar gibi birbirini tekrar ederek panoramik bir görüntü oluşturuyor. Resimlerin uzunluğu ve büyüklüğü kesinlikle görmeye değer.

    Orangerie Müzesi, Claude Monet ‘’Nypheas’’

    Orangerie Müzesi, Claude Monet ‘’Nypheas’’

     

    6. Georges Pompidou Merkezi

    Kapılarını 1977 yılında açan Pompidou Kültür Merkezi, 4. Bölgedeki ikonik binası ile 20. Yüzyıl Postmodern mimarinin en önemli örneklerinden biri. Gelişen bir diagram olarak tasarlanan binanın mavi, kırmızı, sarı ve yeşil renklerinden oluşan renkli yapısı, Pompidou’yu eşşiz kılıyor. Dünyanın en geniş modern sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapan merkez aynı zamanda büyük bir kütüphane ve Müzik ve Akustik Çalışmalar Merkezine de ev sahipliği yaparak edebiyat, resim ve müzik gibi sanatın her alanına dokunuyor.

    Pompidou Kültür Merkezi

    Pompidou Kültür Merkezi

     

    7. Paris Opera ve Balesi

    Opera ve bale Paris şehir kültürünün ayrılmaz bir parçası. Dünyanın en güzel opera ve bale gösterileri, biri tarihi (Palais Garner) biri modern (Opera Bastille) olmak üzere iki opera binasında izleyenlerle buluşuyor.

    Opera Binası, Opera Garnier.

    Opera Binası, Opera Garnier.

    Palais Garnier, diğer adıyla Opera Garnier, Charles Garnier tarafından 1875 yılında inşa edilen tarihi bir bina. Phantom of the Opera’ya ilham kaynağı olan muhteşem bina, Eklektik mimarinin en güzel örneklerinden biri olarak gösteriliyor. 1.979 kişilik bu tarihi binaya adım attığınız an, duvar resimleriyle bezenmiş yaldızlı odalardan, büyük altın avizelerden, uzun mermer merdivenler ve tavandan sarkan kristal avizelerden oluşan büyülü bir dünyaya giriyorsunuz.

    Opera Garnier giriş ve fuaye salonu.

    Opera Garnier giriş ve fuaye salonu.

    Diğer opera Binası Opera Bastille ise, 1989 yılında modern ve popüler bir opera binası inşa etmek amacıyla Uruguaylı mimar Carlos Ott tarafından yaratıldı. 11. Bölgede bulunan, dışı mavi granit ve ışığı yansıtan cam bloklardan oluşan 2.723 kişi kapasiteli bina, dünyanın en iyi opera ve bale gösterilerini Parislilerle buluşturuyor.

    Opera Bastille, Ana Salon.

    Opera Bastille, Ana Salon.

     

    8. Şehre Has Caféler

    Küçük bağımsız kafeler 17. Yüzyıldan beri Paris şehir kültürünün ayrılmaz parçası. Hem restoran ve bar olan hem de kahve ve tatlı servisi yapan kafelerin Paris’e has özelliği ise geniş brandaların altında duran, kafenin dışına konulmuş yuvarlak masa ve sandalyeleri. Günün her saatinde bu kafelerde kahve içenleri, masanın aynı tarafında yan yana oturan sevgilileri, gelip geçenleri izleyenleri görmeniz mümkün. Kafe deneyiminin en güzel noktası ise bir kadeh rose şarap veya bir Cafe Creme eşliğinde acele etmeden istediğiniz kadar oturabilmeniz.

    Cafe des 2 Moulins.

    Cafe des 2 Moulins.

    Paris’teyken şehrin en ünlü kaferini ziyaret fırsatını kaçırmayın. Fransız sinemasının kült filmi, Amélie‘de Amélie Poulin’in çalıştığı küçük, şirin kırmızı kafeyi kim unutabilir? Café des 2 Moulins, Paris’in Montmarte bölgesinde en çok turist çeken yerlerden biri.

    Bir diğer muhteşem yer ise Café de la Paix. Paris’in en eski ve en önemli kafelerinden, yazar Emile Zola’nın ve birçok ünlü ismin uğrak yeri olan kafe 1862 yılında açıldı. Le gRAND hotel’e dahil olan kafe Palais Garnier’in köşesinde bulunuyor. Altın renkli dekorasyona, kırmızı sandalye ve koltuklara ve rölyefli yüksek tavana sahip olan kafede içtiğiniz bir kadeh serin rosenin ve yediğiniz baget sandviçin keyfini unutamayacaksınız.

    Café de la Paix kapalı salonu

    Café de la Paix kapalı salonu

     

    9. Maison Souquet Hotel

    Kabareleriyle ünlü Montmartre bölgesinde 19. Yüzyıldan kalma bir konakta bulunan, Belle Époque temalı butik otel Hôtel Maison Souquet, Fransız tasarımcı Jacques Garcia tarafından dekore edildi. Mobilya, sanat eseri ve resimlerle donatılan otel, Paris bohem kültürünü yaşayabileceğiniz sayılı mekanlardan.

    Hôtel Maison Souquet

    Hôtel Maison Souquet / janprerovsky.com

    Keyifli bir akşam geçirmek isteyenler için Paris’in en iyi barlarından biri olarak gösterilen, gizli bar konseptiyle hazırlanan Bar Maison Souquet, Mille et une Nuits tarzındaki Lounge’u, Fas esintileri taşıyan kırmızı salonu ve Napoleon III stili kadife koltuklarıyla eklektik dekorasyonun en güzel örneklerinden biri. Barın en can alıcı özelliği ise içinde bulunan ahşap panellerle kaplı tavana kadar uzanan kitaplık. Burada bir yandan bir şeyler içerken bir yandan da kitap okuyup rahatlayabilirsiniz.

    Hôtel Maison Souquet / janprerovsky.com

    Hôtel Maison Souquet / janprerovsky.com

     

    10. Parklar ve Bahçeler

    Yeşilin her tonu, rengarenk çiçekler, özenle düzenlenmiş ağaç kümeleri, muhteşem heykeller, bankta oturan sevgililer ve sohbet eden arkadaşlar. Bahçeler Paris şehir kültürünün olmazsa olmazı. 1. Bölgede, Louvre’un batısında bulunan 22.4 hektarlık alana yayılan Tuileries Bahçeleri, 1667 yılında ziyarete açıldı. Paris bahçe düzenlemesinin en güzel örneği olarak gösterilen bahçeyi her yıl yaklaşık 14 milyon ziyaretçi geziyor. Rodin ve Giacometti heykelleri, 2 adet gölet ve birçok kafesiyle şehirlilere büyülü bir yaşam alanı sunuyor.

    Tuileries Bahçesi Yukarıdan Görünüm.

    Tuileries Bahçesi yukarıdan görünüm.

    6. Bölgede Saint Germain’de bulunan Lüksemburg Bahçeleri, 1612 yılında Kraliçe Marie de Medici tarafından Lüksemburg Sarayının bahçesi olarak yaratıldı. Floransa’daki Boboli Bahçeleri’nden ilham alarak yaratılan 25 hektarlık muhteşem bahçeler, İngiliz ve Fransız bahçeleri olarak iki kısma ayrılıyor. İki bahçenin arasında geometrik bir orman, büyük bir göl, 106 heykel ve Medici Çeşmesi bizi karşılıyor.

    Lüksemburg Bahçeleri.

    Lüksemburg Bahçeleri.

     

    11. Versay Sarayı

    Tarihi, mimarisi ve bahçeleriyle beş yüzyıllık ihtişama, politika ve yaşama ev sahipliği yapan Versay, 2.300 odası ve 63.154 metrekarelik alanıyla Avrupa’nın en büyük sarayı. Yapımına 1661 yılında başlanan, önceleri av köşkü sonrasında kraliyet sarayı, 1837’den itibaren ise müze olarak kullanılmaya başlanan saray, Barok ve klasik Fransız mimarisinin en güzel örneklerinden biri.

    Versay Sarayı Dış Görünüm.

    Versay Sarayı dış görünüm.

    6 hektardan fazla bir alana yayılan saray bahçeleri bahçe düzenlemesi ve peyzaj mimarisi ile görenleri büyülüyor. Birçok tarihi filme ilham kaynağı olan yemyeşil bahçeler, görenleri hayran bırakan ağaç kümeleri, yolların perspektifi, teraslar ve çeşmeler bir araya gelip muhteşem bir geometrik bir düzen oluşturuyor.

    Versay Bahçeleri.

    Versay Bahçeleri.

    Fransız İhtilali sonrasında Kral Louis XVI’nın sarayı terk etmesinden sonra müzeye dönüşen binanın içi de en az dışı kadar görkemli. Altın yaldız kaplı geniş salonların tavanından sarkan kristal şamdanlar, duvar resimleri ve rölyefler… Sarayın en ünlü bölümü, 73 metrelik Aynalar Galerisi, daha önce var olan ve Louis Le Vau tarafından inşa edilen terasın yerine yapıldı. Tüm salonu kaplayan aynalar ve Le Brun’un eseri olan tavan resimleri nefes kesici.

    Aynalar Galerisi.

    Aynalar Galerisi.

    Aynalar Galerisi’nin güney ucuna gittiğimizde ise, 1678 yılında inşa edilmeye başlanan Savaş Odası’na ulaşıyoruz. Askeri zaferleri kutlamak için oluşturulan, mermer panellerle dekore edilmiş muhteşem odanın dikkat çeken özelliği ise altın kaplamalı bronz ganimet ve silah figürleri. Savaş Odasına simetrik olan Barış Odası ise, benzer mermer panellere sahip. Savaş odasından farklı olarak buradaki kubbe ve kemerler Avrupa’ya Fransa tarafından getirilen barışı simgeleyen temalarla bezenmiş.

    Savaş Salonu

    Savaş Salonu

    Barış Salonu

    Barış Salonu

     

    12. Shakespeare and Co. Kitapevi

    Richard Linklater’ın Before Sunset filmi, Woody Allen’ın Paris’te Geceyarısı, Nora Ephron’un Julie ve Julia filmlerinde gördüğümüz Shakespeare and Co., Paris’in 5. Bölgesinde Notre-Dame katedralinin hemen karşı kıyısında bulunuyor. Bohem Paris kütüphane kültürünü yansıtan 63 yaşındaki kitapevi açıldığı günden bu yana James Baldwin, Anaïs Nin, Max Ernest gibi unutulmaz yazarları ağırladı.

    Bu kitapevinin dar koridorlarında kitapların arasında gezinmek adeta tarihe yolculuk yapmak gibi. Geçmişte yazarlara bedava kalma imkanı sunan Shakespeare&Co.’da hala rafların arasına gizlenmiş yatakları görüyorsunuz. Aradığınız kitabı aldıktan sonra kitapevinin hemen yanında bulunan, aynı adı taşıyan şirin kafesinde oturup kitabınızı bir kahve eşliğinde okuma fırsatını kaçırmayın.

    Shakespeare and Co. iç görünüm.

    Shakespeare and Co. iç görünüm.

     

    13. Claude Monet’in Bahçesi

    Empresyonist resmin ustası Claude Monet’in bahçe ve nilüfer tablolarında karşımıza çıkan Giverny’deki evinin bahçesinde gezerken kendinizi Monet tablosunda hissedeceksiniz. Yeşil merdivenli sarmaşık kaplı 2 katlı evde yaşadığı 1889-1926 yılları boyunca sanatçı, evinin bahçesinden aldığı ilhamla adıyla özdeşleşen en önemli sanat eserlerine imza attı.

    Claude Monet’in Giverny’deki Evi

    Claude Monet’in Giverny’deki Evi

    Yeşilin her tonunu görebileceğiniz, rengarenk çiçeklerle dolu olan sanat tarihinin en ikonik bahçesi, Paris’ten 1 saat uzaklıkta bulunuyor. Bahçenin en can alıcı noktası ise Monet tablolarından aşina olduğumuz Japon köprüsü ve köprüyü çevreleyen eflatun-mor renkli çiçek kümeleri.

    Japon Stili Köprü

    Japon Stili Köprü

    Claude Monet Vakfı tarafından işletilen ev, seyahat listenizin tepesine yerleşmeyi fazlasıyla hak ediyor. Bahçenin büyüleyici renkleri ve atmosferiyle bütünleşen, evin içindeki renk renk döşenmiş odalar evin içini en az dışı kadar benzersiz kılıyor.

    Evin içinden görünüm.

    Evin içinden görünüm.

     

    14. Louis Vuitton Müzesi

    2014 yılında açılan, Frank Gehry tarafından tasarlanan Louis Vuitton Müzesi, açıldığı günden bu yana binası, koleksiyonu ve eserleriyle göz dolduruyor. Sanat müzesi ve kültür merkezi olarak hizmet veren bina, camlı güçlü yapısı ve büyük bir gemiyi andıran modern tasarımıyla Paris’in en önemli binalarından biri.

    Louis Vuitton Müzesi dış görünüm

    Louis Vuitton Müzesi dış görünüm

    LVMH’nin kültür ve sanatı desteklemek amacıyla açtığı müze 4 kısımdan oluşuyor. Düşündüren, Pop, Dışavurumcu ve Müzik ve Ses olarak 4 kategoride düzenlenmiş 87 sanatçının 217 eseri, her geçen gün yeni alımlarla çoğalıyor ve çeşitleniyor.

    Louis Vuitton Müzesi iç görünüm.

    Louis Vuitton Müzesi iç görünüm.

    126.000 metre karelik alana yayılan müzedeki eserler arasında Jean-Mihel Basquiat, Gilbert and George ve Jeff Koons dünyaca ünlü uluslararası sanatçıların çalışmaları yer alıyor. Müze, aynı zamanda çeşitli sanatçılara özel işler yaptırıyor. Bunlardan biri Elisworth Kelly’nin müzenin fuaye alanı için özel olarak yaptığı ‘’Spectrum VIII’’ (2014) adlı 12 renkli perde çalışması.

    Spectrum VIII, 2014 ©Elisworth Kelly

    Spectrum VIII, 2014 ©Elisworth Kelly

     

    Simge Erdoğan

  • Tsang Kin-Wah

    15. İstanbul Bienali’nde Mutlaka Görülmesi Gereken 7 Eser

    15. İstanbul Bienali Top 7

    15. İstanbul Bienali’nde tüm eserler görülmeye değer; ancak bazıları kesinlikle kaçırılmamalı. Bienalin mutlaka görülmesi gereken 7 eserini sizler için seçtik.

     

    Candeğer Furtun, İstanbul Modern

    Usta sanatçının 1994-96 yılları arasına tarihlenen İsimsiz adlı yerleştirmesi, dokuz çift erkek bacağı ve bir elden oluşuyor. İçerdiği beden uzuvlarını işlevlerinden ve ait oldukları bütünden soyutlayan yapıt, akla eril enerjinin hüküm sürdüğü alanları ve erkek egemen ritüelleri getiriyor.

    Candeğer Furtun, İsimsiz.

    Candeğer Furtun, İsimsiz / iksvphoto.com

     

    Latifa Echakhch, İstanbul Modern

    Fas kökenli sanatçının mekana özgü fresk çalışması Silinen Kalabalık (2017), toplumsal başkaldırıların sonuçsuz kaldığında yarattığı hayal kırıklığını temsil ediyor. İzleyici iki karşılıklı duvar ve duvardan dökülen parçaların oluşturduğu moloz şeritleri arasında, dar bir koridorda yürümeye davet ediliyor.

    Latifa Echakhch, Silinen Kalabalık.

    Latifa Echakhch, Silinen Kalabalık / iksvphoto.com

     

    Volkan Aslan, İstanbul Modern

    Üç kanallı video yerleştirmesi Evim Evim Güzel Evim (2017) ile Volkan Aslan, yerleşik ya da göçebe, içeride ya dışarıda, güvende ya da tehlikede olma halleri arasındaki sınırları sorgularken, bu düzlemde her birimizin güncel durumunun kırılganlığına işaret ediyor.

     

    Leander Schönweger, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu

    Genç sanatçının Ailemiz Kaybetti/Kayboldu (2017) adlı yapıtı, içinde ilerlendikçe sürekli küçülen odalardan oluşan bir labirent. İzleyiciye yön duygusunu kaybettiren bu düşsel yerleştirme, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın yitirilmesi ve soyutlanma kavramlarına da atıfta bulunuyor.

    Leander Schönweger, Ailemiz Kaybetti/Kayboldu.

    Leander Schönweger, Ailemiz Kaybetti/Kayboldu / iksvphoto.com

     

    Erkan Özgen, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu

    Mardin’de doğan ve Diyarbakır’da yaşayan sanatçının Harikalar Diyarı (2016) adlı videosunda, işitme ve konuşma engelli Muhammed adlı bir çocuk tüm Ortadoğu’yu etkileyen göç dalgası bağlamında yaşadığı travmayı işaretlerle anlatmaya çalışıyor.

    Erkan Özgen, Harikalar Diyarı.

    Erkan Özgen, Harikalar Diyarı / iksvphoto.com

     

    Mark Dion, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu

    Ekosistemler ve insanın doğayı sınıflandırma biçimleriyle ilgilenen sanatçı, İstanbul’un İnatçı Otları (2017) ve İstanbul’un Dirençli Deniz Yaşamı (2017) adlı iki nadire kabinesi kurguluyor. İlkinde İstanbul’da yoğun kentleşmeye karşın hayatta kalmayı başaran bitki, ikincide ise Boğaz’da yaşama tutunan canlı türlerini ele alıyor.

    Mark Dion, İstanbul’un İnatçı Otları.

    Mark Dion, İstanbul’un İnatçı Otları / iksvphoto.com

     

    Tsang Kin-Wah, Pera Müzesi

    Hong Kong’da yaşayan sanatçının Yedi Mühür serisinden Dördüncü Mühür – O Gayesiz ve O İkinci Defa Ölmek İstiyor (2010), sonsuz bir döngü içinde akan sözcüklerden oluşan çok kanallı bir video yerleştirmesi. Dünyanın sonuna dair varoluşsal bir sorgulamanın kapılarını aralayan sanatçı, yapıtlarında dini ve felsefi metinlerden yararlanıyor.

    Tsang Kin-Wah

    Tsang Kin-Wah, Yedi Mühür serisinden Dördüncü Mühür – O Gayesiz ve O İkinci Defa Ölmek İstiyor / tsangkinwah.com

     

    Bienalle ilgili tüm detayları derlediğimiz 15. İstanbul Bienali içeriğimize gitmek için tıklayın.

  • tate-st-ives

    Özlenen Tate St. Ives Geri Dönüyor

    Tate St. Ives, İngiltere

    Tate müzeler grubunun İngiltere, Cornwall, St. Ives’te bulunan sanat müzesi Tate St. Ives, 4 yıl süren yoğun yenileme ve genişleme çalışmasının ardından kapılarını tekrar açıyor.

     

    Müze alanını iki katına çıkaran kapsamlı proje sonrasında Tate St. Ives, yeni sergileme alanlarında sunulan yeni eserler ve yeni stüdyolarda yapılacak olan program ve etkinliklerle yepyeni bir sanat deneyimi sunuyor.

    Clore Sky Stüdyosu

    Clore Sky Stüdyosu

    1993 yılında kurulan müzenin gelişen sergileme teknikleri ve artan ziyaretçi ihtiyacına karşılık verememesi, ana binayı yenileme ihtiyacı doğurdu. Orijinal binanın yaratıcıları Rvans ve Shalev iş başına geçerek binaya yeni bir soluk getiren Clore Sky Stüdyosu, St. Ives Stüdyosu ve yeni müze giriş alanını oluşturdu. Bu alanlarda ilk defa 20. Yüzyıl St. Ives Modern Sanatından en özel örnekler izleyiciye sunuluyor. Kronolojik olarak düzenlenen sergide, Peter Lanyon, Barbara Hepworth, Piet Mondrian, Naum Gabo ve Paule Vézelay gibi St. Ives’te doğan veya bölgede yaşamış olan İngiliz ve uluslararası sanatçıların çalışmaları karşımıza çıkıyor. Böylece St.Ives’in 20. Yüzyıl sanatına olan etkisi gözler önüne seriliyor.

    Tate St. Ives Ziyaretçi Alanı

    Tate St. Ives Ziyaretçi Alanı

    Projenin ikinci ayağı ise ana binanın ek bina inşa edilerek genişletilme projesi. Sergi değişme ve yenileme çalışmaları sırasında müzenin kapatılmak zorunda kalması sorununu ortadan kaldırmak ve yeni sergiler düzenlemek için başlatılan projede, ödüllü mimarlar Jamie Fober Architects iş başına geçti. El yapımı seramik çinilerle süslenen, terastaki bahçesi, altta bulunan sahilliyle bütünleşen yeni binada yeni koleksiyon bakım odaları, müze ofisleri ve ziyaretçi alanları bulunuyor.

    © Rebecca Warren

    © Rebecca Warren

    Müzenin 14 Ekim’deki açılışı için özel olarak düzenlenen sergi, Rebecca Warren’in çalışmalarından oluşuyor. 14 Ekim 2017 – 7 Ocak 2018 tarihleri arasında gezilebilecek olan sergi, sanatçının geçtiğimiz 8 yılda İngiltere’de düzenlediği ilk solo sergisi olma özelliğine sahip. ‘’All that Heaven Allows’’ adlı bu sergide, sanatçının en özel heykel ve neon vitrin çalışmalarını görmek mümkün.

    Tate St. Ives İç Görünüm

    Tate St. Ives İç Görünüm

    Eskiden 3 kat daha fazla ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanan, alanına 600 metre kare ekleyen ve yepyeni stüdyolar ve sergi alanları ile yeni bir görünüme kavuşan Tate St. Ives, müzeyi özleyen ve şehre yolu düşen sanatseverleri karşılamak için hazır.

    Simge Erdoğan

  • gozde gurel

    Gözde Gürel ile Sanata ve Topluma Dair

    Röportaj: İpek Yeğinsü

    Çok genç, ama bir o kadar da derinlikli bir sanatçı Gözde Gürel. Yapıtlarında insanı tüm kaygıları, acıları ve umutlarıyla ağırlıyor. Art50.net ailesinin yeni üyelerinden Gürel’i ve sanatını daha yakından tanıdığımız bir söyleşi gerçekleştirdik.

     

    Sanata ilginiz ne zaman, nasıl başladı?

    Küçüklüğümden beri resimle ilgileniyorum. Eğitim hayatıma son yedi yıldır grafik tasarım bölümü öğrencisi olarak devam ediyorum. Aslında bu beni ne yapmak istediğime karar verme düşüncesinden biraz uzaklaştırmıştı; buna karşın bu dönemde resim yapmaya devam etmem gerektiğini tekrardan keşfettim.

     

    Sanatınızı “lowbrow akımına yakın” olarak tanımlıyorsunuz. Bu akımdan, özelliklerinden ve tarihçesinden biraz söz edelim mi?

    Lowbrow, 70’li yılların sonunda Los Angeles, Kaliforniya’da ortaya çıkan bir görsel sanat akımı; Pop Sürrealizm olarak da biliniyor. Genellikle resim ağırlıklı, heykel veya oyuncak da icra edilen bir akım olmakla birlikte alt kültür ve çizgi romandan da besleniyor.

    Gözde Gürel, Gizli Oda Arkadaşı, 2015.

    Gözde Gürel, Gizli Oda Arkadaşı, 2015.

    Çalışmalarınızda otobiyografik öğeler, psikolojik referanslar ve toplumsal eleştiri ön plana çıkıyor. Sizce günümüz toplumlarının en önemli sorunu nedir?

    Toplumun bir parçası olduğumu varsayarsak buna bireysel bir yerden cevap verebilirim; sanırım çok değerli olduğumuzu düşünmekle birlikte kendimizi sürekli değersizleştirildiğimiz ve değersizleştirdiğimiz insan ilişkilerinin içinde buluyoruz. Bu, ironik olduğu kadar da yorucu birşey. Ne isteklerimiz ne de karamsarlığımız bitiyor.

     

    Yapıtlarınızda çizgi roman ve karikatürle akraba bir yaklaşımdan söz etmek mümkün. Takip ettiğiniz çizgi romanlar var mı? En sevdiğiniz çizgi roman kahramanı kim? Neden?

    Çok takipçisi olmasam da çizgi roman okumayı seviyorum. Özellikle Image Comics’in serilerini oldukça güçlendirici ve çağdaş buluyorum. Genelde Wonder Woman ve Batwoman gibi cinsiyet normlarını yıkan karakterlerin hikayelerini okumak hoşuma gidiyor.

     

    İşlerinizde sosyal fobiyle ilgili birçok referans mevcut. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?

    İnternet öncesi ve sonrası döneme denk gelen kuşaktan biriyim ve aslında zaman zaman zor günler geçirdiğimizi söyleyebilirim. Duygularımızla pratiğe döktüklerimiz sürekli çatışma halinde ve bu yüzden problemlerimizi sürekli gerekçe gösterip insanları yanımızdan uzaklaştırmaya eğilimli hale geldiğimizi düşünüyorum.

    Gözde Gürel, Anksiyete, 2015.

    Gözde Gürel, Anksiyete, 2015.

    Beğeniyle takip ettiğiniz sanatçılar? Esinlendiğiniz yazarlar?

    Matt Gordon, Alice Wellinger, Camille Rose Garcia, Alessandro Sicioldr, Elif Varol Ergen, Mercedes Helnwein, Nick Sheehy, Ali Elmacı ve Thomas Ascott’u sayabilirim. Lisedeyken William S. Burroughs’un eserlerinden esinlenerek resimler yapardım; halen serbest çağırışımları olan ve zihnini dolambaçlı bir gezintiye çıkaran yazım tekniğinden etkileniyorum. Özellikle bir iş üzerinde fikir geliştirirken o serbest çağırışım güzel sonuçlar veriyor.

     

    Art50.net ile nasıl tanıştınız? Online platformlar hakkındaki düşünceleriniz?

    Art50.net ile tanışıklığım Galeri Bu’daki Coğrafya: LGBTİ+ Onur Haftası Sergisi’nin ardından başladı. Daha önceden online bir platformda işlerim satışa sunulmamıştı ve benim için yeni bir deneyim olacak.

     

    Yakın gelecekte sizden hangi projeleri bekliyoruz?

    Şu anda öncelikli planım motivasyonumu yüksek tutup daha da çok üretebilmek.

     

    Gözde Gürel’in Art50.net’ te yer alan eserlerine buradan ulaşabilirsiniz.

  • frieze

    Londra’da Sonbahara Frieze 2017 ile Merhaba

    5-8 Ekim 2017, Regent’s Park

    Her yıl olduğu gibi Frieze haftasında Londra’da olacak sanatseverleri dopdolu bir program bekliyor. Frieze London özellikle son beş yıldır en önemli uluslararası çağdaş sanat fuarlarından biri olarak kabul ediliyor. Dünyanın en önemli galerilerinin yer aldığı Galleries bölümünde bu yıl Marianne Boesky, Tanya Bonakdar, Chantal Crousel, Massimo de Carlo, Eigen + Art, Gagosian, Hauser & Wirth, Lisson, Nordenhake, Pace, Esther Schipper, White Cube ve David Zwirner gibi katılımcılar dikkat çekiyor.

    Spencer Finch, Nordenhake.

    Spencer Finch, Nordenhake.

     

    Kar amacı gütmeyen ve genç sanatçılara mekâna özgü iş üretme olanağı sunan Frieze Projects’te ise, fuar alanının önünde sergileyeceği şifalı bitkiler ile ziyaretçileri empatiye dayalı katılımcı bir performansa çağıran Güney Afrikalı sanatçı Donna Kukama; Antarctica adlı projeleriyle alternatif bir arada yaşama modellerini tartışmaya açan sanatçı ikilisi Lucy & Jorge Orta ve bir heykel-mekânın içinde gerçekleştireceği Androgynous Egg performansıyla Georgina Starr ön plana çıkıyor.

    Lucy ve Jorge Orta, Antarctica. Fotograf sanatcilarin web sayfasindan alinmistir.

    Lucy ve Jorge Orta, Antarctica. (Fotoğraf, sanatçıların web sayfasından alınmıştır.)

     

    Georgina Starr. Fotoğraf: Justin Westover, Cargocollective.

    Georgina Starr. Fotoğraf: Justin Westover, Cargocollective.

     

    Fuarın Focus bölümü sanatseverleri heyecanlandıracak Londralı Arcadia Missa, Viyanalı Emmanuel Layr  ve Artinternational İstanbul katılımcılarından Los Angeleslı Night Gallery gibi birçok genç galeriyi ağırlıyor.

    Hannah Black, Arcadia Missa. Kaynak-Frieze.com

    Hannah Black, Arcadia Missa. Kaynak: Frieze.com

     

    Lili Reynaud-Dewar. Emmanuel Layr. kaynak-frieze.com

    Lili Reynaud-Dewar. Emmanuel Layr. Kaynak: Frieze.com

     

    Derek Boshier, Night Gallery. Kaynak-frieze.com

    Derek Boshier, Night Gallery. Kaynak: Frieze.com

     

    Bu yılki edisyonunda Feminizm’e özel bir önem veren fuarda, küratörlüğünü Alison Gingeras’ın üstlendiği ve Air de Paris, Salon 94 ve Regen Projects gibi galerilerin katıldığı özel proje sergisi Sexwork ise en merakla beklenen bölümler arasında.

    Birgit Jürgenssen, Galerie Hupert Winter. Kaynak: Frieze.com

    Birgit Jürgenssen, Galerie Hupert Winter. Kaynak: Frieze.com

     

    Frieze Masters’da ise Antik Çağ’dan 20. yüzyıl sonlarına kadarki dönemde üretilen eserleri görebilirsiniz. Bu yıl 130’dan fazla galerinin katıldığı Frieze Masters’da özellikle küratörlüğünü Sir Norman Rosenthal’ın yaptığı Collections bölümü, gündeme getirdiği birbirinden özgün eser ile görülmeye değer.

    Sanatın keyfine dışarıda, doğayla iç içe varmak isteyenler için ise Frieze Sculpture ideal bir seçim. Urs Fischer, KAWS, Michael Craig-Martin ve Ugo Rondinone, burada işlerini görebileceğiniz 25 sanatçıdan yalnızca birkaçı.

    KAWS, FINAL DAYS (2013), Galerie Perrotin

    KAWS, FINAL DAYS (2013), Galerie Perrotin- Fotoğraf: Stephen White

     

    Frieze haftası süresince Londra, görülmeye değer birçok diğer sanat etkinliğine de ev sahipliği yapıyor.

    Bunlardan 5-8 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 1:54 Contemporary African Art Fair  kesinlikle kaçırılmamalı. 2017’de beşinci edisyonuyla Somerset House’ta karşımızda olacak fuarda The Conversationists temalı FORUM bölümü, eğitim programlarının sürdürülebilir bir bilgi ekonomisi yaratmadaki rolünü tartışmaya açıyor. Fuarın Special Projects kısmındaysa Capetown ve Johannesburg’da etkinlik gösteren Goodman Gallery’nin sunacağı History is Not Mine film programı oldukça merak uyandırıcı. Filmler 6-8 Ekim tarihlerinde, 12.00-13.00 saatleri arasında izlenebilecek.

    Mohau Modisakeng, WHATIFTHEWORLD Gallery.

    Mohau Modisakeng, Passage, WHATIFTHEWORLD Gallery.

     

    The Barbican Center’da 21 Eylül’de açılan Jean-Michel Basquiat: Boom for Real sergisi de sanatçının dünyanın dört bir yanındaki müze ve koleksiyonlarda bulunan yüzden fazla eserini bir araya getiriyor ve mutlaka görülmesi gerekenlerden.

    Jean-Michel Basquiat, Glenn, 1985 Courtesy Private Collection

    Jean-Michel Basquiat, Glenn, 1985. Courtesy Private Collection

     

    Bir diğer heyecan verici etkinlik ise 5 Ekim’de başlayacak: Lisson Gallery ve Vinyl Factory’nin 180 The Strand’de ortaklaşa düzenlediği grup sergisi Everything at Once, aralarında Ai Weiwei, Anish Kapoor, Marina Abramoviç, Cory Arcangel, Dan Graham, Susan Hiller ve Tatsuo Miyajima’nın da bulunduğu olağanüstü bir sanatçı listesine sahip.

    Susan Hiller, Channels, 2013. Kaynak-Sothebys.com

    Susan Hiller, Channels, 2013. Kaynak: Sothebys.com

     

    Katharina Grosse’nin mekana özgü duvar resimlerinin görülebileceği This Drove my Mother up the Wall, South London Gallery’de.

    Katharina Grosse, South London Gallery.

    Katharina Grosse, South London Gallery.

     

    Fotoğrafa özel ilgi duyanlar için ise Whitechapel Gallery zorunlu duraklardan. Thomas Ruff: Photographs 1979 – 2017 usta sanatçının kırk yıllık üretimine ışık tutan muhteşem bir retrospektif.

    Thomas Ruff-Substrat31III, Whitechapel Gallery.

    Thomas Ruff-Substrat31III, Whitechapel Gallery.

     

    Art50.net ile dünyadaki sanat etkinliklerinden haberdar olmak için Yıllık Fuar Takvimi‘mize mutlaka göz atın.